14. ölüm yıldönümünde Cengiz Aytmatov: Türk dünyasının ortak yazarı

Kırgız yazar, gazeteci, diplomat, devlet adamı Cengiz Aytmatov’un eserleri 176 dile çevrildi, 128 ülkede yayımlandı ve farklı ülkelerden 46 devlet ödülü aldı

14. ölüm yıldönümünde Cengiz Aytmatov: Türk dünyasının ortak yazarı
A+ A-

Dünyaca ünlü Kırgız yazar, gazeteci, diplomat, devlet adamı Aytmatov, Türk dünyasının ortak değeri olarak kabul edilir.  "Sovyetler Birliği'nin son yazarı" olarak da bilinen Aytmatov, ülkesinde Kırgız milli edebiyat konusu denilince Manas Destanı'ndan sonra akla gelen ilk isimlerden biri.

Aytmatov, Selvi Boylum Al Yazmalım romanıyla Türkiye'de tanındı. Roman, toplumsal ve siyasi geçiş süreçlerinde Kırgız halkının yaşadığı sancıları çeşitli hayat hikâyeleri üzerinden yansıtır. Aytmatov, bu romanla, hızla gelişen teknolojinin halkın yaşayışı üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanır. Okur, birbirini seven, talihsiz bir olay sonucu yolları ayrılan ve en sonunda garip bir tesadüfle tekrar karşılaşan iki insanın parçalanmış hayatlarına tanık olur. Kitapla okur, dönemin geniş toplumsal manzarasına da çok çeşitli açılardan bakma imkânı yakalıyor.

Aymatov, kitabı yazdığı dönemle ilgili duygularını şöyle aktarır; “Ya insanın yaratılışından bu, ya da ben böyleyim; hep bir şeylerin eksikliğini duyuyordum. […] Anarhay’da geçirdiğim son bir buçuk yılda oğlumun ve karımın özlemine dayanamaz olmuştum. Geceleri gözüme uyku girmiyordu. Samet’in gülümseyişi, tombul bacakları üstünde düşecekmiş gibi duruşu gitmiyordu gözlerimin önünden. Hele o körpe bebek kokusu sanki içime sinmişti.”

Roman aynı adla sinemaya uyarlandı. Ve Türk sinemasının klasik filmleri arasına girdi. Başrollerinde Kadir İnanır ile Türkan Şoray'ın rol aldığı filmde Asya, iki erkek arasında kalır. İlyas sevdiği, âşık olduğu adam ve çocuğunun gerçek babası. Cemşit ise en zor anlarında yanında olan, evini ve gönlünü açan, sahip çıkan ve emek veren, çocuğunun baba dediği adamdır. Asya, büyük aşkı İlyas’la, kendisine zor gününde kucak açan Cemşit arasında bir tercih yapmak zorunda kalır.

Film, en çok “aşk neydi” repliğiyle akılda kaldı. İlyas ile Cemşit arasında kalan Asya’nın Cemşit’i tercih etmesi ise “aşk emektir” diyenlerin yüreğine su serpti.

Cengiz Aymatov, Türkan Şoray ve Kadir İnanır ile birlikte

‘GÜN OLUR ASRA BEDEL’

Cengiz Aytmatov’un bütün dünyada geniş yankılar uyandırması ise, Gün Olur Asra Bedel kitabı ile olur. Roman özet olarak, yürek paralayan bir hikayedir. Bu yürek paralamanın içinde umutsuz bırakmaz okuru Aymatov. Hikâye, tutsaklığa, baskılara ve sürgünlere karşı umudu hep diri tutan bir meydan okumadır.

Hikâyede, Yedigey Cangeldi, cepheden döndükten sonra Kazak bozkırlarında küçük bir tren aktarma istasyonunda çalışmaya başlar. Burada şahit olduğu ve uzak geçmişinden hatırladığı olaylar, aslında yekpare bir coğrafyaya kâbus gibi çöken bir siyasi rejimin gümbür gümbür çöküşünün sebepleridir. Aytmatov, insanı yok sayan ve onu makineleştirmek isteyen sistemin aslında niçin çökmeye mahkûm olduğunu bu romanında da anlatır.

Yedigey, ölen emektar arkadaşı Kazangap’ın cenazesini mezara götürürken, kendisinin ve milletinin geçmişini, acı-tatlı, düşündürücü yanlarıyla bir bir gözlerinin önünden geçer. O gün, “asra bedel bir gün olur” onun için.

Geçmişi, bugünü ve yarını büyük ustalıkla bir arada sunan Aytmatov, “Demiurg” uzay araştırmaları programı neticesinde keşfedilen bir uygarlığın, insanlarla iletişim kurma çabalarının yerküredeki yansımalarını gösterirken, adeta aynada kendimizle yüzleşmeye davet eder. Kazangap’ın götürüldüğü Ana-Beyit mezarlığı, adını Nayman Ana adlı efsanevi bir kadının orada gömülü olmasından alır. Aytmatov; Nayman Ana’nın hikâyesini verirken, dünyaya “mankurt” kavramını hediye eder.

"Mankurt"u romanında, tarihine küsen, geçmişini unutan, ailesine, mensup olduğu milletine, öz değerlerine yabancılaşan ve gayesi olmayan insanların mensup oldukları milletleri uyarmak için kullanır.

