28 Şubat 2024 Çarşamba
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ergenekon sürecinde Talat Paşa Komitesi

Ferit İlsever yazdı

Ergenekon sürecinde Talat Paşa Komitesi

Atlantik’in “dağıtın” talimatı uygulanıyor

Talât Paşa Komitesi, 2008 yılının Şubat ayında Almanya'da sahipleri Türk olan veya içinde Türk ailelerin ikamet ettiği bilinen binalarda çıkan yaklaşık 22 yangın ve son dönemde Türk karşıtlığı izlenimi uyandıran eylemler üzerine, Aşağı Saksonya Atatürkçü Düşünce Derneği'nin davetiyle 22-23 Mart 2008 tarihlerinde Almanya'nın Hannover ve Hamburg şehirlerinde “Irkçılık Değil, Dostluk” etkinlikleri gerçekleştirme kararı aldı. Katılımcılar belirlendi, duyurular yapıldı.

Basına sunulan etkinlik programında belirtildiği üzere, Hannover şehrinde, Almanya'daki Türk toplumu örgütleri ile Ermeni soykırımı yalanına karşı bir toplantı yapılacağı, bu toplantıda Denktaş, Perinçek ve Alemdaroğlu'na cesaret ödülü verileceği de açıklandı. Heyet etkinlik için, 22 Mart 2008 günü saat 05:00'te Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali'nde buluşacak ve 07:00'de Türk Hava Yolları'nın tarifeli seferiyle İstanbul'dan hareket edecekti. Ancak aynı sabah 04:00'de heyetimizde bulunan Sayın Doğu Perinçek ve Sayın Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu'yla birlikte Ferit İlsever’in konutlarına baskınlar yapıldı. Gözaltına alındık, böylece etkinliğimiz engellenmek istendi.

Talât Paşa Komitesi'nin Almanya programı ve bu konudaki hazırlıklarımız kamuoyuna aylar öncesinden duyurulmasına rağmen, iktidar yanlısı basında "Perinçek, Alemdaroğlu, İlsever gözaltına alınmasalardı kaçacaklardı" şeklinde karalama haberleri yer aldı.

Gözaltı ve tutuklamalara rağmen Talât Paşa Komitesi Almanya etkinliği planlandığı şekilde gerçekleştirildi.

Böylece Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komisyon’unun 27 Eylül 2006 tarihli “Talât Paşa Komitesi'ni dağıtın” talimatının uygulanmasında ilk adım atılmış oldu. Gladyo merkezlerinde hazırlanan plan devreye sokuldu.

Öte yandan İsviçre'de yayımlanan Tages Anzeiger gazetesi 20 Ağustos 2008 tarihinde İsviçre'de, ABD'nin isteği üzerine Türk ve Ermenistan heyetlerinin gizli görüşmeler yaptığını duyurdu. İsviçre'nin gözetiminde görüşmeler 2007 ilkbaharından beri sürüyordu. Gazete, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun, bu gizli görüşmelerin ilk sonucu olarak görevden alındığını yazdı.

“Ermeni Soykırımı’ yalanıyla

mücadele ettiğimiz için yargılandık”

Tutuklandık. Emniyet ve savcılık sorgumuzun önemli bir bölümünde ABD merkezli kumpaslara karşı mücadelemizle ilgili sorularla karşılaştık. Emniyet'te Terörle Mücadele görevlilerinin telefon konuşmalarımdan ürettikleri 49 sorunun 17'si Talât Paşa Komitesi'nin (TPK) faaliyetleriyle ilgiliydi. Yani yaklaşık yüzde 35'i. Bu soruları yakından incelediğimizde de “Ergenekon Terör Örgütü” örtüsü altında “Ermeni soykırımı” yalanına karşı mücadelemizin soruşturulduğunu görüyorduk. İşte Ferit İlsever’in mahkemedeki savunmasında yer alan Emniyet sorgusunun ilgili bölümü ve İlsever’in cevapları:

"SORULDU: 5 Şubat 2008 tarihinde Doğu Perinçek ile telefon görüşmesi yaptığınız tespit edilmiştir. Görüşmede yapmayı planladığınız bir toplantıdan ve toplantıya katılmasını istediğiniz şahıslardan bahsettiğiniz anlaşılmaktadır. Tarkan olarak bahsi geçen şahıs kimdir? Bu konular hakkında ifadenizi veriniz.

CEVAP: Bu görüşme Talât Paşa Komitesi'nin 15 Şubat'ta yapacağı toplantı öncesindeki hazırlıklarla ilgilidir. Tarkan isimli şahıs İsviçre'de yaşayan Türk avukat Tarkan Göksu'dur. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu perinçek'in İsviçre'de yargılandığı ‘Ermeni soykırımını inkâr’ davasında Perinçek'in avukatıdır. Tarkan Göksu'nun çağrılmasını konuştuk. İstanbul'da yapılacak toplantıya İsviçreli milletvekillerinin, basının ve önde gelenlerin çağırılmasını düşünüyoruz ki; gelsinler, bu toplantıda soykırım yalanını bizzat kendileri görsünler. Kemal Albayrak İsviçre temsilcimizdir. Onun da adı İsviçreli misafirlerin davet edilmesi ile ilgili geçmiştir.”[1]

Görüldüğü gibi Ferit İlsever'in Terörle Mücadele Şubesi'ndeki ve daha sonra Savcılık'taki sorgusunda, Ermeni soykırımı yalanıyla mücadelede kullandıkları araçlar sorgulanıyor. Doğu Perinçek o tarihte İsviçre'de yargılanıyor ama İstanbul'daki Emniyet görevlileri ve savcılar, İsviçre'de davadan önce Perinçek'in avukatıyla çalışma yapılmasını, İsviçreli milletvekillerini, basını ve aydınları, aynı zamanda Türk kamuoyunu soykırım konusunda aydınlatma amaçlı toplantılar düzenlenmesini soruşturuyorlar. Devam edelim:

“SORULDU: 7 Şubat 2008 tarihinde Kemal Alemdaroğlu isimli şahıs ile telefon görüşmesi yaptığınız tespit edilmiştir. Kemal Alemdaroğlu kimdir, ilişkiniz nedir? Görüşmede yapmayı planladığınız bir toplantıdan bahsetmektesiniz. Bu konular hakkında bildiklerinizi anlatınız. Neden bu konuları Kemal Alemdaroğlu ile paylaşmaktasınız, açıklayınız?

CEVAP: Kemal Alemdaroğlu İstanbul Üniversitesi'nin eski rektörüdür. Birlikte Talât Paşa Komitesi'nin Yürütme Kurulu'nda yer alırız. Aramızda konuştuğumuz toplantı, 15 Şubat'ta İstanbul'da yapılan Talât Paşa Komitesi toplantısıdır. Konuşma ağırlıklı olarak bu toplantının yapılacağı yer ile ilgilidir.”[2]

Talât Paşa Komitesi Yürütme Kurulu üyeleriyle görüşmelerimiz de soruşturma konusu olmaktadır:

“SORULDU: 7 Şubat 2008 tarihinde telefon görüşmesi yaptığınız İbrahim isimli şahıs kimdir? Toplantıya davet etmek istediğiniz ve yurtdışında oldukları anlaşılan şahıslarla ilgili bildiklerinizi açıklayınız.

CEVAP: İbrahim isimli şahıs İbrahim Benli'dir. Talât Paşa Komitesi'nin Yürütme Kurulu olarak kendisinden kurulumuzun mali sorunlarına yardımcı olmasını rica ettik… Tarkan Göksu'dan ve İsviçreli milletvekillerinden yukarıda bahsettim.”[3]

Şimdi soruşturma sırası Talât Paşa Komitesi'nin mali işlerine gelmiştir. Nitekim, burada adı geçen İbrahim Benli de bu davada yargılanmaktadır. Yani olay, Talât Paşa Komitesi'nin, Yürütme Kurulu Üyeleri ve diğer üyeleriyle birlikte yargılanmasıdır. Talât Paşa Komitesi soruşturmasına devam edelim:

"SORULDU: 9 Şubat 2008 tarihinde telefon görüşmesi yaptığınız Ahmet isimli şahıs kimdir? Ahmet isimli şahsı Pera Müzesi'nde yapılacak olan toplantıya davet etme sebebiniz ile, toplantı hakkındaki bildiklerinizi açıklayınız.

