AKP Gül için harekete geçti

Erdoğan’la Gül’ün arası uzun süredir limoniydi. Cenazelerde bir araya gelseler de zoraki konuşuyorlardı. Zaman içinde ilişkiler daha da bozuldu.
Erdoğan’ın yakın çevresine göre, Gül kendi ajandasına uygun hareket ediyordu. Uluslararası temasları vardı. Onların Türkiye planlarında rol almaya istekliydi. Erdoğan da durumun farkındaydı.
Derken ilişkileri kopma noktasına geldi. AKP kulislerinde anlatılanlara göre, süreç şöyle gelişti:

SARRAF DAVASI

Erdoğan Gül’ün faaliyetlerinden kaygılıydı. Geçmişte Erbakan tecrübesi vardı. Kendisine karşı yürütülen operasyonun parçası olduğundan kuşkulanıyordu.
Erdoğan ile ABD arasında gerilim yükselirken, Gül ve çevresinin rahatlığı dikkati çekiyordu. Arkasından ABD’de Rıza Sarraf davası başladı. Mahkemede Erdoğan’ın yakın çevresinden isimler kayda geçiriliyordu. 17-25 Aralık dosyası da bu kapsamdaydı. AKP’den çok Erdoğan’ın hedef alındığı tespiti öne çıktı.

AKP’DE OPERASYON

Erdoğan’ın devre dışı bırakılması durumunda, AKP’de operasyon kolay olacaktı. ABD ve İngiltere için uygun isim belliydi.
Erdoğan’ın çevresinde, “ABD, AKP için de planlar yapıyor” ifadeleri duyulmaya başlandı. ABD’nin bir taşla birkaç kuş vurmaya çalıştığı, bu kuşlar arasında hem cumhurbaşkanlığı hem AKP yönetimi olduğu konuşuluyordu.
Bir anlamda Sarraf davası gözleri açtı.

TOPLANTILAR

Bu gelişmeler yaşanırken, “dar ekiple” toplantılar arttı. Bazılarından Başbakan Binali Yıldırım’ın bile haberi yoktu.
Beştepe’de, “Abdullah Gül ve ilişkileri” konusu masaya yatırılmıştı. Gül’le irtibatlı olduğu düşünülen bakan, milletvekilleri ve işadamları mercek altına alınmalıydı. Gül’le uzak olduğu görüntüsü veren ama Gül’le teması olan isimler uyandırılmadı. Hatta rahat hareket etmelerinin önü bile açıldı.

ARAŞTIRMALAR

Gül’ün çevresinin muhalefet partileriyle temasları öğrenilmişti. Türkiye’yle yakından ilgilenen ülkelerin faaliyetleri de takip ediliyordu. Elde edilen istihbari bilgiler birbirini tamamlıyordu.
Eş zamanlı olarak, bazı ülkelerin gizlice Gül’ün adaylığıyla ilgili kamuoyu araştırması yaptırdıkları duyumu alındı.
Bu yetmezmiş gibi Gül’e yakın bazı işadamlarının da Gül için kamuoyu araştırması girişimleri ortaya çıktı. Gül çevresinden eski bir milletvekilinin boşboğazlığı her şeyi açık etmişti. Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı için harekete geçtiği kesinleşmişti.

YAKALANAN BALIK

Öte yandan, FETÖ soruşturmalarında yakalanan önemli bir “balığın” verdiği ifadeler konuşulmaya başlandı. Her şeyi itiraf ettiği, kimin kimin hesabına çalıştığı, planlarının ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgiler verdiği iddiaları gündeme geldi.
“Bu kadarını tahmin etmiyorduk” dedirten ayrıntılardan söz edildi.
Bu “balığın” itiraflarının da sürecin şekillenmesinde çok etkili olduğu ifade edildi.

SALVOLAR BAŞLADI

Cumhurbaşkanlığı seçimi için işler pekiyi gitmiyordu. Ekonomik kriz, yurtdışı kaynaklı operasyonlar, seçim öncesi yaşanabilecek yeni gelişmeler... gerilimi artırıyordu. Buna bir de parti içinden birinin rakip olarak çıkması kabul edilemezdi.
AKP’den parça koparılmasına tahammül yoktu. Geç kalınırsa, telafisi zor bir durumla karşılaşılabilirdi. Beştepe’de bu tespit yapılınca düğmeye basıldı.

SİLUETİ KARŞI TARAFTA

İsmi açıkça verilmese de hedef belli. Abdullah Gül ve çevresi. Önce “Kılıçdaroğlu’nun kayığına binmekle” suçlandı. Arkasından Salı günkü AKP Meclis Grup Toplantısı geldi.
Erdoğan çok sertti. Sözünü esirgemedi.
“Bunlar AK Parti olarak milletimizle birlikte verdiğimiz hayati mücadelede en küçük desteklerini görmediğimiz, karşı saflarda siluetleri beliren kişilerdir. ...Bu birlikteliği, beraberliği, dayanışmayı zedeleyenler bilsinler ki artık bu kervanın samimi yolcuları değildir. Bu trenden düşenler, düştükleri yerde kalırlar.”
Arkasının geleceği anlaşılıyor.
Şiddetinin ne olacağı ise belli değil!