Bağımsızlık mı hırsızlık mı?

Bağımsızlık mı hırsızlık mı?
A+ A-

Türk halkının, AKP hükümetinin ‘hırsızlık’ ve ‘yolsuzluklarını’ görmezden geldiğini veya hoşgördüğünü söyleyemeyiz. Türk halkı, ‘Bağımsızlığı’ daha önemli bulduğu için sadece bir öncelik sıralaması yapmıştır

Cemaat, AKP iktidarının “hırsız”lıklarını görmüş ve adamlarına 17 ve 25 Aralık operasyonlarını başlatmaları için talimatı vermişti. Hükümete karşı başlayan operasyonlar sonunda tutuklamalar olmuş, soruşturmayı yürüten savcılar kanıtlarını kamuoyu ile paylaşmışlardı. Böylece yerel seçimlerden önce 4 bakan istifa etmek zorunda kalmış. İddialar fezlekelere kadar yansımıştır...

Hükümet ise, soruşturmayı başlatan savcı ve polisleri Fetullah Gülen hareketinin militanları olarak suçlamış ve “casus” olduklarını ileri sürmüştü... Başbakan, “İnlerine gireceğiz inlerine” dedikten sonra, operasyonun düğmesine bastı. Bugünlerde “İnlerine girdik, daha da gireceğiz” diyerek güç gösterisi yapmaktadır... Şimdilik 79 polis açığa alınmış, 31 polis amiri de tutuklanmıştır... Soruşturmayı yürüten savcı, pek yakında iddianamesini hazırlayacaktır. Büyük olasılıkla Cumhurbaşkanlığı seçiminden (belki de genel seçimlerden) önce, Cemaat’in nasıl casusluk yaptığını öğrenmiş olacağız...

Ana muhalefet partisinin bu aşamada değerlendirmesi evlere şenliktir. Kılıçdaroğlu’na göre, hükümetin polis içeresinde başlattığı operasyon; 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonlarını yapanlardan intikam almak içindir!..

Bu varsayıma göre de Yeni CHP’yi Cemaat’in yanında konuşlandırmıştır!..

Operasyonlar aynı kararlılıkla sürerse; koalisyon ortaklarının kirli çamaşırlarının ortaya döküleceği tartışmasızdır. İki tarafın da itibar kaybedeceğini anlamak için olağanüstü akla ihtiyaç yoktur. Muhalefet, hiçbir katkısı olmadan ortaya çıkan bu süreçten yararlanarak, iktidara bile gelebilir. Zaten bunun dışında iktidara gelme ihtimali yok denecek kadar az...

Asıl görevi; kendiliğinden oluşan muhalefetin önüne set çekmek, muhalefeti yanlış yönlendirmek ve gerçek muhalefet yapacak olanları, “oyları bölmekle” suçlayıp, etkisiz hale getirmektir!..

Bu görevin bir gereği olarak, Kılıçdaroğlu CHP’yi iktidara taşıyacak süreci hızlandırmak yerine, durdurmak istiyor!?.. CHP kazara iktidara gelir diye de ödü kopuyor!..

Muhaliflere ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yapılan hukuksuzluklar karşısında; “yargılamanın sonucunu beklemek gerekir, yargı gereğini yapar, ordu darbecilerden temizlenmeli” diyordu. O zaman da çağdaş hukuk değerleri açıkça çiğneniyordu. Kılıçların efendisi, “Masumiyet karinesi” olarak bilinen en temel ilkenin ayaklar altına alınmasına sesini çıkartmıyordu. Özetle; Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlara utangaç (pasif) bir şekilde destek veren Kılıçdaroğlu, aynı tutumunu Cemaat’e karşı yapılan operasyonlarda sürdüremiyor!...

Bu defa; hukukun, onu çiğneyenlere tam uygulanmasını istemiştir... Yani şüpheliler yerlerinde kalsın diyor!.. Bu halde adil yargılama nasıl yapılabilir?

ABD KARŞITLIĞINI BIRAKMAK

İlk bakışta, hiç kimse “hukukun herkese tam uygulanması” şeklindeki istekte bir yanlışlık göremez. Hukuku eksiksiz olarak uygulayacak olan ise “bağımsız ve tarafsız” mahkemelerdir... Bağımsız ve tarafsız mahkemeler yok edilmişse, o zaman hukukun tam olarak uygulanmasını istemek, Cemaat’e ücretsiz avukatlık yapmak ve “yargılanmama” imtiyazı sağlamak anlamına gelir!..

Unutmamalıyız ki, Pensilvanya ile birlikte hareket eden bu “çakma muhalefet”in, yerel seçimlerdeki tek argümanı, 17-25 Aralık Operasyonlarıydı... ABD’nin Erdoğan’dan “vazgeçtiği” ve onu “deliğe süpürme” kararı aldığı palavralarını da çok söylediler. Hiç biri para etmedi... Yeni CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, otel odalarında, üstelik tek başına, ABD elçisi ile görüşmesi ile ABD’nin Yeni CHP’yi desteklediği havası yaratılmaya çalışıldı... O da yemedi!.. Ülkemizde bu tür “siyaset mühendisliklerine” pek itibar edilmiyor... Türk halkı nasıl olmuşsa, yaklaşmakta olan savaşı; emperyalist ABD ile mazlum Türk Milleti arasında kabul etmiştir... Türkiye’de ABD karşıtlığının, dolayısıyla antiemperyalist duruşun azımsanmayacak ölçüde arttığını söylemekte bir yanlışlık yoktur!.. Öyle ki, Cumhuriyeti kuran CHP’nin yönetimine Kılıçdaroğlu ve ekibi gedikten sonra, ilk iş olarak seçim bildirgesine; 600 liralık “Aile sigortası” ile “Amerikan karşıtlığının azaltılacağı” vaadi bu nedenle konulmuştur...

Türk halkının, AKP hükümetinin “hırsızlık” ve “yolsuzluklarını” görmezden geldiğini veya hoşgördüğünü söyleyemeyiz... Türk halkı, “Bağımsızlık” sorununu daha önemli bulduğu için sadece bir öncelik sıralaması yapmıştır... Cemaat’e kol kanat germeler, otel odalarında gizli buluşmalar, Amerikan karşıtlığını düşürmeyi dert etmeler, PKK’nın sözcülüğünü yapmalar muhalefete güveni zedelemiştir. Böylece en önemli silah da iktidarın eline geçmiştir... Erdoğan’a ard arda seçim başarılarını getiren AKP hükümetlerinin icraatları değil, muhalefetin tutarsızlığı ve küresel güçlerle yaptığı işbirliği olmuştur!..

Cemil Can

Avukat