İranlı yazar Igual: Emperyalizmin gücü Türkiye ve İran'a yetmez

Aydınlık, Türkiye'de yaşayan İranlı yazar Shahzadeh Igual ile İran'a yönelik yaptırımların ülkedeki kültür-sanat hayatına etkilerini ve Türkiye ile İran arasında son yıllarda olumlu seyreden ilişkilerin geleceğini konuştuk.

İranlı yazar Igual: Emperyalizmin gücü Türkiye ve İran'a yetmez
A+ A-

M. Birol Guger

'İran'ın Son 40 Yılı' sergisinde rastladığımız İranlı yazar Shahzadeh Igual, 27 yıldır Türkiye'de ikamet ediyor. İgual, 'Tahran'ın Kırmızı Sirenleri' ve 'Rolls Royce'u Taramışlar Baba' adlı, oldukça başarılı iki romanın yazarı ve çok yakında Alfa yayınlarından romanlarının üçüncüsü, 'Son Fayton' çıkıyor. Igual İstanbul'da yaşıyor, İran ve Türkiye arasında kültür, edebiyat ve sanat köprüsü olmaya gayret ediyor.

M.Birol Guger, Shahzadeh Igual

Söyleşimizde, İran ve Türkiye'nin bölgenin en güçlü iki ülkesi olduğunun altını çizen İgual'ın ifadesiyle, "İran, 5 bin yılı aşkın süredir bugün olduğu yerde duran köklü bir devlet ve medeniyet geleneğine sahip. Bu topraklarda emperyalist devletlerin nüfuzunun yetmeyeceği bazı güçler var, Türkiye ve İran ise bu güçlerin başında geliyor..."

'İRAN, BETTY MAHMOODY'NİN ROMANLARINDAKİ ÜLKE DEĞİL'

Bu defa, 30 yıla yakın süredir Türkiye'de yaşayan İranlı bir kadın yazarın iki ülke hakkındaki düşüncelerini tarihe not edebilmek çalıştırdık kayıt cihazımızı. İgual iki ülke ilişkilerinin seyrini olumlu bulduğunu belirtirken, "Bu iki komşunun çok daha kuvvetli ilişkilere ihtiyacı var" dedi ve ekledi, "Türkiye'de yaşayan ve romanlarını Türkçe yazan bir İranlı olarak, kendi adıma bir damla olmayı ümit ediyorum. Daha güzel günlere yol alacağımıza inanıyorum. İran Betty Mahmoody'nin değil Shahzadeh İgual'in romanlarındaki ülkedir..."

'SANAT BASKILARDAN BESLENİR'

Aydınlık: İran'a uygulanan ekonomik ve siyasi yaptırımlar ülkedeki kültür sanat hayatını nasıl etkiliyor?

Shahzadeh Igual: Biliyorsunuz bu tür yaptırımlar en çok sinema, resim, fotoğraf, şiir ve edebiyat gibi sanat dallarını besler. Emperyalist güçlerin kontrolü altına girmeyi reddeden ama bir şekilde yine baskı altında kalan toplumlarda, bu durumdan en çok beslenen sanattır. İran'da da son yıllarda sinema filmlerinin üst üste Oscar alması; müziğinin dünya çapında duyulması; resim ve fotoğraf sanatında da ciddi yol alması, bu durumun somut bir göstergesidir.

'İRAN'I GÖREN TÜRKLER, TÜRKİYE'Yİ DAHA İYİ ANLIYOR'

Aydınlık: Türkiye, İran ve Rusya'nın, Astana görüşmeleri çerçevesinde, Suriye'deki sorunun çözümü için ortak bir mekanizma oluşturmalarından bu yana, Türkiye-İran ilişkileri yakın tarihin en güçlü seviyelerine tırmandı. Bu yakınlaşmanın kültür ve sanat alanında ne gibi yansımaları olacaktır?

Shahzadeh Igual: İran ve Türkiye Kasr-i Şirin anlaşmasından bu yana sınır değişikliği yaşamamış iki komşu ülke. Bu iki ülkenin kültürleri de, başta edebiyat ve çeşitli sanat dalları olmak üzere, oldukça iç içe geçmiş durumda. Sevgili İlber Ortaylı'nın da söylediği gibi, "İran'ı mutlaka görün. İran'ı görmeden Türkiye'yi anlamak zordur."

%C4%B0gual%2C%202000%20y%C4%B1l%C4%B1nda%20yay%C4%B1nlanan%20
Igual, 2000 yılında yayınlanan 'Tahran'ın Kırmızı Sirenleri' adlı kitabı ile

İki ülke arasında kültür turları düzenleyen, her yıl yüzlerce insanın iki ülkeyi görmelerine aracılık eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki, İran'ı gördükten sonra Türkiye'deki bazı durumları daha net anlayabiliyorlar. Gözlerinden sanki bir perde kalkıyor.

TÜRKİYE-İRAN KÜLTÜR TURLARI

İran ve Türkiye arasında sanat, edebiyat ve kültür olmak üzere pek çok alanda daha fazla çalışmaya ihtiyaç var. Bu bağlamda ben son bir yıldır Türkiye'nin önemli yazarlarını İran'a davet ediyorum, onlara İran'ı gezdiyorum. Sevgili Nedim Gürsel'le başladık. Ayşe Kulin ve Tuna Kiremitçi'yle devam ettik. Çok çok yakın gelecekte de sevgili Zülfü Livaneli ile de gidiyoruz. Sırada çok çok fazla yazar var. Aynı şekilde İran'dan da buraya İranlı yazarları getireceğiz.

Shahzadeh Igual, Tuna Kiremitçi
Shahzadeh Igual, Ayşe Kulin