TRT saz sanatçısı Hulki Rıza İpek anlattı: Tren gelir hoş gelir

“Babam dünya çapında bir sanatçı olmuştu. Mısırlı şarkıcı Ümmü Gülsüm’den bir mektup gelmişti. Mektupta ‘Yılmaz İpek seni Kahire'ye bekliyoruz’ diyordu. Muhammet Abdülvahap Arap dünyasının Zeki Müren’i, o da davet etti. Uluslararası bir isimdi Yılmaz İpek.”

İzmir TRT saz sanatçısı Hulki Rıza İpek, söyleşimizin bu bölümünde askerlikten sonra Radyo’ya girişini anlattı. Değerli sanatçımız, köklerinin Asya’dan geldiğini, dedesinin İstanbul’a nasıl yerleştiğini ve bu yaşamın sanat hayatında kendisine kattıklarından bahsetti.

Askerden sonra hemen Radyo’ya alındınız mı?

Askerlik bitti geldik Radyo’ya, kadro imtihanlarına gireceğiz. Tekrar sınava girdik, kazandık ve Radyo’da göreve başladık. Kadrom gelmemişti ama ben bağlama çalıyordum. Radyo’da haberlerden beş dakika evvel “Halk Ezgileri” vardı. Ümit Bekizağa, ben, Celal Vural üçlü, bazen dörtlü orada çalıyorduk.

Arkadaşlara kadro verdiler, bana da verdiler ama dediler ki, “Biz seni bağlamadan almak istiyoruz. Sen şimdi burada sınava girme, Ankara’da kadro sınavı yapılacak. O sınavda seni bağlamacı olarak kadroya alalım dediler. Bunu da diyen, Mehmet Özbek hocamız, kulakları çınlasın. Ankara’da yine sınava girdim. Doğal olarak, “Hulki sen yine mi geldin” dediler. Sınav heyeti, “bağlama çalmanı biliyoruz. Biz İzmir’e gelelim, orada bağlama sınavı yapıp seni kadroya alalım. Kapının önünde bir oğlan var. İsmi Turan Özcan. O çocuk gitar çalıyor. Senin kadronu ona verelim” dediler. “Tamam” dedim. Turan Özcan girdi içeriye ben çıktım. Turan Özcan tarcı oldu. Radyo’ya girişimiz de böyle oldu.

SOYADIMIZDAKİ İPEK,

İPEKYOLU’NDAN GELMİŞ

Kökleriniz İzmir’e nereden gelmiş?

Asya kökenliyiz. Bizimkiler İpekyolu’ndan gelmişler. İpek soyadı oradan geliyor. Aydın, Çine’ye yerleşmişler. Anne tarafım Bitlis’ten gelmiş. Anneannem Mısır’dan gelmiş. Babaannem Yugoslavya’dan gelmişler. Kos adasında, İslamköy’e yerleşmişler. Oradan İzmir’e yerleşmişler. Birisi bana “Hulki senin Hacı Kabaklar la bir akrabalığın var mı” dedi. Kim o dedim. Hasan Hulki var orada imam dedi. Babaannemin babasıymış. Orada babamın sülalesine Hacı Kabaklar diyorlarmış. Böyle karışık armoni içinden geliyoruz.

Biraz babanızı da anlatabilir misiniz?

Dedem o tarihlerde İzmir'de marangoz. Bir arkadaşı “bir sazım var, şurası kırıldı, tamir edebilir misin” diyor. Dedem tambur ve bağlama çalıyor. Kalın Mustafa diyorlar, İri yarı bir adamdı. Babam da bağlama çalıyor. Dedem, on iki yaşındayken babamı elinden tutarmış Fuar’a, Radyo’ya götürürmüş. Orada bağlama çalarlarmış. Sonra dedem İstanbul'a gidiyor ve orada bir dükkân açıyor. Şemsi Yastıman da meşhur dükkânını açıyor. O sırada Şemsi Yastıman halamı görüyor, beğeniyor ve evleniyorlar.

Babam da öyle bir bağlamacı oluyor ki, İbrahim Karataş derdi ki, “Yılmaz bir geldi radyoya adam bağlamayı tersten çalıyor, virtüöz.” O çevrede, o heveslerle büyüdük biz de. Senelerce babamla birlikte çaldık, çalıştık.