Toplumuna yabancılaşma olarak da kullanılan "mankurt" kavramı, dünyada benimsenirken, romanın adı da günlük yaşamda kullanılan bir söz haline geldi.

ARAGON: DÜNYANIN EN GÜZEL AŞKI

Aytmatov’un eserlerinde, Kırgızların sözlü kültürü, geleneği, masalları, destanları ve türküleri yer alır. Dünyanın en güzel aşk hikayesi olarak da nitelendirilen Cemile kitabında; "İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez" der.

Fransız yazar ve şair Louis Aragon; "Dünyanın en güzel aşk hikayesi" olarak nitelendirir yazarın Cemile romanını. Ve şunları yazar; "İşte şimdi burada, Villon'un, Hugo'nun, Baudelaire'nin Paris'inde, kralların ve devrimlerin Paris'inde, ressamların yüzyıllık Paris'i olmakla övünen her taşı ya bir tarihi ya bir efsaneyi hatırlatan şu Paris'te Werther, Bérénice, Antoine ve Kleopatra, Manon Lescaut, Education Sentimentale, Dominique, hepsi birdenbire gözümden düşüverdi. Çünkü ben Cemile'yi okudum. Roméo Juliette, Paolo ve Francesca, Hernani ve Dona Sol, artık bunların hiçbiri gözümde değil, çünkü ben ikinci dünya savaşının üçüncü yılı yazında, 1943 yılının o Ağustos gecesinde Kurkureu vadisinde bir yerde Zahire arabaları ile giden Danyar ve Cemile'ye, bunların hikâyesini anlatan küçük Seyit'e rastladım."

PRAVDA GAZETESİNDE MUHABİR

Babasının ölümünden sonra Moskova’dan köyüne döner. Cengiz Aytmatov’un deyimiyle, burası "insanın kaderini yoğuran" yerdir.

Burada babaannesi, Cengiz’e masallar, efsaneler anlatır, maniler, türküler söyler. Bu anlatılar sadece "anlatı" olarak kalmaz onu iyileştirir. Aytmatov ailesi, 1938 yılında Kirovskoye’ye taşınır ve eğitimine buradaki Rus yatılı bölge okulunda devam eder.

II. Dünya Savaşı’nın en zor yılı olan 1942’de okulu bırakarak küçük yaşına rağmen “kolhoz”a sekreter olur, vergi memurluğu ve Rusça öğretmenliği yapar. Cephe gerisinde evladını, eşini yitirmiş, aç perişan, çaresiz insanların yüzüne yansıyan acıyı bizzat gözlemleyerek büyür. Aytmatov, bu gözlemlerinden, hemen hemen bütün eserlerinde faydalanır.

Savaştan sonra ailesiyle Cambul’a taşınınca 1946’da Veteriner Teknik Okulu’na girer. Hocalarının da etkisiyle Rus klasiklerini okumaya başlar. Şiir yazarken, bir hocasının tavsiyesiyle hikâye yazmaya ve çeviri yapmaya başlar.

Cengiz Aytmatov, 1952’de Rusçaya çevrilerek Pravda gazetesinde yayımlanan ilk öyküsü "Gazeteci Cyuda"yı yazar. Yazdıklarıyla edebiyat eleştirmenlerinin dikkatini çeker ve yazı yeteneğini geliştirmesi için, yaratıcı yazarlık dersleri veren Moskova’daki Gorki Edebiyat Enstitüsü’ne davet edilir.

1957’de Sovyet Komünist Partisi’ne ve Sovyet Yazarlar Birliği’ne, 1958 yılında Moskova’da Edebiyat Fakültesi'ne kabul edilir. Beş yıl boyunca Pravda gazetesinde Orta Asya muhabirliğini yapar.

1963 yılında "İlk Öğretmen", "Deve Gözü", "Cemile" ve "Selvi Boylum Al Yazmalım" adlı öykülerden ve Dağlardan Hikâyeler adlı yapıtıyla Lenin Edebiyat Ödülü’ne layık görülür.

Gün Olur Asra Bedel romanının film çekimleri sırasında hastalanır. 10 Haziran 2008'de de hayatını kaybeder.

CENGİZ AYTMATOV'UN GÜZEL SÖZLERİ

Devlet, yakıtı insan olan bir sobadır.

İnsan hep aynı, bir kıl kadar gelişmedi.

Hayat olduğu sürece umut da vardır, derler.

Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir.

İnsan için en zor olan şey, her gün insan kalmaktır.

Sevgilimden asla ayrı değilim, ben onun saçlarıyım, nefesiyim.

Bir dal kırılmış ne çıkar, yeter ki çınarın gövdesi sağlam kalsın.

İnsan her şeyi anlatamaz, zaten kelimeler de her şeyi anlatmaya yetmez.

Gözlerimi kapayabilir, kulaklarımı tıkayabilir, ama düşünmeden edemezdim.

Ne güzel türküler yakarmış eskiler! Her türkü tek başına bir tarih sanki.

Duygu bir şarkıdan başka bir şey değilse, şarkı söylemek niçin ayıp olsun?

İnsan bugün kendisini olduğu gibi kabul eder; ama onun tabiatında yarın başka biri olmak vardır.

Tuhaf yaratıklardı şu insanlar! Yerlerinde durmuyor, gürültü patırtı ile âlemi ayağı kaldırıyorlardı.

Etiketler cengiz aytmatov