Çiğdem ile Melih

İçimden geldi, bu hafta aşkın çok ötesinde yaşayan Çiğdem Talu ile Melih Kibar’ı anmak ve yazmak istedim.
Çiğdem, 31 Ekim 1939’da edebiyatçı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmişsin. Robert Koleji bitirdikten sonra filoloji eğitimi almış ve on yedi yıl bir özel okulda İngilizce öğretmenliği yapmışsın. Mutsuz bir evliliğin olmuş, ama bir kızın olduktan sonra boşanıp şarkı sözü yazmaya başlamışsın.
Melih, sen de 6 Eylül 1951 günü İstanbul’da doğmuşsun. Baban, “Asfalt Osman” lakaplı ünlü İzmir belediye başkanı Osman Kibarmış. Sekiz yaşında İstanbul Belediyesi Konservatuarının Piyano Bölümü’ne girmişsin. İlk profesyonel müzik çalışmalarına 1969 yılında başlamış, 1970 yılından itibaren de Timur Selçuk’la birlikte olmuşsun. Bu yıllarda aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi’nde kimya mühendisliği eğitimi almışsın.
Çiğdem, kader 1975 yılında, sen otuz altı yaşındayken, 24 yaşındaki Melih’i çıkarmış karşına. Hemen kaynaşmışsınız ve başlamışsın Melih’in bestelerine şarkı sözü yazmaya... Öyle görür görmez âşık olmamışsınız birbirinize. Gün be gün gelişip, şarkılarınızda kendi kendini büyütmüş aşkınız... Birlikte festivallere gitmiş, TV programlarına, konserlere çıkmış ve çok sayıda ödül almışsınız.
Sonra Melih’in yüksek lisans yapmak için Londra’ya gitmesiyle zoraki bir ayrılık yaşamışsınız. Ama aşk bu, mesafeleri dinler mi? Sevdiğin adamı görebilmek için her fırsatta Londra’ya uçmuşsun. Çok mutlu günleriniz olmuş orada...
1976 sonunda İstanbul’da buluşup, yeni yılı Tarabya’da bir restoranda birlikte karşılamışsınız. İlhan İrem ve Erol Evgin ile birlikte Melih sana demiş ki;
“Çiğdem, Çiğdem, çiçeklerin en güzelisin sen / Bilmem ki bundan başka sana neler söylesem / Şarkılara can veren ilham meleğimizsin sen.”
Ama aradaki yaş farkı hep duvar olmuş aşkınıza. Saray terbiyesiyle yetişmiş sen çok korkuyormuşsun, “Kocaman kadının çıtır sevgilisi var” demelerinden. Sonunda dostça ayrılmışsınız, ama birlikte çalışmayı, birlikte üretmeyi sürdürmüşsünüz. Sekiz senede 270 şarkı yapmışsınız.
ŞARKILAR ÖKSÜZ KALDI
1980’lerin başında “Göğüs kanserisiniz” demişler sana. Geç konulmuş bir teşhismiş bu. Tedavi için Londra’ya gidip geliyormuşsun. Neşeli görünmeye çalışıyormuşsun ama hastalık bir türlü geri adım atmıyormuş. Hastane masrafların çok artmış, ama ünlü şarkıcı dostların yetişmiş imdadına. Bir araya gelip sana destek için “Çiğdem Talu’ya Selam” adıyla bir konser düzenlemişler. Ama sonunda lanet hastalık yapmış yapacağını ve 28 Mayıs 1983 günü gazeteler:
“Şarkılar öksüz kaldı,” diye manşet atmış.
Senin ölümünden sonra Melih de kapkaranlık bir sessizliğe bürünmüş. Artık eskisi gibi beste yapamıyormuş. Son olarak piyanosunun başına geçmiş ve “Sessiz Veda” bestesiyle selam göndermiş sana...
Ya, sonra mı? Melih de kansere yakalanmış ve 7 Nisan 2005 günü kapamış gözlerini, sana kavuşmuş. Tıpkı senin gibi, yoldaşlarınız Bebek’ten sonsuzluğa uğurlamışlar onu da...
Haydi, ışıklar yoldaşınız olsun muhteşem âşıklar, rastgele size!