CEVAP: Ahmet isimli şahıs Prof. Dr. Ahmet Ercan'dır. Talât Paşa Komitesi'nin üyesidir. Bizimle beraber Ermeni soykırımı yalanına karşı mücadele etmektedir. Burada, 15 Şubat'ta İstanbul'da Pera Müzesi'nde yapılan toplantı söz konusu edilmiştir. Ermeni soykırımı iddiasının Lahey'deki İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürülüp götürülmemesi gerektiğini tartıştık.”[4]

Ermeni soykırımı yalanını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne götürüp götürmemeyi konuşmamız bile, soruşturma konusu yapılmıştır. Dikkat ediniz, daha önceki sorularda 15 Şubat'ta İstanbul Pera Müzesi'nde yapılacak toplantıyla ilgili bilgiler vermiştim. Sorgucu toplantının içeriğini, amacını bilmektedir. Fakat soruşturmayı daha da derinleştirmek için ‘toplantı hakkında bildiklerinizi açıklayın’ diye soru sormaktadır. Yani ayrıntılı bir Talât Paşa Komitesi soruşturması…

“Sayın Başkan,

Bu soruların ‘Ergenekon Terör Örgütü’ ile ‘Ergenekon’ soruşturması ile ne ilgisi var? Kimse kimseyi kandırmasın. Burada resmen ve alenen Talât Paşa Komitesi'nin faaliyetleri soruşturulmaktadır. Zaten ‘Ergenekon‘ soruşturması da işte budur.”

Bir adım daha ilerleyelim:

“SORULDU: 9 Şubat 2008 tarihinde telefon görüşmesi yaptığınız Naci isimli şahıs kimdir? Görüşmede, Talât Paşa Komitesi'ne çağıracağınız önemli kişiler için davetiye gönderilmesi konusunda görüştüğünüz tespit edilmiştir. Bu kişiler kimlerdir, açıklayınız.

CEVAP: Naci isimli şahıs Sayın Rauf Denktaş'ın özel kalem müdürü Emekli Kurmay Albay Naci Erçal'dır. 15 Şubat'ta Sayın Denktaş'ın başkanlık ettiği Talât Paşa Komitesi'nin hazırlıkları konuşulmaktadır. Sayın Rauf Denktaş'ın imzası ile yazılacak bir davet mektubunun yararlı olacağı düşünülmüş, bu mektup özellikle AKP, CHP, MHP'den bazı milletvekillerine gönderilmek üzere tasarlanmıştır. Bunun Ergenekon soruşturması ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bu soruşturma konusu ile ilgili olmadığından Talât Paşa Komitesi'ne kimlerin katılacağı konusunda bilgi vermek, bu aşamada soruşturmayla ilgisizdir.”[5]

Açıkça, soykırım yalanına karşı yapılacak toplantıya katılacakların isimleri soruşturulmaktadır. İstanbul Emniyeti'nin amacı, soykırım yalanıyla mücadele edenleri fişlemek midir? Düşünün, bu bilgiler kimin işine yarar? Türkiye'nin yurtseverlerini fişlemeyi kim neden akıl eder? İleriki sayfalarda 15 Şubat toplantısıyla ilgili olarak CHP milletvekilleri Mehmet Sevigen'e[6], Şükrü Elekdağ ve Şinasi Öktem'e[7], İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a[8] yaptığım davetler ve Sayın Doğu Perinçek'le daha önce Talât Paşa Komitesi toplantılarına katılmış olan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş'la, Süleyman Demirel hakkındaki telefon görüşmelerimiz soruşturma konusu olmuştur.[9] E. Kur. Alb. Naci Erçal'dan davet mektubunun alınmasında çıkan aksaklıklar bile soruşturma konusu yapılmıştır.[10]

Bu konudaki son telefon görüşmelerim, Almanya'da 22-23 Mart günleri yapılacak “Irkçılık Değil, Dostluk” toplantılarıyla ilgilidir. Bu konuşmalarım da Terörle Mücadele Şubesi'nde ve İddianame'de tamamen kanunsuz biçimde didik didik edilmiştir:

“SORULDU: 11 Mart 2008 tarihinde telefon görüşmesi yaptığınız Ufuk Söylemez isimli şahıs kimdir? Görüşmede geçen konular hakkında detaylı ifade veriniz.

CEVAP: Ufuk Söylemez eski bakandır. Konuşmadan da anlaşılacağı üzere kendisine, Almanya'da Atatürkçü Düşünce Derneklerinin düzenlediği etkinliği, Milli Egemenlik Hareketi olarak ADD ile birlikte yapmalarını öneriyorum. Bu toplantılar 22-23 Mart günleri Hannover ve Hamburg'da yapılacaktı. Toplantıların konusu ‘Irkçılık Değil Dostluk’ idi. Bu toplantılarda Almanya'daki Türk evlerinin yakılarak ırkçılık yapıldığı anlatılacak ve Alman kamuoyuna dostluk eli uzatılacaktı. Toplantılarda, Talât Paşa Komitesi Sekreteri olarak benimle beraber Sayın Doğu Perinçek ve Sayın Kemal Alemdaroğlu da bulunacaklardı. 21 Mart'ta gözaltına alınarak bu toplantılara katılmamız engellendi. Aslında bu gözaltıların bir nedeni de budur.”[11]

Gözaltıların bu nedenini biraz daha açıklayan ve soruşturma konusu olan son konuşmam ise şöyledir:

“SORULDU: 12 Mart 2008 tarihinde telefon görüşmesi yaptığınız Engin Calbay kimdir? Engin Calbay'ın neden Doğu Perinçek'in toplantıya özellikle katılmasını istediğini açıklayınız.

CEVAP: Engin CALBAY Almanya Aşağı Saksonya ADD Başkanı'dır. Yukarıda söz konusu olan toplantıyı düzenleyen örgütün başında bulunmaktadır. Konuşma, 22-23 Mart tarihinde Almanya'da yapılacak olan ırkçılık ile ilgili toplantının hazırlığıyla ilgilidir. Özellikle Doğu Perinçek'in istenmesi, Ermeni soykırımına karşı yürütülen mücadelede Türk Milletini savunan kahramanca tutum almasıyla ilgilidir. Almanya'daki Türkler ve tüm Türk kuruluşları, başta ADD olmak üzere bu toplantı sonrasında düzenlenecek yemekte Talât Paşa Komitesi Başkanı Sayın Rauf Denktaş'a, Sayın Doğu Perinçek'e ve Sayın Kemal Alemdaroğlu'na Türkiye'ye yaptıkları hizmetlerden dolayı cesaret ödülü verilmesini kararlaştırmışlardır. Almanya'daki Türk kuruluşları ödül verirken, Savcı bizi içeri alıyor.”[12]

Şimdi Talât Paşa Komitesi faaliyetleri bağlamında soruşturma konusu olan konuları bir kez daha alt alta yazıyorum:

- Ermeni soykırımı konusunda AİHM'de uygulayacağımız politika soruşturuluyor,

- İsviçre'de Doğu Perinçek'in yargılanmasına yönelik savunma çalışmalarımız soruşturuluyor,

- İsviçre milletvekillerini ve basını Ermeni soykırımı konusunda ikna faaliyetimiz soruşturuluyor,

- Almanya'da Türk evlerinin yakılmasına karşı kamuoyunu seferber etmemiz engelleniyor ve sorgulanıyor,

- Ermeni soykırımı yalanına karşı AKP ve CHP milletvekillerini seferber etme, Sayın Ahmet Necdet Sezer ile Sayın Süleyman Demirel'in desteğini alma çabalarımız soruşturuluyor,

- Bütün bunları Sayın Rauf Denktaş başkanlığında değerlendirmemiz ve Türk kamuoyunu seferber etmemiz soruşturuluyor,

- Talât Paşa Komitesi bunları yaparken, Başkan Rauf Denktaş'tan önde gelen üyeleri Doğu Perinçek'e, Kemal Alemdaroğlu'na; Genel Sekreteri Ferit İlsever'den maliyecisi İbrahim Benli'ye ve başta rektörlerimiz olmak üzere çok sayıda üyelerine kadar soruşturuluyor, hatta tutuklanıyor.

Son olarak da “12. Dalga”da tutuklanan rektörlere açıkça “Talât Paşa Komitesi'ne üye misiniz?” diye soruluyor. Rektörler, zaten diğer yurtsever faaliyetlerinin yanı sıra, Talât Paşa Komitesi'nin eylemlerine katıldıkları için seçilmiş ve tutuklanmışlardır. Soruşturmada da açıkça “Ermeni soykırımı” yalanına karşı mücadele ettikleri için sorgulanmışlardır. İşte rektörlere ve CUMOK (Cumhuriyet Okurları) Başkanı Namık Kemal Boya'ya Emniyet'te ve Savcılık'ta sorulan sorulardan bazıları:

- Talât Paşa Komitesi'ni biliyor musunuz?

- Komite ne iş yapıyor?

- Komite hakkındaki fikriniz nedir?

“Sayın Başkan,

Az önce Polis sorgumda, Talât Paşa Komitesi ile ilgili soruların buradaki soruşturmayla ilgisi olmadığını vurgulayarak, toplantı hakkında bilgi vermeyeceğimi söylemiştim. Hayır, tersine, Ergenekon soruşturması tam da bunun için yapılmaktadır. ‘Terör Örgütü‘ bahanesiyle Talât Paşa Komitesi ve İşçi Partisi yargılanmaktadır. İşte geldik, Avrupa Parlamentosu'nun (AP), Tayyip Erdoğan hükümetine verdiği 27 Eylül 2006 tarihli ‘Talât Paşa Komitesi'ni dağıtın‘ talimatına. Bu İddianame, Avrupa Parlamentosu'nun iddianamesidir.

