Türk-Amerikan savaş ceridesi

Türkiye’ye yönelik emperyalist saldırı yıllar önce başlamıştı. Harp prensipleri çerçevesinde önce muharebe sahnesi şekillendirildi. Ergenekon, Balyoz ve diğer isimli tertipler davalar ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) hedefe oturtuldu. Böylece savaş fiilen başlamış oldu. Bu dönemi CIA’nın Türkiye uzmanı Henry Barkey bir cümle ile özetledi: “TSK’yı kafese koyduk!” Bu Zat-ı Muhterem darbe girişiminin olduğu gece Büyükada’da dostları ile pişpirik oynuyordu!

MİLLİ DİRENİŞ BAŞLIYOR
Ülkenin semalarındaki sis bulutu yavaş yavaş dağılmaya başladı. Demir parmakların ardındaki aydınlar ve askerler şanlı bir direniş başlattı. Ülkedeki yurtseverler Silivri’nin kapılarına dayandı. Tertibin dış bacağı anlaşılmıştı. Mesele artık milli bir dava halini almıştı. Kabaran milli damarın yüksek basıncı ile Silivri ve Hasdal duvarları yıkıldı. Böylece dış düşmanlara karşı ilk ciddi başarı elde edildi.

ABD ÖNDERLİĞİNDEKİ CEPHENİN KARŞI ATAĞI
Emperyalist merkezler kesin sonuç almak için 7 Haziran seçimlerine dört elle sarıldı. Tarihin gördüğü en büyük seçim kampanyası düzenlendi. Selahattin Demirtaş neredeyse peygamber ilan edildi. Türkiye’deki Cumhuriyetçi kesimin önemli isimleri bile kalaşnikofa şarjör oldu! Sonuçta PKK’nin siyasi kanadı olan HDP Meclis’e sokuldu. Bu gelişmeye koşut olarak Suriye sınırımıza PKK devletçiği yapıştırıldı.

TÜRK DEVLETİ TOPA GİRİYOR
TSK, Lozan’ın 92’nci yıldönümünü kutladığımız 24 Temmuz 2015 günü şaha kalktı. Emperyalist güçlerin karşımıza çıkardığı PKK’ya karşı geniş çaplı bir harekât başlattı. Artık silahlar konuşuyordu. İşte bu kırılma anıydı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Bu bir vatan savaşıydı.
PATLAYAN BOMBALAR
Türkiye, ABD’nin Suriye’deki PYD kantonlarını birleştirecek koridor kurma çabalarına da şiddetle karşı çıktı. Zaman zaman diplomasi dilini kullandı, bazen de silaha sarıldı. Fırat üzerindeki PYD botlarını vurdu, Azez’deki hedefleri topa tuttu. Türkiye’yi hizaya getirmek için emperyal çeteler Türkiye’de bir yıl içinde tam 17 büyük terör eylemi tezgâhladı. Tam da Rusya ile ilişkilerin düzelme sinyalleri verdiği bir anda Rus uçağı düşürüldü. Bunun bir tertip olduğu apaçık ortadaydı. IŞİD’in Kilis’i roket eğitim sahası yapmasına göz yumuldu. Ama Türkiye’nin direnişi devam ediyordu...

CEPHEYİ İÇTEN YARMA GİRİŞİMİ
Türkiye’nin çizdiği kararlı rotanın hilafına Başbakan Davutoğlu garip mesajlar veriyordu. Yeni bir açılım için PKK’ya göz kırparken, dolaylı olarak Kürt (ABD-İsrail) koridoruna yeşil ışık yakıyordu: “Barzanistan’a karşı çıktık mı ki Rojava’ya (Sözde Suriye Kürdistanı) karşı çıkalım!” FETÖ ile mücadeleyi de ağırdan alınca, Davutoğlu tasfiye edildi. Böylece ABD, kendi yayın organlarına göre bir adamını kaybetmiş oldu. Savaş hiçbir cephede hız kesmiyordu...

SON ÇIRPINIŞ
FETÖ soruşturmasının asker bacağındaki ilk tutuklamalar büyük panik yarattı. Yüksek Askeri Şura, tarihinin en büyük tasfiyesine hazırlanıyordu. Çanlar FETÖ ve hamileri için çalıyordu. Emperyalist sistem için kesin sonuçlu muharebeye girmekten başka çare kalmamıştı. Türk halkını, TBMM dâhil Türk’ün kutsal mekânlarını hedef alan kirli ve kanlı bir darbe planı hazırlandı.
Hainlerin ceplerinde bulunan yeşil bir dolarlık banknotlar efendilerini de deşifre ediyordu. Doların onlara uğur getireceğine inanmışlardı. Herhalde Amerikan İslam’ı dedikleri de bu olsa gerekti. Şeytanla yolculuğa çıkanların kaderi neyse, onlar da aynı akıbet ile buluştu.
Büyük Türk Milleti ile bütünleşen Türk ordusu ve Türk polisi emperyalist devletlerin uşaklarını üç saat içinde yerle bir etti. Devlet büyükleri ve siyasi partiler çok iyi bir sınav verdi. Genel harbin en önemli muharebesinde kesin ve mutlak bir zafer kazanıldı. Kenetlendik ve kazandık... Emperyalist çeteler Türkiye’deki operasyonel güçlerini tamamen kaybetti. Atağa kalkan Türk devleti kısa süre içinde vücudun her tarafına yayılmış 70 bin kanserli hücreyi söküp attı.
Unutmayalım, önemli bir muharebeyi kazandık ama küresel güçlerle savaş devam ediyor. Bu savaşta yapacağımız stratejik hataları taktik başarılarla kapatamayız. Devam edeceğiz...