Fantastik bir yazı Martı söyledi ben yazdım

Bugün size, martılarla söyleşimi yazacağım. Kıyıda durdum makinem elimde bekliyorum güzel bir anı anlamlı bir kanat çırpışı bir güzelliği objektifime alacağım. Önümde martılar denizin parıltılarının arasında kâh dolaşıyorlar kâh gökyüzüne çıkıp denizin üstüne pike yapıyorlar. Birden kanat çırptı çığlık çığlığa “Yapmayın kıymayın denize kıymayın bize” diye bir ses duydum. Gerçekten acılı bir sesti şöyle sürdürdü. “Yapmayın denizi kirletmeyin, denize çerçöp atmayın fabrika atıklarını denize boşaltmayın. Bakın denizde oluşan salyalar boğazıma yapıştı. Bu güzelim denizi kirletmeyin, deniz küser size, gülmez yüzünüze.” Şaşkındım, martı konuşuyordu.

Martının çığlıkları kulaklarımda bilincimde kitaplar, biz doğayı, kuşları martıları hep küstürüyoruz. Kuşlar insanoğlunun yaptığına dayanamayıp gittiler. “Yaşar Kemal’in Kuşlar da Gitti” romanını anımsadım. Gerçekten martılar da giderse bu denizin keyfi kaçar, gerçekten, deniz o zaman küser balıklar ölür deniz kimsesiz garip kalır.

Martı böyle çığlık atıyordu

DENİZ KÜSERSE

Varlık dergisinde, Vecdi Çıracıoğlu; “Yaşar Kemal ve Deniz Küstü” romanı üzerine bir yazı yazmış, Yazının girişi şöyle başlıyor. “Deniz, edebi metinlerde suyun en güçlü temsilcilerinden biridir. Ancak soyut olarak sudan daha geniş değişkenlik gösteren bir düşlem kaynağıdır.” Deniz küstü romanından Yaşar Kemal’in muhteşem bir cümlesini de alayım sizin için. “(…) Direnmesini sürdüren balık suyun yüzüne atladı. Gerildi yay gibi oldu, sırtı güneşte mavi ışıladı denize dönerken menevişlendi battı.” Yaşar Kemal’in Deniz Küstü romanında kahramanlarla birlikte, yine doğa deniz, balıklar martılar hep öne çıkar.

Ben martılarla konuşurken Songül yine izliyordu

KIYMAYIN DENİZE

Gözlerim denize kilitlenmişti, ben de, denizden, duygularıma bir şeyler katmak istiyordum. Martıların, keyfi güzelim İstanbul boğazının güzelliğinden duygusal dünyama bir şeyler katmak istiyordum, Vecdi Çıracıoğlu’nun, yazısından; “Yazın dünyasında ve tüm kültürlerin içinde renk, ses, uğultu yitip gitme, dokunma duygusu gibi yönelimleri devindirirken, yaşamı bir şiir olarak yeniden kurma olanağı tanıyan romantik eşsiz bir öğe olarak yaşar. Deniz bir tanrıdır sanatçı yaratan.” Evet Deniz üstüne nice roman şiir yazmıştır sanat insanları, duygularını beslemiştir sanatçıların yazarların.

Martı bir çığlık daha attı. Olanca gücü ile ses yayıldı denizin üstüne, “Duydunuz mu kıymayın denize. Kıymayın martılara Deniz bizim evimiz, her şeyimiz. Yorganımız yastığımız, ekmeğimiz. Biz denizden besleniriz, ufak bir kırıntı bir yosun parçasıyla yetiniriz. Siz her şeyi denize atarsanız, zehirleri denize dökerseniz biz ölürüz. Ekmeğimiz yok olur ufak bir çöp atarken, sigaranızın izmaritini bile denize atarken lütfen düşünün. Düşünürseniz olumsuz davranışlar yapmazsınız. Kıymayın denize bizi küstürmeyin, biz olmazsak bu denizin keyfi çıkar mı? Küsersek biz de kuşlar gibi gideriz.”

İşte böyle fantastik bir yazı olsun istedim. Belki bir yararı olur elindeki çerçöpü denize fırlatan insanı düşündürür. Çünkü deniz kaşlarını çattı. Yer yer salya kaplandı. Marmara denizinin yüzü. Denize atılan plastik parçalarını yiyen kuşlar balıklar ölüyor. Böyle giderse denizi öldürürüz. İnsanoğlu için bana göre en önemli konu, doğanın korunmasıdır, denizlerin suların korunmasıdır. Yıllardır doğayı, kuşları martıları zehirliyoruz. Kartalları hep yazıyorum. Dağlarda kanatlarının altı beyaz kanat uzunluğu iki metreyi geçen kartallar vardı. Akbabalar… Hayvan ölülerine zehir döküldü kartallar öldü yok oldu. Martının sesini dinlemelidir insanlık. Doğayı, denizi, nehirlerimizi göllerimizi korumalıyız. Bilinçlenmeliyiz, dert edinmeliyiz, yazmalıyız çizmeliyiz Doğanın denizlerin korunmasını hep önde tutmalıyız.

Martılar deniz güzelse keyiflenir