Burada verdiğim soruşturma örnekleri, ‘savcımız‘ Tayyip Erdoğan'ın ve Fethullahçı Gladyo'nun Avrupa Parlamentosu'nun talimatlarını yerine getirdiğini fazlasıyla kanıtlamaktadır. Gördüğünüz gibi, adeta ABD ve AP adına sorgulanmış bulunuyoruz.

Bu kadar olgudan sonra beni kimse bu operasyonda Türk hukukunun uygulandığına inandıramaz. Bir Türk mahkemesinde, Türk hukukunun, Amerikan hukukunu alt etmesini diliyor ve bekliyoruz.“[13]

Ergenekon sürecindeki mücadelemiz

Sayın Doğu Perinçek’in avukatı Mehmet Cengiz, 18 Haziran 2008 günü TPK’nin İstanbul Yenikapı’da düzenlediği basın toplantısında, “İç hukuk yolları tüketildiğinden bireysel başvuru hakkımızı kullanıyoruz” açıklamasıyla, İsviçre’de görülen davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM’e), Strazburg’a taşıdıklarını açıkladı. Perinçek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. Maddesine dayanarak İsviçre hükümetini dava ediyordu. Hukuki adıyla “Perinçek-Suisse” davası bu şekilde ortaya çıktı.

Talât Paşa Komitesi, AİHM başvurusundan sonra ilk toplantısını 24 Aralık 2008’de İstanbul Etap Marmara Otelinde yaptı. Bu toplantıda Talatpaşa Komitesi Yürütme Kurulu aşağıdaki kararları aldı:

“1) Hükümetin temsil ettiği ‘Soykırım Özürcüleri’nin girişimi Tâlat Paşa Komitesi’nin önemini ve sorumluluğunu artırdı.

2) Sayın Denktaş’la temas kurduktan sonra en kısa sürede bir ‘kitlesel’ ya da geniş katılımlı basın toplantısının hazırlıklarına başlanmalıdır.

3) Ocak ayı ortalarında İstanbul’da üyelerimizi ve yürütme kurulu üyelerini bir araya getiren, karşılıklı görüş alışverişinde bulunacağımız bir yemekli toplantı düzenlenecektir.

4) Bildiri yayımlayan Dışişleri mensupları ile ve Meclis’te dik duruşu öneren Mesut Yılmaz ile ilişki kurulacaktır.

5) Kimi arkadaşlarca önerilen “Şehit Diplomatlar Anıtı” için Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulabilir.

6) Baskın Oran’ın televizyonda, Yusuf Halaçoğlu'yla yaptığı tartışmada, Lozan'a gidenleri soykırımı savunmakla suçlayan ifadeler kullanmasına karşı neler yapılabileceği araştırılacak, gerekirse kişisel dava açma yoluna gidilecektir.
7) En kısa sürede Tâlat Paşa Komitesi adına bir Web Sitesi açılacak, ya da 2005 Lozan sitesi yeniden düzenlenerek bir kürsü haline getirilecektir.
8) TPK'nin Statüsü, Örgütlenme:

Prof. Naci Kepkep, bir dernek kurulmasını, Komite'nin dernek statüsüne geçmesini önerdi. Bunun, Rauf Denktaş'ın da bulunacağı geniş katılımlı bir toplantıda görüşülmesi uygun görüldü.

Uzun erimde örgütlenmeye çareler ararken, kısa erimde pratik hareket edebilecek bir yapı oluşturulması düşüncesi benimsendi. Sözcü Cüneyt Akalın’a İbrahim Benli’nin, Naci Kepkep’in ve Ümit Kaplan’ın yardımcı olması kararlaştırıldı.
9) Bakü Gezisi:

Cüneyt Akalın Bakü'deki ATAF Toplantısı hakkında bilgi verdi. Azerbaycan'ın Ermeni meselesine karşı daha tutarlı, homojen bir yaklaşım içinde olduğunun üstünde duruldu. TPK olarak Bakü'ye bir gezi yapılabileceği konuşuldu. Bunlarla ilgili kesin kararlar, Ocak'ın ortalarında yapılması tasarlanan toplantıda verilecek.”

2009 yol haritası

Ergenekon sürecindeki ikinci önemli Tâlat Paşa Komitesi toplantısı 9 Ocak 2009 günü İstanbul The Marmara Oteli’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Rauf Denktaş, Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Muazzez İlmiye Çığ ve çok sayıda öncü aydın katıldı. Tâlat Paşa Komitesi’nin 2009 yol haritasının görüşüldüğü toplantıya, Sayın Rauf Denktaş’ın Ergenekon sürecini eleştiren sözleri damgasını vurdu:

“Ankara Gölbaşı’ndaki kazıdan ortaya çıkan silahlar… Demek ki, bir yerlerde bir şeyler var. Bunların araştırılması, sonuna kadar üzerine gidilmesi haktır. Bu silahlar Ergenekon ile değil, Susurluk ile ilgilidir. İlhan Selçuk, Doğu Perinçek gibi Ergenekon davası sanıkları ile bu silahların ilgisi yoktur. Elma ile armutlar bir araya getirilmesin.”

Denktaş, bazı isimlerin aylarca içeride tutuldukları halde hakim karşısına çıkarılmadığını söyleyerek, Guantanamo benzetmesi yaptı. Denktaş'a göre, ABD'nin bazı terör şüphelilerinin Guantanamo Üssü’nde ağır işkenceden geçirilmesi, Ergenekon'da yapılanlarla eşdeğerdi. “Ağzımızın tadı kaçtı.” diyen Denktaş, herkesin “Sıra bana ne zaman gelecek” endişesi içinde olduğunu ileri sürdü.

TPK 25 Nisan 2009’da bu kez Ankara’da toplandı. Hükümetin Ermenistan Hükümeti‘yle Atlantik baskısı ve denetimi altındaki müzakereleri masaya yatırıldı. Ermenistan’la yapılan görüşmelerde İsviçre’nin aracılığıyla oluşturulan protokol, Ekim ayında İsviçre’de imzalanacaktı. Üç kişilik TPK heyeti yurttaşlarımızı aydınlatmak üzere Zürih’e gitti ve bir dizi toplantı gerçekleştirdi.

“ABD’den haince bir saldırı”

5 Mart 2010 günü, Sözde Ermeni Soykırımı yasa tasarısı, Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde görüşüldü ve kabul edildi. Türkiye’den ilk tepki Hükümet açıklamasıyla geldi: “Türk Ulusunu işlemediği bir suçla itham eden bu tasarıyı kınıyoruz.” Açıklamada, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın bu gelişme çerçevesinde istişareler için Ankara’ya çağırıldığı bildirildi.

Tasarının kabulünün ertesi günü ise, Tâlat Paşa Komitesi Genişletilmiş Danışma Kurulu İstanbul’da The Marmara Oteli’nde olağanüstü toplandı. Toplantıya KKTC eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, MGK eski Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, Prof. Dr. Enis Öksüz, Emin Gürses ve çok sayıda komite üyesi katıldı.

Toplantıda konuşan Rauf Denktaş, ABD Temsilciler Meclisi’nin 252 numaralı karar tasarısında, “Ermeni soykırımının Osmanlı İmparatorluğu tarafından tasarlandığının ve 1915’ten 1923’e kadar uygulandığının” savunulduğunu belirterek, eskiden bitiş tarihinin 1919 olduğunu, şimdi ise 1923’e kadar uzatıldığını söyledi.
Sözde soykırım tarihinin 1923’e kadar uzatılmasının en sert şekilde protesto edilmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş, “Çünkü maksat Cumhuriyete kadar getirmek, Atatürk ve arkadaşlarını suçlamaktır” dedi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Ermeni soykırımından sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Denktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Çok haklı bir davada bulunuyoruz. Bu haklı davada mahkûmiyet gömleğini Türkiye’ye giydirmemeleri gerekir. Bunun için de dik durmak, hiç yılmadan yola devam etmek lazım.”

