Angela Merkel’in kahramanı

Konrad Adenauer’den (1949-53) bu yana ilk kez bir şansölye Albay Stauffenberg’in kahramanlığını övdü. Angela Merkel, onun örnek alınması gereken bir kişi olduğunu söyleyerek, “Bugün de demokrasiyi yıkmak isteyen eğilimlere karşı durmakla yükümlüyüz” dedi. Almanya’da 24 bin Nazi yanlısı militan olduğuna bakılırsa, isabetli bir uyarı.
Hitler iktidara geldiğinde (1933) Alman ordusunun (Wehrmacht) üst düzey komutanlarını en aşağılık komplolar ve tuzaklarla tasfiye etti, SS ve Gestapo’yla orduyu kuşattı, tantanalı yemin törenleriyle askerleri kendisine bağlamaya çalıştı. Buna rağmen Prusya askerî geleneğine bağlı Alman subaylarını Nazi Partisi’nin uzantısına dönüştürmeyi başaramadı. Generaller önceleri onu geçici bir fenomen olarak gördüler. Hitler’in Versailles Antlaşması’nı geçersiz kılan hamlelerini vatanseverlik duygularıyla desteklediler.

Rusya’nın işgalini ve Slavların köleleştirilmesini öngören Barbarossa Harekâtı’nın (Haziran 1941) ileri evreleri Alman generalleri için bir dönüm noktası oldu. Generaller, Almanya’nın aynı anda iki ana cephede (Batı-Doğu) savaşamayacağını, Hitler’in Kuzey Afrika’dan Balkanlar’a, Kuzey Avrupa’dan Rus steplerine kadar yayılan orduyu ve Almanya’yı felakete sürüklediğini nihayet anladılar, fakat Nazi Partisi’nin denetim mekanizmasını aşamadılar.
Hitler’e suikast ve darbe planlayan ordu muhalefeti aslında 1930’ların sonunda oluşmuştu. Başında genelkurmay eski başkanı General Ludwig Beck’in bulunduğu gizli grup (Kreisau Çevresi) Hitler’i öldürmek için üç girişimde bulundu.

Birincisinde, Tümgeneral Tresckow, Hitler’i Doğu Prusya’daki karargâhına götüren uçağa iki konyak şişesine gizlenmiş zaman ayarlı bir bomba yerleştirdi (13 Mart 1943). Bomba patlamadı. Bir hafta sonra, Albay von Gersdorff, Berlin Cephaneliği’ni teftişi sırasında Hitler’i cephanelikle birlikte havaya uçurmayı planladı. Fakat Hitler ziyareti kısa kesince, fünyeleri ateşleyecek vakit bulamadı. Ardından, Kasım 1943’te piyade yüzbaşı Axelvon Streisthorst, yeni ordu üniformalarını denetlediği sırada canlı bomba olarak Hitler’in üzerine atılmaya karar verdi, fakat denetimden bir gün önce Müttefik Hava Kuvvetleri binayı bombaladı.
Stauffenberg’in Doğu Prusya’daki Wolfschanze (Kurt İni) Karargâhı’nda askerî toplantı sırasında evrak çantasına yerleştirilmiş bir bombayla Hitler’i öldürme girişiminin ardında ise sağlam bir darbe planı vardı: Operasyon Valkyrie. Hitler öldüğü anda İç Ordu (Erzatzheer) Berlin’i ve büyük kentleri ele geçirerek SS ve Gestapo’yu tasfiye edecek, başında General Ludwig Beck ile Leipzig eski belediye başkanı Carl Goerdeler’in bulunduğu bir hükümet kurulacaktı. Bomba bu kez patladı, fakat Hitler ölmedi. Joseph Goebbels, Berlin’de duruma hâkim oldu. Asker darbeciler anında kurşuna dizildiler, sivillerise aşağılayıcı bir yöntemle, “kümes teli”yle asılarak idam edildiler.
Bu kahramanlar, soylu ailelerden gelen, demokrasiyle alakası olmayan asker kişilerdi. Mesela Stauffenberg, kont unvanı taşıyan muhafazakâr bir monarşist idi. Aralarında Mareşal ErwinRommel’in de bulunduğu subaylar Hitler’i destekleyerek yaptıkları hatayı telafi etme çabasıyla hayatlarını feda ettiler.

Fakat siviller de vardı. Komünist bir marangoz olan Johann Gregor Eser, Hitler’e ilk suikast girişimini gerçekleştirdi. Hitler’in 1923’te Weimar Cumhuriyeti’ne karşı darbe girişimini her yıl Bürgerbräkeller Birahanesi’nde nutuk atarak andığını biliyordu. Geceleri birahaneye gizlice girerek Hitler’in konuşma yapacağı yerin hemen arkasındaki ahşap kaplamalı beton sütunda bir delik açtı ve içine bir saatli bomba yerleştirdi. Mekanik işlerden anlıyordu, aynı zamanda saat tamircisiydi. 8 Kasım 1939 günü bomba patladı. Altı Nazi ve bir garson öldü. Fakat Hitler salonda yoktu. Hava muhalefeti yüzünden Münih’e trenle gelmeye karar vermişti. Ağır işkence gören Eser, 9 Nisan 1945 günü, Kızıl Ordu’nun yaklaştığı Dachau toplama kampında kurşuna dizildi.

En acıklı direniş öyküsü, inançlı Katolik Sophie ve Hans Scholl kardeşlere aittir. Münih Üniversitesi’nin bu iki öğrencisi, Stalingrad cephesinden gelen yaralı arkadaşlarından Alman ordusunun yenildiğini, 6. Ordu’nun Mareşal Paulus’la birlikte Kızıl Ordu’ya teslim olduğunu öğrendi. Büyük felaket kapıdaydı. Olanlardan habersiz Alman halkını uyarmak için öğretmenleri Prof. Kurt Huber’le birlikte Beyaz Gül adında bir örgüt kurdular ve gizlice bildiri dağıtmaya, Hitler karşıtı pankart asmaya başladılar. Yakalandılar, vatan haini olarak aşağılandıkları mahkemede eylemlerini kahramanca savundular. 22 Şubat 1943 günü başları kesilerek idam edildiler.
Almanya tarihi tekin değildir. Etkisi hâlâ hissedilen hayaletlerle, hortlaklarla doludur. Merkel değilse de belki bir başka şansölye, gelecekte bir gün, Rosa Luxemburg, Karl Liebcknecht ve Kurt Eisner’den Johann Georg Eser’e, Andreas Baader, Ulrike Meinhoff ve Gudrun Ensslin’e kadar çok sayıda devrimciyi, zihnen gelişmiş, vicdanlı bir kahramanlar kuşağının örnek alınması gereken seçkin temsilcileri olarak selamlar.