New York'ta son tango

Avrupa Birliği (AB) Kıbrıs müzakerelerini belirli bir kıvama getirdi. Türklere son darbeyi indirmek için Birleşmiş Milletler (BM) devreye girdi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı New York’ta son tango için podyuma çıktı. Anastasiadis son kerte rahat ve kendinden emin! BM Genel Kurulu’nda 17 Eylül 2016 günü esti, gürledi. “Türkiye ile çeşitli konularda anlaştıklarını” ifade etti. Gizlilik ilkesini resmen çöpe attı. Çünkü karşısında toy, acemi ve ilkesiz bir ekip var! Mustafa Akıncı’nın ise sanki dili tutulmuş! Ser veriyor, sır vermiyor… TBMM ve Meclis’teki partiler bu konuya oralı bile değil! Hiç bilmeyen biri Kıbrıs adasının Pasifik Okyanusu’nda olduğunu sanır!

SIZAN BİLGİLER HAYRA ALAMET DEĞİL!

Türkiye’nin kırmızı çizgilerine saldırı ilk bakışta göze çarpıyor. Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü asla kabul edilmiyor. Türk askerinin adadan kovulması ön şart olarak karşımıza çıkıyor! Ayrıca Türkiye’den gelerek adaya yerleşen ve KKTC’de askerlik yapan Türklerin de pılını pırtısını toplaması dayatılıyor.
Tüm Rum göçmenlere geri dönüş hakkı veriliyor. Bu çerçevede 100 bin Rum geri verilecek yüzde 10 civarındaki toprağa yerleştirilecek! 60 bin Rum ise Türk idaresi altında kalacak bölgede iskân edilecek…

KIBRIS’A AD ARANIYOR?

Kıbrıs Cumhuriyeti, bilindiği üzere 1963 Rum darbesi ile fiilen Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne dönüştürüldü. Bu durum Anastasiadis tarafından 25 Ağustos 2015’te Limasol’da yapılan Dünya Kıbrıs Rumları toplantısında açıkça ifade edildi. Şimdi “Federal Kıbrıs Cumhuriyeti” diye bir ad uyduruyorlar. Ama bu devlet KKTC’yi ortadan kaldıracağından ve Türklere sadece cemaat statüsü vereceğinden, sözde iki kesimli, sözde federal, gerçekte üniter bir devlet olacak! Almanya gibi güçlü bir merkezi hükümetin gölgesinde yerel yönetim özerkliği olan sözde federe yapılar göreceğiz…
Ayrıca Rumlar bir anlaşma durumunda, “iki kesimlilik” ve “iki toplumluluk” ilkelerinin AB’nin Birincil Hukuku (Kalıcı Derogasyon) olmasına da karşı çıkıyor. Çünkü bu ilkelerin Avrupa Mahkemeleri tarafından sulandırılacağını çok iyi biliyorlar.

DENİZDEN DE PAY YOK!

Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB) içinde yer alan zenginliklerin “birlikte ve eşit söz hakkı ile yönetimi” de istenmiyor. Nikos Efendi sadaka verir gibi, “Türklerin ihtiyaçları kadar yararlanabileceklerini” söylüyor. Yani adil bir paylaşım söz konusu değil!

AKINCI’YA SORULAR!

Türkler, kendi geleceğini belirleme hakkı olan iki eşit halktan biri olarak kabul ediliyor mu?
Viyana Nüfus Mübadelesi (2 Ağustos 1975) çerçevesinde yapılan iskân, topraklandırma çalışmaları ve verilen tapular geçersiz mi sayılacak?
Rum göçmen sorununun çözülmesi için Türk halkı göçe mi zorlanacak?

RUM-YUNAN İKİLİSİ SAVAŞ SUÇLUSUDUR!

Akritas-İphestos planları, BM raporları (Doc. S/5950, Doc. S/7969, Doc. S/8286), 15 Temmuz 1974 Yunan Darbesi, 19 Temmuz 1974’te Makarios’un BM’de yaptığı konuşma ve Yunanistan Yüksek Mahkemesi’nin 2658/79 sayılı kararları Rum-Yunan ikilisinin savaş suçlusu olduğunu açıkça teyit etmektedir. Durum her seviyede resmi belgelerle ortaya konmuşken, Türk tarafına savaşı başlatmış ve kaybetmiş gibi bir muamele yapılmaktadır. Burada eğer bedel ödenecekse, bu bedeli ödeyecek taraf savaş suçlusu Rum tarafıdır. Bu koşullar altında çoğunluk hakları dayatmaları ise barışa değil savaşa hizmet eder!

TEMEL SORUN

KKTC’nin aldığı kararlar, Meclis’in yaptığı yasalar, hükümetlerin bireylerle yaptığı akitler bir çırpıda yok mu sayılacak? Rumlar eğer gerçekten iki bölgeli ve iki toplumlu federal bir çözüm istiyorlarsa, KKTC’nin varlığını ve hukuksal düzenini kabul etmek zorundadır. Bu aynı zamanda federal çözümdeki “toplumsal eşitlik” ilkesinin esasıdır. Öncelikli ve temel sorun budur! Bu sağlanmadan yapılacak her görüşme sadece Rumlara yarar!
Akıncı’nın ve Türkiye’deki yetkililerin yerinde olsam, Ege adalarının ve de özellikle Girit’in elimizden çıkış süreçlerini sindire sindire okurdum. Jeopolitik, tarih ve strateji bilmeden müzakere masalarına oturanları, susuz götürüp susuz getirirler… Türkiye,ana kıtası ile Kıbrıs arasında, içinde petrol ve doğal gaz kaynayan MEB sorunlarını Rumlar daha doğrusu AB ile çözebilir mi? Gelecek kuşaklar asla affetmez!