6 Mart 2010 günlü toplantıda kararlaştırılan Sonuç Bildirgesinde, ABD’de kabul edilen tasarının “haince bir saldırı” olduğu vurgulandı ve Hükümete “Ermeni protokollerini çöpe at” çağrısı yapıldı. “Millete ve TBMM'de Temsil Edilen Siyasi Partilere Çağrı” başlıklı Sonuç Bildirgesi özetle şöyleydi:
“Türk Milletine çağrı
Yüce Milletimiz!
ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nden çıkan, Kurtuluş Savaşı'mızı ve Atatürk'ü "soykırımcı" ilan eden düşmanca karar, Millete yönelik büyük bir hakarettir.
Asla kabul edilemez, görmezlikten gelinemez.
Bir millet, en başta onuruyla yaşar. Bütün milletimizi, her düzlemde, her ortamda ve fırsatta bu ağır ve hayasız saldırıya karşı çıkmaya ve sesini yükseltmeye çağırıyoruz.”
“TBMM'ye ve TBMM'de temsil edilen siyasi partilere
'Ermeni Soykırım' tasarısını kınama çağrısı
Tâlat Paşa Komitesi Genişletilmiş Danışma Kurulu, TBMM'de temsil edilen AKP, CHP, MHP, DSP, DP ve BDP'ye aşağıdaki çağrıyı yapmayı kararlaştırmıştır.
ABD Temsilciler Meclisi alt komisyonunda onaylanan 'Ermeni Soykırım Tasarısı' yüce milletimize yönelik en ağır ve düşmanca bir saldırıdır. Üstelik sözde soykırım, 1915'den 1923'e uzatılarak, doğrudan doğruya Cumhuriyetimize ve O'nun Meclisine ve Atatürk'e yönelik bir saldırıya dönüştürülmüştür.
Tarihiyle, Milletiyle Türkiye lekelenmek istenmektedir.
Buna karşı çıkmak en başta Milletin temsilcilerinin ve TBMM'nin görevidir.
Talat Paşa Komitesi, TBMM çatısı altında görev yapan milletvekillerini ABD Temsilciler Meclisinden başlayıp, Hükümete kadar uzanan bu girişimi durdurmak ve püskürtmek üzere el ele vermeye ve TBMM'den bir 'Kınama Kararı' çıkartmaya çağırmayı görev bilir.
Komitemiz ayrıca Hükümeti, Ermenistan'la imzalamış olduğu Ermeni Protokolu'nu Meclis gündeminden tümüyle çekmeye çağırır..
Bir kez daha görülmüştür ki, emperyalist dayatmalar karşısında boyun eğmek ABD'yi daha da saldırgan kılmaktan başka bir sonuç vermemektedir.”

TPK Bakü’de

TPK, 26-29 Kasım 2010 günleri yaklaşık 50 kişilik bir heyetle Bakü’yü ziyaret etti. Organizasyon TPK ile Bakü ADD tarafından düzenlendi. Çok yararlı bir ziyaret oldu.

İzmir’de sözde soykırım lanetlendi

Sözde Ermeni Soykırımı’nın yıldönümü olarak adlandırılan 24 Nisan 2011 gününde, İzmir Talat Paşa Komitesi ve Cumhuriyet Güçbirliği Heyeti İzmir Bostanlı Vapur İskelesi önünde toplanarak, Şehit Diplomatlar Anıtına kadar yürüdü. Dört kilometrelik yürüyüş boyunca “Ne ABD ne AB, tam bağımsız Türkiye”, “Soykırım değil, vatan savunması yaptık”, “Hocalı’nın hesabı sorulacak”, “Mustafa Kemal’in askerleriyiz”, “Oylarımız Lozan kahramanı Perinçek’e” sloganları atıldı. Çevredeki insanların da alkışlarla destek verdiği yürüyüş sonunda, Şehit Dipomatlar Anıtı önünde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuşmlar yapıldı. İlk konuşmayı USMER İzmir Başkanı Orhan Ayber yaptı. Ayber şunları söyledi:

“Ülkemizi bölmeyi ve parçalamayı hedefleyen emperyalist ülkeler bununla yetinmemiş, Rum-Pontus, Süryani, Keldani, İyon katliamı ve son olarak Dersim soykırımı yalanları ile, tarihteki sicili en temiz olan Türk Ulusuna çirkin saldırılarına devam etmektedirler. İşte bu nedenle, sahte ve yalan bu iddialara karşı ulusal direncimizi tarihi gerçeklerle göstermekle yükümlüyüz. Bu bizim namus borcumuzdur.”

Ayber’in ardından konuşan araştırmacı-yazar Yılmaz Dikbaş, Türkiye’yi tehdit eder gibi her sene “Ermeni” yalanının ortaya atıldığını söyledi ve sözlerini sürdürdü:

“Ben İngiliz Devlet Arşiv’ine de girdim. Oradaki belgelerde de 1914-1918 yılları arasında Türkler ve Ermeniler arasında bir çatışmanın olduğu yazıyor ama hiç bir belgede ‘Türkler Ermenilere soykırım yaptı’ yazmıyor. Bu bir yalan. 3 yıl once, bazı kişiler kendilerini aydın olarak nitelendirip, Ermenilerden Türkler adına özür dilemişlerdi. Şimdi bu sözde aydınların yüzüne Mehmet Perinçek’in Çarlık Rusya, Sovyet ve Rus arşivlerinde yaptığı araştırmalar sonucunda yazdığı kitapları fırlatma zamanıdır. Bu kitaplar onların yüzüne tokat gibi inecektir.”

Ermeni militanlarca işgal edilen Karabağ’da gazi olan Nahit Canbakışlı’nın konuşması ise, vatandaşların alkışları ile sık sık kesildi. Canbakışlı “Sözde Ermeni Soykırımı”na karşı durmanın bir milli dava olduğunu ve bu davaya sağ, sol gözetmeksizin her türlü ideolojiye sahip vatandaşların sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Seksen yaşındaki bir vatanseverden beş yaşındaki çocuğa kadar her yaştan insanın, tek bir ağızdan soykırım yalanına karşı haykırdığı yürüyüşte en dikkat çekici isim, katledilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in torunu Yalçın Güvenci oldu. Konuşmaların ardından grup, marşlarla ve ellerinde Türk bayraklarıyla alanı terk etti.

“Bayrağını Kap, Sen de Katıl!”

TPK Soykırım inkarını suç sayan yasa tasarısının Fransa’da görüşülmesi üzerine, 2012 Ocak başında harekete geçti. Tâlat Paşa Komitesi Basın Sözcüsü Doç. Dr. Cüneyt Akalın, “Tâlat Paşa Komitesi olarak yurtdışındaki tüm yurttaşlarımızı Paris’te 21 Ocak 2012 günü yapılacak büyük gösteriye katılmaya, Türkiye’deki kuruluşları da bu tarihi eyleme destek olmaya çağırıyoruz” dedi. Cüneyt Akalın, açıklamasında daha sonra şu ifadelere yer verdi:

“Fransız Meclisi’nden apar topar geçirilen ‘Soykırımı inkar’ yasası, Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’daki Türkler arasında da büyük bir tepki ve nefrete yol açtı. Kafkasya’da büyük sorunlara yol açmaya aday ABD-AB kaynaklı tasarıya tepkiler, bir uyanışa ve silkiniş çabasına işaret ediyor. Fransa’daki ve Avrupa’daki Türk Dernekleri’nin 21 Ocak 2012 günü Paris’te düzenledikleri büyük eylem ve yürüyüş, tarihi bir önem taşıyor. Tâlat Paşa Komitesi olarak, yıllardır farklı düzlemlerde ısrarla yaptığımız uyarıların sonuçlarını vermeye başlaması, umut vericidir. Fransa, Türkiye’ye lekeli bir tarih yazmaya kalkıştı. Bunu kabul edemeyiz. Şimdilerde yurttaşlarımız tarihimizi yeni baştan yazıyor. Tâlat Paşa Komitesi’nin üyeleri bu eylemlerin en önünde olacaktır.”

Büyük Paris gösterisi

Paris’te 21 Ocak günü yapılan yaklaşık 50.000 yurttaşın katıldığı yürüyüş, Avrupa tarihinin kaydettiği en güçlü ve barışçıl gösterilerden biriydi. TPK’den de bir heyetle katıldık yürüyüşe. Eylemin Elçilikteki hazırlık çalışmalarına TPK Paris Temsilcisi Habip Hamza Erden katıldı. Yürüyüşte TPK pankartı ile yer aldık. Hakim renkler kırmızı-beyaz, hakim simge ay-yıldızlı bayraktı. Kırıcı-saptırıcı en ufak bir işaret yer almadı gösteride. TPK’mizin “Soykırım yapmadık, vatan savunduk” ve “soykırım uluslararası bir yalandır” pankartları mitingin başlıca siyasal nitelikli pankartlarıydı.

Eylemin ardından görüşmelerin yapıldığı gün, Senato’nun kapısında kararı sonuna kadar bekleyen Türk yurttaşların içinde ADD, TGB temsilcileri ile TPK üyeleri vardı. Paris’te düzenlenen dev işçi gösterisinin ardından toplanan Fransa Anayasa Konseyi, Senato’dan geçen yasayı 27 Şubat 2012’de iptal etti.

Boğazlıyan Kaymakamı anılıyor

İzmir Tâlat Paşa Komitesi 11 Nisan 2012 günü Boğazlıyan kaymakamı Kemal Bey’i İzmir’de andı. Aynı gün İstanbul Kartal’da da bir grup benzer bir anma düzenledi.

