Enflasyona değil ama dolara ezildik

TÜİK dün Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'nın 2019 yılı sonuçlarını açıkladı. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 2019 yılı itibarıyla ülke geneli için 28 bin 522 TL oldu. Bu tutar 2010 yılında 9 bin 735 TL'ydi. Geçen dokuz yıllık dönemde yüzde 193'lük bir artış söz konusu. Aynı dönemde enflasyon yüzde 142 oranında arttı. Gelir artışı enflasyonun 51 puan üzerinde oluştu. Böylece reel anlamda bir yoksullaşma yaşanmamış görünüyor.

EN ZENGİN VE EN FAKİR ARASINDAKİ FARK AZALDI GİBİ!

Ancak dolar bazında baktığımızda ise durum tam tersi. 2010'da o dönemki kişi başına milli gelir hesabına göre dolar kuru ortalaması 1.50 TL. Böylece eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirinin 6 bin 490 dolar olduğunu buluyoruz. 2019'da dolar kuru ortalaması 5.67 TL oldu. Gelir ise 5030 dolar olarak hesaplanıyor. Geçen süreçte yüzde 22.5'lik yani bin 460 dolarlık bir yoksullaşma söz konusu. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri en yüksek bölgemiz 40 bin 749 TL ile İstanbul. Bu tutar 2010'da 13 bin 382 TL'ydi. 2010'da İstanbullu'nun harcanabilir geliri 8 bin 921 dolarken 2019'da 7 bin 186 dolara geriledi. Dolar bazında yüzde 19.4'lük bir erimeden söz ediyoruz. İstanbullu'nun geliri son dokuz yılda TL bazında ise yüzde 204 artmış. Ülke ortalamasından fazla.

DOĞU KARADENİZ HIZLI AKDENİZ YAVAŞ KALDI

Bir de en yoksul bölgemize bakalım. Güneydoğu Anadolu Bölgesi 2019'da 15 bin 706 TL'lik harcanabilir fert gelirine sahipken 2010'da 5 bin 144 TL'lik geliri varmış. Yüzde 205'lik bir artışla hem Türkiye hem İstanbul'un üzerinde. Demek ki en fakir ile en zengin bölge arasındaki uçurum harcanabilir gelirde çok az da olsa kapanmış. Bölgeler itibarıyla baktığımızda son dokuz yılda harcanabilir fert geliri en çok artan bölge yüzde 219 ile Doğu Karadeniz oldu. Söz konusu dönemde geliri en az artan bölge ise yüzde 161 ile Akdeniz ve yüzde 173 ile Ege oldu. Yüzde 188 ile Doğu Marmara, yüzde 182 ile Ortadoğu Anadolu ve yüzde 191 ile Batı Anadolu da Türkiye genelindeki artış olan yüzde 193'lük seviyenin altında kaldı. Batı Marmara ve Orta Anadolu yüzde 201, Batı Karadeniz yüzde 207, Kuzeydoğu Anadolu yüzde 196 artış yakaladı.

AKDENİZ VE EGE'YE NELER OLUYOR?

Diğer yandan bölgeler özelinde en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik kesim ile en düşük gelire sahip yüzde 20'lik kesimi kıyaslayan oranlara bakıldığında oranın en düşük olduğu yani gelir adaletsizliğinin en az olduğu bölge yüzde 4.6 ile Doğu Marmara oldu. Bu bölge daha çok işçi sınıfını kapsadığından esasen beklenen bir durum. Bunun yanında yüzde 7.8 ile eşitsizliğin en yüksek olduğu bölge olarak yüzde 7.8 ile İstanbul öne çıkıyor. Bir yanda ranta dayalı zenginleşme yaşanırken diğer yanda emekçilerin pahalılık altında ezildiği ve yoksullaştığı, işsiz yığınları bünyesinde barındıran bir bölge için şaşılacak bir sonuç değil.

Son olarak her bölge için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50'si temelinde hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 13.3 ile Akdeniz. En düşük olduğu bölge ise yüzde 8.4 ile Doğu Marmara. Bu sonuçlar Türkiye'deki ekonomik yapıyı da anlamlandırıyor. Turizm ve tarım kentlerinin yer aldığı Ege ve Akdeniz özelinde baktığımızda; turizmin Akdeniz'de yoksulluğu azaltmadığı görülürken, her iki bölgenin gelir artışının ülke ortalamasının altında kalması üzerinde durulması gereken bir durum.