21 Mayıs 2024 Salı
İstanbul 14°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Altın Portakal Washington portakalı oldu!

Emin Alper, ‘Kurak Günler’ filmi için bakanlıktan 1 milyon TL’ye yakın destek aldıktan sonra filmde değişiklikler yapmıştı. Bu filme 9 ödül veren Altın Portakal, yurtdışından fon alıyor

Altın Portakal Washington portakalı oldu!
A+ A-
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

59. Antalya altın portakal film festivali, yapılan ödül töreninin ardından Nilüfer’in verdiği konser ile sona erdi. Türk sinemasını geliştirmek, dünyadan özgün sinema yapıtları ile Türk seyircisini buluşturmak ve Türk sinemasının marka değerini arttırmak amacıyla yapılan festival, her yıl olduğu gibi bu yıl da yine skandallarıyla gündem oldu. Ama bu sefer skandalın merkezinde kimin ne giydiği ya da ödül alırken kimin ne laflar ettiği değil; bizzat 9 ödül alan bir film ve yönetmen var. Skandal kısmı aslında festivalden önce başlıyor. Emin Alper’in “Kurak Günler” adlı filmi ve filmin bugüne geliş süreci oldukça çarpıcı. Biz hikâyeyi anlatalım siz karar verin:

Yaklaşık 2 yıl önce Emin Alper, Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruyor ve filmi için 950 bin TL. Yani yaklaşık 1 milyon TL. destek alıyor. Bu desteğin ön ödemesiyle filmi çekiyor. Daha sonra ek sahneler koyarak ve filmin adını “Balkaya” diye değiştirerek Cannes Film Festivali’nde LGBT filmlerinin yer aldığı “Queer Palm” ödüllerine başvuruyor. Ancak filmin nüshasını bakanlığa göndermiyor. Oradan ödül alamıyor ama şimdi “Kurak Günler” adıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 9 ödül birden alıyor. Üstelik Eurimages destekleme fonuna filmin adını değiştirip ve bazı sahneler ekleyerek sunmasını da yine kendisiyle yapılan bir ropörtajdan öğreniyoruz.

Nereden baksanız elinizde kalan bu hikâye sanat dünyamız ve ülkemizdeki ödül işleyişi ile ilgili kaygılarımızın ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Bazı temaların uluslararası lobiler tarafından nasıl desteklendiğini, bu organizasyonların birbirleriyle nasıl bir organik ilişki içinde olduklarını ve nihayetinde sanatçı kavramının küreselleşmeci değerlerin nasıl payandası haline getirildiğini göstermesi açısından ibret verici. Hiç lafı dolandırmadan söyleyelim ki; eğer film çekmek istiyorsanız ve bu filme kaynak bulmakta zorlanıyorsanız size tavsiyemiz ya LGBT propagandası içeren, ya etnik kimlik milliyetçiliğini besleyen, ya da azınlık psikolojisi üzerine senaryolar üretin. Filminize hiç ummadığınız dünyanın öte yerlerinden bile sponsorlar bulabilirsiniz. Üstelik sizi dahi yönetmen ilan ederler ve tüm festivallerde bir kaç ödülü garantilersiniz. Filminizin kalıcı olup olmaması, ulusal sinemaya katkı sunup sunmaması, halkın bu filmi izleyip izlememesi hiç önemli değildir. Sizin adınız kocaman harflerle sanat çevrelerince anılır ve sizi nereye koyacaklarını bilmezler.

Peki, gelelim işin organizasyon boyutuna…

Hollanda kraliyet ailesinden ve ABD’deki fonlardan sponsorluklar alınarak Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen bu festival, doğası gereği giderek halktan uzaklaşıyor. Festivalin bu halinin Yılmaz Güneyleri, Erkan Yücelleri mezarlarında ters çevirecek denli bu ülke değerlerinden kopup AB’nin ve ABD’nin kültürel dayatmalarının aracı haline gelmesi üzücü. Bir de festival kürsüsünden cezaevindeki tutuklulara selam gönderip, İran’daki Amerikancı kışkırtmaya güzellemeler dizerseniz; hatta konuşmasında Emin Alper Ukrayna’ya selam gönderip, Putin’i diktatör ilan edince YeniCHP’li sözde muhalif kitle açısından politik görev de yerine getirilmiş oluyor.

Sözün özü, bizim güzelim altın değerindeki Finike portakalımız Washington portakalı ile yer değiştiriyor. Örneklerine Hollywood’da bile rastlamadığımız skandallarla Yeşilçam’ın bunca yıllık emeklerine yazık etmiş oluyoruz.


ÜLKESİNE CAHİL DEDİ

Altın Portakal Washington portakalı oldu! - Resim : 1

Tiyatro ve sinema sanatçısı Metin Akpınar’ın, katıldığı Altın Portakal Film Festivali'nde yaptığı bir konuşmadaki Türk milletine hakaret eden sözleri tepki çekti. Akpınar, Türk milletine cahil diyerek, “Türk Milleti'nin kararlarından ve allegliğinden ödü patlayan bir sanatçıyım” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakını kurtarıcı ilan eden Akpınar, konuşmasında tepki çeken şu sözleri söyledi, "Seküler, laik, pozitivist, Kemalistsinizdir, ne mutlu bana. Ama bir de karşı tarafta kocaman yüzde 51 var. Bugün Türkiye cahil bir ülkedir. Ben necip Türk Milleti'nin kararlarından ve allegliğinden ödü patlayan bir sanatçıyım. O yüzden onlar seçebiliyorlar, niye, çünkü (onu seçenlerin) ortalama eğitim seviyesi ilkokul beş. Daha liseden mezun bile olamadılar."

Son Dakika Haberleri