TPK’nin İstanbul Barosu’ndaki toplantısı

Tâlat Paşa Komitesi Danışma Kurulu 24 Nisan 2012’de İstanbul Barosu Kültür Merkezi‘nde bir araya geldi. Toplantının başlıca gündem maddesi, Soykırım yalanının yüzüncü yılı olan 2015 için “yol haritası” çıkarmaktı. Toplantıya çok sayıda seçkin üye katıldı. Toplantının başında basın açıklaması yapıldı. Tâlat Paşa Komitesi sözcüsü Cüneyt Akalın, üyelerinin İzmir’de “Şehit Diplomatlar Anıtı” önünde ve Trabzon’da düzenledikleri etkinlikler hakkında bilgiler sundu. Akalın, Doğu Karadeniz’de halkı tedirgin eden “Rum soykırımı” söylentilerine dikkat çekti; bu hareketlenmeleri önemsemek gerektiğini vurguladı.
Toplantıda söz alan e. Diplomat Ülkü Başsoy, yönetmen Korhan Yurtsever, işadamı Melih Berk, Şükrü Server Aya, müzisyen Nazlı Işıldak, Ümit Ülgen, Prof. Mahir Aydın, Şule Perinçek ve birçok katılımcı TPK çalışmaları hakkında önemli önerilerde bulundular. Genel Sekreter Ferit İlsever’in AİHM’den çıkacak kararın önemine ve bu karar sonrasında yapılacaklara vurgu yapmasından sonra toplantı dağıldı.

Yurtdışı etkinlikleri

TPK bu dönemde yurtdışı çalışmalarını da hızlandırdı.
Tarihçi Prof. Norman Stone 17 Nisan’da Almanya Hannover’de, 18 Nisan’da Hamburg’da, 19 Nisan’da Berlin’de yerel Tâlat Paşa Komitelerinin ve ADD’lerin davetlisi olarak “Ermenilerin trajedisi” konulu konferanslar vermeyi kabul etmiş olmasına rağmen, hastalandı ve gelemedi.

Konferansı, başta Hamburg Türk Toplumu Gençlik Kolu olmak üzere, Hamburg ADD, Hamburg Türk Kadınlar Derneği, Hamburg Düşün İnsanlari Derneği, Türk Öğretmenler Derneği, Türk Mühendisler Derneği, TPK ile birlikte düzenlemişti.
Fransa’da ise, Büyük Paris Eylemi sırasında biraraya gelen derneklerin birlikteliği sürüyordu. Yurttaşlarımız Elçiliğimizin de desteğiyle, 23 Nisan ve sonrası etkinliklere hazırlık yapıyorlardı. Aynı hazırlıklar Almanya’nın diğer kentlerinde ve İsveç’de de sürdürülüyordu.

Tâlat Paşa Komitesi Erzurum toplantısı

TPK, 21 Temmuz 2012’de, ölümünün 90. yılında Cemal Paşa’yı Erzurum’da mezarı başında andı.

Tâlat Paşa Komitesi üyeleri 22 Temmuz günü Iğdır’da Ermeni komitelerince toplu katliama uğratılan Şen Mehmet ve Obalı köylerini ve ardından Iğdır’daki Soykırım Anıtı’nı ziyaret ettiler. Tâlat Paşa Komitesi üyeleri, 23 Temmuz günü Erzurum Kongresi’nin yıldönümü kutlamalarına katıldıktan sonra, yapılan bölge toplantısında

2013 Bakırköy toplantısı

Tâlat Paşa Komitesi, Soykırım yalanının yıl dönümü olan 25 Nisan 2013’te İstanbul Bakırköy Demirtaş Ceyhun Kültür Merkezi‘nde toplandı.Yoğun katılımın olduğu tolantıya Şükrü Server Aya’nın konuşması damgasını vurdu. Server Aya, bugünkü Birleşmiş Milletlerin 1920’deki karşılığı olan Cemiyet-i Akvam’ın, daha o yıllarda, “Ermeni sorunununTürk Hükümeti ile ilgisinin olmadığını kararlaştırdığını“ söyledi. “Buna rağmen bugün hala gündeme getiriyorlar“ diyerek konuşmasını tamamladı.

Toplantı, Yar. Doç. Gökmen Kılıçoğlu’nun, Azerbaycan’ın Soykırım yalanına karşı dünya çapında mücadelesini anlatmasından sonra kapandı. Bakırköy toplantısından bir süre sonra, 17 Aralık 2013’te AHİM 2. Daire Doğu Perinçek lehine karar Verdi.

Tâlat Paşa Komitesi AİHM zaferi toplantısı

Ermeni Soykırımı yalanına karşı uluslarası alanda mücadele ederek AİHM’de zafer kazanan Tâlat Paşa Komitesi, karardan sonra ilk toplantısını 18 Ocak 2014’de İstanbul Taksim Hill Otel’de yaptı. Yoğun katılımın olduğu toplantıda CHP milletvekilleri Sühely Batum ve Bülent Tezcan, Türk Parlamenterler Birliği İzmir Başkanı Metin Öney, Yozgat Eski Senatörü Server Bora, Prof. Dr. Mahir Aydın, Tarihçi Orhan Kuloğlu, CHP Eski Milletvekili Necla Arat, 21. Dönem Milletvekili Ali Ahmet Ertürk, 21. Dönem Milletvekili Yücel Erdöner, TBMM 17. Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Gazeteci Yaazr Orhan Karaveli, Ressam ve Yazar Bedri Baykam, Muazzez İlmiye Çığ, Hayrettin Karaca, AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, Ulusal Kanal Programcısı Ümit Zileli, ADD Eski Başkanı Ertuğrul Kazancı, Emekli Eczacı Özlem Gönül, Engelliler Federasyonu Başkanı Avukat Turhan İçli gibi isimler dikkat çekti.

Tâlat Paşa Komitesi Genel Sekreteri Ferit İlsever yaptığı açılış konuşmasında “AHİM’in bu kararı yaklaşık 100 yıldır emperyalist saldırı karşısında aldığımız başarıdır. AHİM kararı ile Türkiye’nin eli kolu rahatlamıştır. Bu karar Ermeni soykırımının olmadığını ifade etmektedir. Hukuki bir karar verildi; AİHM kararı, bu kararların parlamentoların ve mahkemelerin görevi olmadığına ancak tarihçilerin görevi olduğuna işaret etmektedir. Başkanımız Rauf Denktaş‘ı yitirdik, çoğu yöneticimiz Silivri’de tutuklu. Bu daha başlangıç, yeni zaferler yolda. Onun için Tâlat Paşa Komitesi‘nin yeniden örgütlenmesi gerekir” dedi.

CHP Milletvekili Prof Süheyl Batum ”Artık, Dünyanın hiçbir ülkesinde parlamentolar bu tür kararlar alamayacaklar. Bu karar sonrasında hükümet hiçbir şey yapmadı, bu başarıyı görmemezlikten geldi. Görev yine bize düşüyor“ diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da, “1923 yılında Lozan‘da kahramanlar nasıl Türkiye’nin onurunu tescil ettirdiyse, 2005’te, yine Lozan’da başlayan mücadele ile kahramanlar Türkiye’nin onurunu tescil ettirmişlerdir. İftira kampanyası hukuk düzeyinde darbe almıştır. Devletin yapamadığını Tâlat Paşa Komitesi yapmıştır.” dedi.

27 Temmuz 1983 tarihinde eşi Lizbon Maslahatgüzarı iken Asala Terör Örgütü tarafından suikast sonucu öldürülen Cahide Mıhçıoğlu’nun oğlu Atasay Mıhçıoğlu, “Ülkemiz ve şehitlerimiz için çok önemli bir karar, haksız suçlamalar ortadan kalktı, uluslararası bir zafer elde edildi. Bu mücadelede başı çeken Tâlat Paşa Komitesi‘nce bana verilecek her türlü göreve hazırım“ dedi.

Viyana’da 20 Haziran 1984 tarihinde şehit edilen Çalışma Ateşesi Erdoğan Özen’in yeğeni İpek Isı ise yaptığı konuşmada, “Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı, bu konuda Tâlat Paşa Komitesi‘ne teşekkür ediyor ve herkesin elini taşın altına koymasını diliyorum” dedi.

Cenevre İdari Sekreteri iken şehit edilen Mehmet Yergüz’ün yeğeni Bekir Yergüz de toplantıya katılarak, Tâlat Paşa Komitesi‘nden görev istedi.

Prof. Dr. Mahir Aydın ”Konu tam anlamıyla siyasal zaferdir. Lozan Antlaşması nasıl siyasi zafer ise, AHİM’in bu kararı da Türkiye için siyasi bir zaferdir. Bu karar ile Ermenileri kullanarak Türkiye’den toprak talep edilmesinin önü kesilmiştir.” diye konuştu.

