NASA raporu yayınlandı: Türkiye'yi kuraklık bekliyor

Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ciddi kuraklık riski ile karşı karşıya kalacak ülkeler arasında gösterilmesine ilişkin NASA raporu korkutuyor

OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yusuf Demir, son yıllarda yaşanan küresel ısınma ve buna bağlı olarak yaşanacak kuraklık riskleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. NASA’nın yayımladığı ve Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ciddi kuraklık riski ile karşı karşıya kalacak ülkeler arasında gösterildiği raporu değerlendiren Demir, ülkenin 4 aşamalı kuraklıkla karşı karşıya olduğunu belirtti. Demir, “Karadeniz Bölgesi özeline baktığımızda da Samsun başta olmak üzere özellikle bu sene çok ciddi bir kuraklık yaşıyoruz. Türkiye önemli bir kuraklık yaşıyor. 4 aşamalı bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Bu kuraklık, meteorolojik, hidrolojik, tarımsal ve sosyal kuraklık. Biz meteorolojik kuraklığı Türkiye olarak geçirdik. Yağış rejiminde değişiklik yağışlarda azalmayı yaşadık. Şu an hidrolojik kuraklık dediğimiz su kaynaklarında azalma, baraj ve göllerde azalma, akarsularımız ve özellikle kaynak sularında azalmayla karşı karşıyayız ki, bu da hidrolojik kuraklığın göstergesidir. Bunun bir diğer aşaması da tarımsal kuraklıktır ve en önemli problemlerden bir tanesidir” dedi.

‘KIŞI YAŞAMADAN BAHAR GELDİ’

İklim rejiminin böyle devam etmesi halinde ciddi tarımsal kuraklığın yaşanacağına da değinen Prof. Dr. Demir, “Türkiye önümüzdeki süreçte eğer bu seneki iklim rejimi böyle devam ederse çünkü henüz daha kışı yaşamadık, bahar geldi. Ciddi tarımsal kuraklık ile karşı karşıya kalacak. Ama biz hala umutluyuz. Önümüzdeki bir iki ay içerisinde inşallah bir takım yağışlar alabiliriz. Hem bitkilerin, hem tarımsal üretim açısından alt yapı noktasındaki problemler meteorolojik anlamda giderse bu risk biraz azalır diye düşünüyoruz” diye konuştu.

‘YATIRIM İÇİN GELECEKLER’

Türkiye’nin pek çok yerinde yaşanacak kuraklıktan etkilenmeyecek bölgenin başında Karadeniz Bölgesi’nin geldiğini ifade eden Demir şunları kaydetti: “Karadeniz Bölgesi’nin başka bir özelliği var bizim için önemli olan. Bu bölge belki de bu ülkenin gelecek 30 yılda en önemli bölgelerinin başında geliyor. Çünkü dünyada yayımlanan raporlarda da bu ifade ediliyor. Bu küresel ısınma ve kuraklık devam ettiği sürece Türkiye’nin pek çok yerinde yaşanacak kuraklıktan etkilenmeyecek bölgenin başında Karadeniz Bölgesi geliyor. Bu da önümüzdeki süreçte Karadeniz Bölgesi’nin bu ülkede hem yaşanabilecek hem yeşil kalabilecek doğal kaynaklarıyla insanların umudunun yeşereceği, turizminin yaşanabileceği bir bölge haline gelir. Pek çok yatırımcının bu bölgeye yatırım yapması gelecek 30 yıl içindir. Bizler de bugünden kısa vadeli kuraklığa karşı bölge insanını bilgilendirme ve tedbir alma konusunda süreç oluşturmalıyız, hem de uzun vadede Karadeniz Bölgesi’ni hem ülkenin geleceğini hem de bölge insanının geleceğine hazır hale getirmeliyiz.”

‘HES’LER DOĞRU PLANLANMALI’

Bölgede doğal kaynakların korunması gerektiğinin altını çizen Demir, “Karadeniz Bölgesi'ni korumak ve geleceğe taşımak mevcut yapısıyla geleceğe hazırlamak bizim önemli görevimiz. Bu bölgenin doğal yapısını ve güzelliğini bozarak kaynaklarını tahrip ederek geleceğe hazırlayamayız. Onun için de biz bu bölgede mutlaka hem doğal kaynakların korunması hem de şu anda bölgede en önemli yatırımlar olan HES’lerin doğru planlanması, çevreye verebileceği hem çevre zararı hem iklim ve meteorolojik zararlarının önüne geçilmesi açısından yetkilileri ve bölge insanını uyarmakla mükellefiz” dedi.

'DUYARLI VE BİLİNÇLİ DAVRANILMALI'

Doğal kaynaklarının korunarak gelecek nesille aktarılmasında herkesin sorumluluğu bulunduğunu da vurgulayan Demir şöyle dedi: “Karadeniz Bölgesi Türkiye’nin cennet bölgelerinden bir tanesi ama bunu bir cennet olarak koruyabilmek ve güzelleştirebilmek bizim elimizde. Dolayısıyla bölgedeki bir damla suyun bir hayat ve gelecek olduğunu, ülkenin geleceği ve insanımızın geleceği için çok önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Bu bölgeye sahip çıkılarak doğal kaynaklarının ve güzelliğinin geleceğe taşınması hepimizin sorumluluğundadır. Bu noktada herkesi duyarlılığa ve bilinçlenmeye davet ediyorum.”