TRT, EMEKLİ OLANI

UNUTTURMAYA ÇALIŞIR!

Babam rahmetli olduğunda, kendi kendime “Babam, İzmir ilinden çıkmış ama dünya çapında isim olmuş. Altmış üç yaşında kaybettik. Unutulmadan bir CD yapayım” dedim. Plaklarını buldum tek tek. Epey de plak yapmış, kendi çalıp söylemiş. Radyo’daki bantlarını bulayım dedim. Eski bantları silinmiş. TRT'nin öyle bir tersliği vardır. Bir adam öldü mü veya emekli oldu mu, onu unutturmaya bakar. Neyse ki iki CD yaptım. İyi ki de yapmışım.

Bir gün radyonun önünden geçerken bir kadın bantları çöpe atıyor. Abla bunları neden atıyorsun dedim. Bunlar kaydedildi, atıyoruz dedi. Bit pazarında satılıyor bantlar.

Arabayı radyonun önüne park etmiştim. Bantları arabanın arkasına koydum. Eve geldim. İbrahim Karataş bir tane teyp vermişti bana. Makara teyp. Bantlara tek tek baktım. İzmir radyosu ses sanatçısı Mürüvvet Akkaraca’dan türküler. Çalanların isimleri de tek tek okunuyordu. Yılmaz İpek birçok yerde çalmış. Çok güzel kayıtlardı.

YILMAZ İPEK’İN ÖNÜNDE

SÜRMELİ ÇALINMAZ

Bir gün Radyo’da canlı programı Şahin Akay sunuyor. Solist Bahattin Turan. Bağlama olarak biz hazırız. Yılmaz İpek de konuk sanatçı, iki-üç türkü çalacak. Babam çok faal bir adam. Program başladı, Bahattin bir türkü söyledi, sonrasında Yılmaz İpek hocamız da burada deyip sunuş yaptı. Babam da zannetmiş ki, Bahattin bir tane türkü okuyacak, ben de sonuna kadar çalacağım. Bağlama elinde, çalacak, söyleyecek mikrofon da önünde. Yılmaz İpek bağlamayla bir giriyor on dakika, on beş dakika çalıyor. Bahattin, Şahin beye “ben türkü okuyacaktım daha” diye işaretler veriyor. Şahin de bana işaret ediyor. Ben de “bırakın çalsın” diye işaret veriyorum. Babam “Sürmeli” türküsünü de çaldı. Nida Tüfekçi’nin bir lafı vardı, “Yılmaz İpek’in önünde sürmeli çalınmaz” derdi. Babam bağlama çalmak için yaratılmış bir adamdı.

ÜMMÜ GÜLSÜM VE MUHAMMET ABDULVAHAP’TAN DAVET

Benim çöplüğün içinden aldığım bantların içinde Yılmaz İpek’in “Sürmeli” si de vardı. Radyoda aradık o bantlar yoktu. Bantları arkadaşımla bir güzel temizledik. Evde makara yığınlarını açtık. İçinde ne yazıyor biliyor musunuz, “Dostlarıma hediye bandıdır”.

Babamın arkadaşı Emin Gürbüz vardı Amerika'da. “Yılmaz şöyle bir şeyler çal da bana yolla” demiş. Onun için çalmış. Bacağından ameliyat olmak için İstanbul’a gitmişti. Arif Sağ gelmiş, “Yılmaz ağabey yeni stüdyo kurdum gel söyle, kaydedelim” demiş. Kimseye hayır diyemezdi. Gitmiş orada şeyh Şamili çalmış.

Babam dünya çapında bir sanatçı olmuştu. Mısırlı şarkıcı Ümmü Gülsüm’den bir mektup gelmişti. Mektupta “Yılmaz İpek seni Kahire'ye bekliyoruz” diyordu. Muhammet Abdülvahap Arap dünyasının Zeki Müren’i, o da davet etti. Uluslararası bir isimdi Yılmaz İpek. İzmir'de Yılmaz İpek sokağı bile yok. Böyle de alçak gönüllü bir adamdır.

Bağlamada bir ekoldü, tarz yarattı.