Orhan Karaveli konuşmasında “Devletin yapamadığını Tâlat Paşa Komitesi yapmış ve başarıyı devlet görmezlikten gelmiştir. 17 Aralık’ta sadece Ermeni Diasporasını, Avrupa’yı değil; dünyayı yendik.

Aydınlık yazarı Şule Perinçek ise, AHİM kararında önemli rol oynayan Tâlat Paşa Komitesi’nin Ergenekon davasında adı geçirilerek, mücadenin engellenmek istendiğine dikkat çekti.

AKUT Başkanı Nasuh Mahruki, “24 Nisan’ın 99. yılında Avrupa’nın 20 ülkesinin, 100. yılında da dünyanın 80-100 ülkesinin en önemli 2 veya 3 gazetelerine tam sayfa AİHM kararını, Ermeni Soykırımının bir yalan olduğunu anlatan ilanlar vermemiz gerekir” dedi.

Toplantıya 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eski Bakanı Yaşar Okuyan, İstanbul Üniversitesi Eski Rektörü Kemal Alemdaroğlu, Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da kutlama mesajları gönderdiler. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mesajda, “Bizi kuşatan çember yarılmıştır. Tâlat Paşa Komitesi milleti seferber ederek neler yapılacağını göstermiştir. Biz şimdi çemberden çıkarak Türkiye’nin düşmanlarını kuşatacak ve bütün cephelerde kesin zafer kazanacağız.” dedi.

Toplantının sonunda açıklanan Sonuç Bildirisi özetle şöyleydi:

“AİHM, Doğu Perinçek’in, Ermeni soykırımını inkârı suç sayan ceza maddesi dolayısıyla İsviçre aleyhinde açtığı davada Perinçek’i haklı bulmuş ve İsviçre Hükümetini mahkûm etmiştir.

Bilindiği gibi İsviçre yargısı Perinçek’i, “Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır” dediği için soykırımı inkârdan cezalandırmıştır. Türkiye, AİHM’nin bu kararıyla Ermeni soykırımı yalanına karşı tarihin en büyük başarısını elde etmiştir. Başarının boyut ve kesinliğine tarih karar verir. Dışişleri Bakanlığı’nın açıkladığı gibi bu karar bir milat niteliğindedir. AİHM, kararında Ermeni soykırımının gerçek olmadığı görüşündedir. Bu noktada, 1915 olaylarının Yahudi soykırımına benzemediğinin altı çizilmiştir.

Dolayısıyla bu karar bir uluslararası yargı içtihadı niteliğindedir. İçtihat varsayımı özellikle uluslararası konularda kanımızca büyük ihtiyatsızlıktır. Mahkeme, 1915 olaylarının değerlendirilmesinin bir yargı ya da yasama görevi değil; tarihçilerin görevi olduğu görüşündedir. Böylece, soykırım kararı almış olan parlamentoların bu kararlarını kaldırtma görevi önümüzde durmaktadır. Bu görevin nasıl, hangi yetki ve imkanlarla ifa edilebilmesi, dayanak ve uygulaması “arzuya değil, bilgiye” baglı bir husustur.

AİHM bütün bu hükümlerinin yanı sıra, “ifade özgürlüğünün ihlali” açısından da İsviçre’yi mahkûm etmiştir. TPK bu yeni durumu da dikkate alarak, önümüzdeki yol haritasını ve yeniden örgütlenme gereksinimini görüşmüş ve aşağıdaki kararları almıştır:

1. Türkiye, yukarıda özetlediğimiz AİHM kararından sonra, bu konuda savunma hattından çıkıp, taarruza geçmelidir. Hedefimiz, etkin, mantıklı yöntemle, soykırım kararı almış olan parlamentoların bu kararlarını kaldırtmaktır.

2. AİHM kararını halkımıza ve dünya kamuoyuna anlatma görevi önümüzde durmaktadır. Bunun için AİHM kararının yeniden yazımını tamamlayıp, Sayın Perinçek’in savunması ile birlikte kitap haline getirecek, Türkçe’nin yanı sıra dört yabancı dile çevirerek bütün dünyada on binlerce dağıtacağız.

3. Dünya kamuoyunu bu konuda harekete geçiriyoruz. Özellikle emperyalist merkezlerin 2015’i saldırı yılı ilan ettikleri bugünkü koşullarda, soykırım yalanını yüzlerine çarpacağız. Bu amaçla yurt dışında yaşayan 4 milyon Türk’ümüzü ayağa kaldıracağız. TPK’nin bu amaçla başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere, TC’nin ilgili kurumlarını harekete geçirmesi de gerekmektedir.

4. Acilen atacağımız ilk adım, İsviçre’de girişimlerde bulunarak, İsviçre’nin aldığı kararı kaldırtmaktır. Bunun için, Türkiye Barolar Birliği ile İsviçre’deki Türk Hukukçular Derneği’nin birlikte çalışma yürütmesi bir başlangıç olabilir.

5. İsviçre’nin AİHM kararına itirazının son günü 17 Mart 2014’tür. 15 Mart ise, Tâlat Paşa’nın katledilmesinin yıl dönümüdür. İsviçre’nin AİHM kararına itiraz edip etmemesine bağlı olarak ve bu iki tarihi birleştirerek güçlü etkinlikler tasarlayacağız. Parlamentonun bu kararları kaldırması için, İsviçre kamuoyunu hızla harekete geçirmeye çalışacağız. Bu aşamada İsviçre kamuoyunun ağırlıklı görüşü itiraz etmemek ve “soykırımı inkar” yasasını hızla kaldırmak yönündedir. Böylece, Türkiyemizin ikinci zaferi ufukta görünmüştür.

6. TPK, AİHM zaferinde kuşkusuz katkıları bulunan şehit diplomatlarımızı anma görevini gündemine almıştır.

7. Bu yıl 24 Nisan için yabancı büyük gazetelere tam sayfa ilan verilmesi kararlaştırılmıştır.

8. TPK, zafer toplantısında iki yıl önce yitirdiğimiz Başkanımız ve KKTC Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Denktaş’ı, şehit diplomatlarımızı, yine yakın zamanda yitirdiğimiz TPK üyelerimiz edebiyatçı-yazar Demirtaş Ceyhun, Prof. Dr. Uçkun Geray ve MHP 21. Dönem Milletvekili Mehmet Gül’ü saygıyla anmış, başta Sayın Doğu Perinçek ve Sayın Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu olmak üzere Silivri’de tutuklu bulunan üyelerimize ve yurtseverlere selamlarını göndermiştir. TPK, ilgililer tarafından iki yıldır ihmal edilen Sayın Rauf Denktaş’ın anıt mezarının yapılması görevinin takipçisi olacak, yapacak, yaptıracaktır.

9. TPK, toplantının sonunda yeniden örgütlenme konusunu da gündemine almış ve katılanlardan Başkan, Genel Sekreter ve Yürütme Kurulu ile ilgili olarak görüş almıştır. Toplantıyı yöneten geçmiş dönem Yürütme Kurulu üyeleri bu görüşleri değerlendirerek, TPK’nin yeni örgütlenmesini ilan edecektir. Sayın Mehmet Perincek’in hem bu konudaki bilgisi hem de yabancı lisanı nedeniyle heyete öncelikle dahil edilmesi gereklidir.”

Kamuoyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Aralık sonunda aldığı “Perinçek-İsviçre” kararını tartışırken, Fransa’dan gelen ikinci bir haber Türkiye’nin elinin ne kadar güçlenmiş olduğunu gözler önüne serdi.

Yaşadığı Fransa’nın Lyon-Villeurbane kentinde Yeşiller Partisi’nden yerel politikaya atılınca, Ermeni Diyasporası ile karşı karşıya kalan Prof. Baskın Oran’ın kızı Sırma Oran, kendisine ağır hakaret eden Ermeni diyasporasının önemli isimlerinden Laurent Leylekyan’a açtığı tazminat davasını kazanmış, karar Leylekyan tarafından temyiz edilmişti. Bu sırada gelen yeni haber, tecilli hapis ve 4 bin 500 Euro para cezasına çarptırılan Leylekyan’ın temyiz davasını da kaybettiğini duyuruyordu.

Tâlat Paşa Komitesi Ankara‘da toplandı (15 Şubat 2014)

Tâlat Paşa Komitesi 15 Şubat 2014 günü Başkent Ankara’da toplandı. AİHM kararınının değerlendirildiği toplantıda, bundan sonra izlenecek yol haritası masaya yatırıldı. Toplantıya çok sayıda araştırmacı, tarihçi, diplomat ve siyasetçi katıldı. Toplantıyı Usmer Başkanı Emekli Tümgeneral Naci Beştepe yönetti.

Toplantıda konuşan Dışişleri Eski Bakanı Uluç Gürkan, AİHM kararının Türkiye üzerindeki kuşatmayı kırdığını söyledi. Gürkan, soykırım kararının bir ülkenin Meclis’i tarafından verilemeyeceğini belirtti.

