Cari açıkta düşüş sağlıklı mı?

Ülkemizde analiz edilen dönemle ilgili ekonomik göstergelerdeki düşüş ve yükselişleri abartmayı çok seviyoruz. Mayıs ayındaki cari açıktaki düşüşü de böyle abarttık! Önce cari açık nedir ona bir bakalım; bir ülkenin yaptığı ithalat ve ihracat sonrasında ithalatı ihracatından fazla ise dış ticaret açığı verir. Bu açık net hizmet gelirleri (yapılan hizmetlerden elde edilen gelir ile yararlanılan hizmetlere ödenen giderler arasındaki fark) ile dengelenmeye çalışılır. Kapatılamayan kısma cari açık veya cari işlemler açığı denir.

2013 sonunda 65 milyar dolar cari açığınız var. Mayıs 2014'de yıllıklandırılmış cari açığımız 52.6 milyar dolara düştü diye öyle değerlendirmeler yapılıyor ki ülke ekonomisi 5 ayda düzlüğe çıktı. Bundan sonra ara yollara sapmaz. Halbuki cari açığın düşmesi bile bir sinyal...

EKONOMİ DURGUNLUĞA GİDİYOR

Cari açığın neden düştüğüne baktığımızda en önemli iki etkeni görüyoruz:

1-İç talepte daralma devam ediyor.

2-Altın ithalatında ciddi düşme var.

Geçen yılın ilk beş ayında dış ticaret açığımız 32.2 milyar dolar iken 2014 ilk beş ayında dış ticaret açığımız 19.8 milyar dolar olmuş. Bunu etkileyen ise altın ithalatında geçen yılın aynı dönemine göre 4.5 milyar dolarlık bir azalıştır. Bunun yanında net hizmet gelirlerinde 700 milyon dolarlık geçen yıla göre bir artış söz konusu. Cari açık iç talep daralması sonucu düşüyorsa yani ekonominin büyümesinin düşüşüne paralel azalıyorsa bu sağlıklı bir işaret değildir. Büyüme tahminleri de hemen yüzde 3.5'in altına revize edilmiş durumda. Elbette ekonomi küçülürse sizin cari açığınız azalır. Yatırımlar ve tüketim azalır. Bu nedenle ithalat düşer ve cari açık ta azalır. İstenen bu mudur? Hayır. Cari açıkta sağlıklı bir düşüş enerjiye bağımlılığın azalması, katma değer yaratan ihracatın artması, ithalatın gereksiz kısmının azaltılması ile olur. Mayıs ve ilk beş ayın cari açığında azalmanın en önemli kısmı altın ithalatındaki 4.5 milyar dolarlık azalıştan kaynaklandığını bilmemiz de cari açığın sağlıklı azalış içinde olmadığını bize göstermektedir. Bu nedenle 5 aylık cari açıktaki azalışa kanmayıp ekonomimizin krize sürüklendiğini görmezden gelmeyelim.

ÖNCÜ GÖSTERGELER TEHLİKE SİNYALİ VERİYOR!

Krize ilişkin öncü göstergelere baktığımızda kaygılı olmaya devam ediyoruz...

1-Reel üretimde azalış ve bunun devamlı hale gelmesi

2-Kullanılabilir uluslararası rezervlerin değişkenlik göstermesi

3-Yurt içi ve yurt dışı faiz oranlarındaki farklılık

4-Yurt içi kredi genişlemesi (bireysel krediler ile kredi kartlarındaki borçların artması; ödenemez hale gelmesi.)

5-Reel döviz kurunun olmaması

6-Para arzının uluslararası rezervlere oranı

7-Devamlı dış ticaret açığının verilmesi. Dış ticaret hadlerinin aleyhe dönmesi (Irak'ta yaşananlar nedeniyle Irak'a ihracat ciddi biçimde azaldı.)

8-Bütçe açığının milli gelire oranının artması

9-Toplam borcun milli gelire oranının artması. (Dış borcumuz devamlı artıyor ve kısa vadeli yapısı kaygı verici.)

10-Cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 4-5'lerin altına düşmemesi

11-Kısa vadeli sermaye girişinin milli gelire oranı (doğrudan yatırım olmayan sıcak para, kaynağı belirsiz paraların girişi)

Krizlerin olmasını önlemek bu öncü göstergeleri sinyal kabul edip hemen gerekli yapısal ve radikal önlemler almakla mümkündür. Başbakan'ın vizyon belgesindeki refah, kalkınma gibi klasikleşmiş hamasi laflarla ekonomik krizlerden kurtulamayız.