BAYRAM ARACI ELİN ÖPMÜŞ

İ.Can: Bağlama çalmak var, hızlı çalmak var. Hem tatlı çalmak hem hızlı çalmak o artık mükemmel oluyor. Yani hız başka bir şey, bağlama çalmak başka bir şey, dinletmek karşı tarafa. Her triyoleyi (10 dizelik nazım biçimi), her inişi, çıkışı dinletmek...

Babam, Ankara Radyosu saz sanatçısı Bayram Aracı’yı çok seviyormuş. Bayram Aracı da her gün dedemin dükkanında. Bayram Aracı bir gün, “Yılmaz, senin şu eline bakayım oğlum.” demiş. Babam, “Elime şöyle bir baktı ve elimi öptü. Yerin dibine geçtim. Benim çok sevdiğim, saydığım sanatçı Bayram Aracı elimi öptü” diye anlatmıştı. Çok enteresan o dönemde çağ atlatmıştır babam. Bağlama yapımında da öyleydi. Oyma makinasında kafası mühendislerin kafası gibi çalışırdı.

Babanız İstanbul’da kaldı mı?

Dedem İstanbul'a gittiğinde babam da orada kalmış. Halam da orada. Neyzen Tevfik de o sokakta oturuyor, dedemin arkadaşı. Babam isim yapmaya başlamış. Şemsi’nin de ismi var ama eniştem babamı biraz kıskanmış. Çünkü Şemsi Yastıman gecesi yapılıyor, millet Yılmaz İpek diye bağırıyor.

Dedem bakmış bu iş böyle olmayacak, “Oğlum biz İzmir’e dönelim” demiş.

"MÜNEVVER YASTIMAN'I KAYBETTİK"

Değerli sanatçımız Hulki Rıza İpek’in halası, Yılmaz İpek’in kız kardeşi, Şemsi Yastıman’ın eşi, Münevver Yastıman’ı, 6 Kasım 2021 Cumartesi günü kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Aydınlık ailesi olarak, İpek ailesinin acısını yürekten paylaşıyoruz.

Ailesi, yakınları ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

UZUN OLUR AMASYA'NIN SELVİSİ

Uzun olur Amasya'nın selvisi

Bilemedim benim (de) yarim hangisi

(aman aman)

Orta Boylu Kalem Kaşlı Kendisi

Bilemedim benim (de) yarim hangisi

(aman aman)

Bağlantı:

Haydi yavrum tek basa basa

Süt sağıyor altın tasa

Benim yerim çok güzeldir

İki parmak boydan kısa

Bülbül olsam gül dalına konarım

Güllü yarin ateşine yanarım (aman aman)

Ben yitirdim selvi boylu yarimi

Gelen geçen yolculara sorarım (aman aman)

Bağlantı

Yöresi: Tokat-Erbaa

Kaynak Kişi: İbrahim Karataş

Derleyen ve Notaya Alan: Hulki Rıza İpek

Makamsal Dizi: Karciğar

Konusu-Türü : Aşk-Sevda

Ses Genişliği: 9 Ses

TREN GELİR HOŞ GELİR

Tiren gelir hoş gelir

Beyaz mendil boş gelir

Hasibe'min yanağı

Gözlerime hoş gelir

Bağlantı:

Ayvalar olsun yiyenler doysun

Kaymak yumak Hasibe'm cilveye doysun

Aman demeli fındık yemeli

Telli gözlü Hasibe'me neler demeli

Aman aşarı yandım aşarı

Telli gözlü Hasibe'm çık dışarı

Aman anneler yandı yareler

Telli gözlü hasibe'm un alar eler

Tiren gelir yel gibi

Sular akar sel gibi

Hasibe'min yanağı

Taze açmış gül gibi

Bağlantı

Meşe yandı kül oldu

Külün dibi yol oldu

Hasibe'yi sorarsan

Yandı yandı kül oldu

Bağlantı

Yöresi: Bilecik-Bozüyük

Kaynak Kişi: Aşık Ömer Doğan

Derleyen ve notaya alan: Hulki Rıza İpek

Makamsal Dizi: Gülizar

Konusu-Türü : Aşk-Sevda

Ses Genişliği: 9 Ses