Tarihçi Mehmet Perinçek, 1915 tarihinin soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini söyledi. Perinçek, sadece Ermenilerin değil, diğer etnik kimliklerin de baskıya uğramadığını ifade etti.

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Cengiz, söz konusu tartışmanın tarihi değil, güncel siyasi bir nedenden kaynaklandığını vurguladı.

Talatpaşa Komitesi İstanbul’da Toplandı (15 Nisan 2014)

Tâlat Paşa Komitesi, Şükrü Server Aya, Dr. Doğu Perinçek, Prof. Kemal Alemdaroğlu, Prof. Mahir Aydın, Ertuğrul Kazancı, Ferit İlsever, Cüneyt Akalın, Erkan Önsel ve Mehmet Perinçek’in katılımıyla İstanbul Beyoğlu’nda toplandı.

Toplantı Ferit İlsever’in Komitenin geçmiş dönem çalışmalarını özetlediği konuşmasıyla başladı. Amerika’daki Türk Dernekleri’nin Doğu Perinçek ve Mehmet Perinçek’e verdiği ödülün önemine dikkat çekildi.

Doğu Perinçek, Perinçek-İsviçre davasının kamuoyu tarafından yeterince anlaşılmadığını, karar metninde “fikir özgürlüğüne aykırılık”ın ötesinde, Ermeni meselesinde Türkiye’nin elini güçlendiren ifadelerin yer aldığını vurguladı. İsviçre’nin en büyük partilerinden Halk Partisi’nin İsviçre’deki mevcut yasanın kaldırılması yönünde hazırlık yaptığını hatırlattı.

Şükrü Server Aya, birçok Batı ülkesinde Ermeni meselesi konusunda gelinen son durumu özetledi.

Komite Genel Sekreteri Ferit İlsever;

- 22 Ülke Parlamentosu’nda Türkiye aleyhine alınan kararların geri alınması için taarruz başlatmayı,

- Acilen Almanya merkezli güçlü bir Tâlat Paşa Komitesi örgütlenmesine gitmeyi,

- Özellikle Almanya’da Türkler aleyhine ders kitaplarında yer alan ifadelerin çıkarılması için çalışma yürütmeyi önerdi.

Prof. Kemal Alemdaroğlu, Almanya- Fransa ağırlıklı bir akademisyenler örgütü üzerinde çalışılmasını önerdi.

Ertuğrul Kazancı’nın İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Enstitüsü’nün başına getirildiğini ifade etmesinin ardından kendisine, Doğu Perinçek tarafından İstanbul Barosu’nun AİHM İsviçre Kararı’nı değerlendireceği 2 günlük bir çalıştay düzenlenmesi önerisi getirildi.

Erkan Önsel, acil olarak 2 günlük uluslararası bir konferans düzenlenmesini önerdi.

Yunanistan’da “Nefret Suçu Yasası“ kabul edildi (9 Eylül 2014)

Yunanistan’da ‘Nefret Suçu Yasası’ olarak bilinen düzenleme parlamentodan geçti. Hazırlığı iki yıldır devam eden düzenlemeye göre, etnik köken veya cinsel yönelim sonucu yapılan saldırılara üç yıla kadar hapis cezası ve para cezası geliyor. Yasaya göre ayrıca Ermeni Soykırımı, Holokost ve Anadolu’da Hristiyanlara karşı işlenmiş kitlesel suçları inkar edenler veya aşağılayanlar da üç yıla kadar hapis ve 20 bin Euro’ya kadar para cezasıyla cezalandırılacak. Yasada, “Soykırımın kötü niyetli inkârının ırk, renk, din, milli köken esas alınarak bir gruba ya da üyesine karşı şiddet ve nefrete teşvik etmesi durumunda suç teşkil edeceği” kaydedildi. Yunanistan’da 1970’li yıllarda yürürlükte kalan ırkçılık karşıtı yasanın, yeni bir yorumu olan bu yasanın, özellikle son beş yılda, Altın Şafak Partisiyle bağlantılı ırkçı saldırıların artması nedeniyle kabul edildiği ifade ediliyor.

Talatpaşa Komitesi eylem planını hazırladı

Ermeni soykırımı iddialarına karşı kurulan Tâlat Paşa Komitesi'nin 2015 yılı eylem planı belli oldu. Tâlat Paşa Komitesi’nin Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Ermeni Olayları'nın 100. yıldönümü olan 2015 için komitenin hazırladığı eylem planını açıkladı. Pekin'in verdiği bilgiye göre, Komitenin ilk hedefi, "milli dava" olarak gördüğü Doğu Perinçek'in 28 Ocak'taki AİHM'deki davasını kazanmak. Korgeneral Pekin, Türkiye açısından büyük önem taşıyan davada savunma yapması gereken Perinçek'in Ergenekon Davası’nda tahliye olduğunu, fakat yurtdışına çıkış yasağı bulunduğunu belirterek; Perinçek'in yanı sıra kendisinin, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever ve araştırmacı-yazar Mehmet Perinçek'in de yurtdışına çıkış yasağı olduğuna dikkat çekti. Pekin, bu yasakların kaldırılmasını istedi.
Eylem Planı'na göre, Komite 9 Ocak'ta Yunanistan'ın başkenti Atina'ya giderek. Yunanistan Parlamentosu'nun 9 Eylül 2014 günü çıkardığı soykırımı inkar etmeyi suç sayan yasaya karşı başkent Atina'da protesto gösterisi yapacak.
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in Strasbourg'da bulunan AİHM Büyük Daire'deki davası ise 28 Ocak'ta. Pekin, "28 Ocak günü yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları da mahkeme önünde toplanacak" dedi. Komite'nin 2015 yılı eylem planı içinde, tarihe tanıklık edenlerin yer aldığı bir belgeselin hazırlanması, Ermeni tehcirini belgeleriyle anlatan Türkçe-İngilizce broşür bastırılması, yurtdışındaki Türkiye Gençlik Birliği ve Atatürkçü Düşünce Dernekleri temsilcilikleri ile birlikte Avusturalya ve Yeni Zelanda başta olmak üzere, Almanya, Fransa, İsviçre, Hollanda ve Avusturya gibi ülkelerde çeşitli etkinlikler düzenlenmesi de yer alıyor. Ayrıca, üniversitelerde akademik düzeyde çeşitli toplantıların da düzenleneceği açıklandı.

Tâlat Paşa Komitesi eylemi ve Yunanistan’da yaşananlar

12 Ocak 2015

Tâlat Paşa Komitesi heyeti, Yunan Parlamentosu'nda kabul edilen "Ermeni Soykırımını inkar yasasını" protesto için Atina'ya gitti, ancak havalimanında gözaltına alındı. Daha sonra Türkiye’ye dönen heyet üyeleri Atina Havaalanında yaşadıklarını anlattı ve Dışişleri yetkililerinin kendilerine sahip çıkmadıklarını belirtti.

13 kişilik heyet ilk uçakla Türkiye'ye gönderilmişti... Heyete bulunan İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Naci Beştepe yaşananları şöyle dile getirdi: "Bizim havalanında pasaportlarımıza el kondu. Bizi Atina’ya almadılar. Atina’da Ermenilerin bulunduğu gerekçesi ile bizi almadıklarını söylediler ve bizi sınır dışı ettiler."

13 kişilik heyetinin sınır dışı edilmesi, Talat Paşa Komitesi’ni durduramadı. İşçi Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Başkanı ve Talat Paşa Komitesi üyesi Yunus Soner, Atina Parlamentosu’nun karşısında Komitenin Ermeni soykırımı yalanını reddeden açıklamsını okudu:
“Öncelikle, suyun öte tarafından, Türk halkından selam ve sevgiler getirdik. Türk halkının komşu Yunan halkı ile karşılıklı saygı ve güven içinde, dostça yaşama arzu ve kararında olduğunu bildirmekten mutluluk duyuyoruz. Ülkelerimiz ve halklarımız arasında iyi ilişkiler geliştirmenin tarihteki acıları canlandırmaktan değil yeni dostluk köprüleri kurmaktan geçtiğine inanıyoruz.

Yunanistan Parlamentosu’nun 9 Eylül 2014’te almış olduğu kararın bu amaca hizmet etmeyeceğini düşünüyoruz.

Yunanistan Parlamentosu kararında;

- Uluslararası mahkemeler ve Yunan Meclisi’nin tanıdığı soykırım suçlarının, savaş suçlarının, insanlığa karşı suçların varlığını ve ciddiyetini kasıtlı olarak, şiddet suçuna neden olacak şekilde ret veya inkar edenler yahut hoş gösterenlerin cezalandırılması öngörülmüştür.

Bu durumda;

- 1994 yılında kabul edilen Pontus soykırımı,

- 1996 yılında kabul edilen Ermeni soykırımı,

- 1998 yılında kabul edilen Küçük Asya soykırımının ret veya inkarı suç sayılmaktadır.

Biz Talat Paşa Komitesi olarak, Türk ulusu ve insanlık adına bu kararı reddediyoruz.

Ret gerekçemizin yasal ve tarihi dayanakları şöyledir:

- Bu üç konuda alınmış uluslararası bir mahkeme kararı yoktur.

- AİHM, 17 Aralık 2013’te Perinçek Davası‘nda verdiği kararda;

a. Soykırım kavramını kanıtlamanın kolay bir şey olmadığını ve söz konusu olayla ilgili araştırmaların tartışmaya açık olduğunu,

b. Hukuki olarak Perinçek’in, “Soykırım yoktur” ifadesinin AİHS’nin 10. Maddesinde belirtilen ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ve suç oluşturmayacağını açıkça ifade etmiştir.

- PONTUS Olayı;

Bölgesel güçler arası çatışmadır. Bölgedeki Türk halkının kendisini savunmasıdır.

- KÜÇÜK ASYA Olayı;

Yunanistan silahlı güçlerinin Türk vatanı olan Anadolu’yu işgaline karşı yapılan vatan savunmasıdır. Yakılan, yıkılan Türk vatanı, en çok kayıp veren Türk ulusu olmuştur. Savaş sonrası, Yunan mahkemeleri üç başbakan, iki bakan ve prensi savaş suçlusu kabul ederek idamlarına karar vermiş, kaçan prens dışındakiler kurşuna dizilmiştir. Soykırım varsa kimin yaptığı bu olaydan anlaşılabilir.

Tarihi gerçeklere, Türk ulusunun karakterine ve uluslararası yasalara güvenerek tekrar ediyoruz;

- Türk ulusu soykırım yapmamıştır, yalnızca vatanını savunmuştur.

- Soykırım iddiası emperyalist bir yalandır.

- Soykırım, parlamentoların değil tarihçilerin araştıracağı bir konudur.

- Soykırım suçlaması için uluslararası mahkemenin kararı gerekir.

- Yunan Meclisi’nin verdiği karar esastan da usülden de yasalara aykırıdır.

Talat Paşa Komitesi olarak, Türk ulusu adına Yunan Meclisi’nin aldığı bu kararın kaldırılmasını talep ediyoruz. Demokrasinin beşiği Yunanistan’a ifade özgürlüğünü ayaklar altına alan bu kararı yakıştıramadığımızı bildiriyoruz. Platon’un, Socrates’ın, Aristotales’in torunları, dost ve komşu Yunan halkının bu karara itiraz etmesini bekliyoruz. Böylece, suyun iki tarafının her gün biraz daha yaklaşacağına, halklarımız arasındaki dostluğun daha sağlamlaşacağına inanıyoruz. Her iki halkın yararının dostluğu geliştirmekte olduğunu anımsatıyoruz.

Yunan halkına selam, saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz.”

Yunus Soner Atina Parlamentosu’nun önünde bildiri okuduktan sonra Yunan polisleri tarafından gözaltına alındı ve herhangi bir sorgulamdan geçmeden sınır dışı edildi.

Tâlat Paşa Komitesi 15 Mart 2015 günü Talat Paşa’yı mezarı başında andı. Anmaya e. Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in başkanlığında bir grup Momite üyesi katıldı. Bu arada 15 Ekim 2015 günü AİHM Büyük Daire Doğu Perinçek lehine kesin kararını verdi.

Tâlat Paşa Komitesi yeni Başkanı Emekli Tümgeneral Ali Erdinç

Ermeni soykırımı yalanına karşı yürüttüğü mücadeleyi kazanan Tâlat Paşa Komitesi’nin yeni Başkanı Emekli Tümgeneral Ali Erdinç oldu. Komite, Ali Erdinç başkanlığında 4 Kasım 2016 günü ilk kez toplandı. Komite Genel Kurul öncesinde Anıtkabir’de Ata’nın huzuruna çıktı. Ardından toplantı için Türkiye Barolar Birliği tesislerine geçildi.

Yeni yol haritasının belirlendiği toplantıda konuşan Erdinç, Komitenin dünyaya açılması gerektiğini vurguladı. Toplantıya akademi ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı. Toplantıda Talat Paşa Komitesi’nin yeni tüzük ve görev tanımı belirlendi.

Almanya Parlamentosu “soykırım tasarısı”nı onayladı (2 Haziran 2016)

Türkiye, Alman Federal Meclisi'nin alt kanadı Bundestag'da 2 Haziran günü oylanacak olan Soykırım Tasarısını Türkiye ile Almanya arasında dostluk sınavı olarak gördüğünü açıkladı. Öte yandan 29 Mayıs 2016’da on binlerce Türk, Alman Meclisi’nin kapısına dayanarak Almanya’yı uyardı.
Bütün uyarılara rağmen Alman Meclisi 2 Haziran’da toplanarak Soykırım Tasarısını kabul etti.

Almanya Parlamentosu'ndaki oylamayı takip eden Ermeni topluluğunun temsilcileri, tasarının kabulünün ardından 'Danke' (Teşekkürler) yazan pankartlar kaldırdı.
Tasarı, "1915 ve 1916 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermenilere ve diğer Hristiyan azınlıklara uygulanan soykırımın hatırlanması ve anılması” başlığını taşıyordu. Böylece Almanya'da, 1915 olayları ilk kez, resmen "soykırım" olarak nitelendiriliyor.

Olay üzerine Başbakan Binali Yıldırım, Almanya Büyükelçisi'nin geri çağırıldığını açıkladı.
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş Twitter hesabından, “Türkiye gereken cevabı verecek. Karar yok hükmündedir” dedi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, “Kendi tarihindeki karanlık sayfaları kapatmanın yolu, sorumsuz ve mesnetsiz Meclis kararlarıyla başka ülkelerin tarihini karalamak değildir” dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ise Meclis'te grubu bulunan partilere ortak açıklama çağrısında bulundu.
Almanya Başbakanı Angela Merkel ise, her ne kadar iki ülkenin bazı konular hakkında farklı görüşleri olsa da, Türkiye ve Almanya'nın güçlü ilişkilere sahip olduğunu vurguladı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile birlikte düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Merkel, “Almanya'yı Türkiye'ye bağlayan çok şey var. Bazı görüş ayrılıklarına karşın bu bağın derinliği ve dostluğumuz çok büyük” diye konuştu.
Türkiye ve Almanya liderliğindeki Avrupa'nın mülteci krizinin çözümü için kritik bir işbirliği sürecine girdiği dikkate alındığında, tasarının zamanlaması sıkıntılı olarak değerlendirildi. Bir süre sonra, Eylül 2016 başlarında Almanya Başbakanı Angela Merkel bu tasarının hukuki bir geçerliliğinin olmadığını ve hükümeti bağlamadığını açıkladı. Tasarının adeta yok hükmünde olduğunu ilan eden Merkel’e muhalefetten önemli tepki yükselirken, Türkiye’nin, Talat Paşa Komitesi’nin ve Almanya’daki yurttaşlarımızın haklı mücadelesi başarıyla noktalandı.

Stanford Jay Shaw anma toplantısı (Ocak 2017)

TPK başkanı e. General Ali Erdinç ve üyeleri, Türk tezine büyük destek veren ünlü Amerikalı tarihçi Stanford Jay Shaw’u İstanbul Ulus’taki mezarı başında andı.
Shaw 1977 yılında “Ermeni Soykırımı yoktur.” dediği için Ermeniler tarafından tehtid edilmiş ve evi bombalanmıştı. Shaw emekliliğinin ardından, ölümüne kadar Türkiye’de yaşadı. Son olarak Bilkent Üniversitesi’nde Osmanlı Tarihi dersleri veriyordu. Ayrıca Türkiye Bilimler Akademisi’nden yapılan açıklamada 16 Aralık 2006’da Akademinin şeref üyeliğine seçildi. Türk Tarih Kurumu tarafından Hizmet Madalyası ve Beratı ile onurlandırıldı.

DİPNOTLAR:

[1] Ferit İlsever Polis Sorgusu, s.13; İddianame, s.1552.

[2] Polis Sorgusu, s.14; İddianame, s.1552.

[3] Polis Sorgusu, s.14; İddianame, s.1553.

[4] İddianame, s.1553.

[5] Polis Sorgusu, s.16; İddianame, s.1554.

[6] Polis Sorgusu, s.17.

[7] Polis Sorgusu, s.19.

[8] Polis Sorgusu, s.18.

[9] İddianame, s.1554.

[10] Polis Sorgusu, s.17; İddianame, s.1554.

[11] Polis Sorgusu, s.24; İddianame, s.1557.

[12] Polis Sorgusu, s.25; İddianame, 1558.

[13] Ferit İlsever’in 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Görülen Ergenekon Davası’ndaki Savunmasından.

Teori, sayı: 327, yıl: Nisan 2017

Son Dakika Haberleri