14 Nisan 2024 Pazar
İstanbul 18°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Lübnanlı siyasetçi Kandil Aydınlık’a anlattı: Türkiye-Suriye normalleşmesi İsrail’e baskı oluşturur

Direnişe yakın isim eski milletvekili Nasır Kandil Aksa Tufanı’yla birlikte bölgedeki denklemlerin değiştiğini söyledi. İsraillilerin artık ‘vaat edilmiş toprak’ fikrinden uzaklaşıp ülkeyi terk ettiklerini belirtti.

Lübnanlı siyasetçi Kandil Aydınlık’a anlattı: Türkiye-Suriye normalleşmesi İsrail’e baskı oluşturur
Sayda şehri İsrail saldırısı
A+ A-
ÖZGÜR ALTINBAŞ / GÜRKAN DEMİR - BEYRUT

Beyrut’ta siyasetçi yazar Nasır Kandil ile bir araya geldik. Direnişe dair son gelişmeleri değerlendiren Kandil 5. ayında olan savaşın daha önce yaşanan savaşlarla asla kıyaslanamayacağını söyledi. Filistin halkının zor koşullarda olduğunu vurgulayan Kandil, “Yaşanan savaşta ABD İsrail’e havadan karadan ticari olsun büyük destek veriyor. Ama büyük bir destek verilse de herkes Filistin halkının yaşadığı zulmü görüyor. Tam olarak bu savaşı Filistinlilerin kazanacağına dair herkesin fikri bir.” ifadelerini kullandı. On yıllardır süren mücadeleyi kayaya çivi çakmaya benzeten Kandil, “Sürekli olarak kayayı yarmak için çekiçle çiviye defalarca vurursunuz, en son hamleyle o kaya yarılır. İşte Aksa Tufanı o son hamleydi.” dedi.

İsrail’in sadece Filistin’in düşmanı olmadığını bölgedeki bütün ülkelerin düşmanı olduğunu belirten Kandil, “İsrail bölgedeki çoğunluğun düşmanı; Mısır, Türkiye, Lübnan, İran… Bölgesel bir düşmanlık yürütüyor. Gallant’ın (İsrail Savuma Bakanı) ‘Hayvanlarla savaşıyoruz.’ sözü, İsraillilerin bölgedeki tüm halklara yönelik düşünce tarzıdır. Bu nedenle bölgede bulunan her şerefli insan ve devlet bu konuyla ilgili her fırsatı değerlendirip kendini savunma hakkına sahiptir.” şeklinde konuştu.

Lübnanlı siyasetçi Kandil Aydınlık’a anlattı: Türkiye-Suriye normalleşmesi İsrail’e baskı oluşturur - Resim : 1
Nasır Kandil, Özgür Altınbaş ve Gürkan Demir ile

AKSA TUFANI’NIN GÖSTERDİĞİ İKİ OLGU

Kandil Aksa Tufanı Operasyonu’nda yaşananların dünyaya iki önemli olguyu gösterdiğini söyledi. Kandil bunu şu şekilde özetledi: Bir taraftan kazanmak, İsrail’i çok zayıflattı ve bölgede bulunan İsrail’in zayıflığını görmek isteyen ve temenni eden bütün ülkelere ‘bu sizin fırsatınızdır’ dedi. Lübnan’daki savunma cephesini açarak Hizbullah bunu göstermek istedi. Lübnan’da yaklaşık 70 yıldır bu konuyla ilgili çok farklı olay yaşanıyor. Aksa Tufanı Lübnan için de bir fırsattır.

İkincisi de İsrail’in durumudur. Özellikle ABD İsrail’im zayıflığını gördü artık eskisi kadar güçlü olmadığını anladılar. Ve intikam almak için ABD ve Batı, İsrail’in yanında yer aldıklarını resmi olarak ilan ettiler. O yüzden 7 Ekim’de yaşananlardan sonra bölgede bulunan herkesin Filistin’in yanında durmak zorunda olduğunu ilan ettik. Özellikle Avrupa ve ABD’de insanların sokaklara inmesi protestolar yapması Batı’daki yönetimleri zor durumda bıraktı. Biden bir konuşmasında İsrail’in kendilerine çok büyük sıkıntı yaşattığından bahsetmesinin bizim için büyük bir anlamı var. Ama onların Siyonizmle beraber olduklarını çok iyi biliyoruz. Bu bir itiraftır, insanların sokaklara inmesine karşı bir itiraftı. Bu yaşananlardan sonra ilk başta Fransa lideri olmak üzere liderlerin sonradan nasıl fikir değiştirdiğini, İsrail’in yaptığının katliam olduğunu dile getirmeye başladıklarını gördük.”

Lübnanlı siyasetçi Kandil Aydınlık’a anlattı: Türkiye-Suriye normalleşmesi İsrail’e baskı oluşturur - Resim : 2
Nasır Kandil

KAÇANLARI GERİ GETİRMEK İÇİN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÜRÜTÜYORLAR

Kandil İsrail’im askeri siyasi propaganda ve ekonomik anlamda kayıplar yaşadığını söyledi. “Şirketlerinin ne kadar hasara uğradığını biliyoruz.” diyen eski milletvekili, “İçeride ülkeyi terk edenler halkın arasında yaşanan problemler ve Netanyahu’ya tepkiler… Çizdikleri portre tamamen değişti. Kızıldeniz’de Ensarullah’ın da yaptıklarını görüyoruz. Batı onları durduramadı. Suriye ve Irak’ta ABD üslerinin vurulduğunu görüyoruz. Biz o yüzden ABD ya da İsrail’in Lübnan’a karşı bir savaş açacağını düşünmüyoruz, çünkü o kudrette değiller. Bu sözleri sadece psikolojik bir savaş olarak görüyoruz. Bu psikolojik savaşın nedeni, İsrail’den kaçanları geri getirmeye çalışmanın bir parçası. Ve eğer gerçekten savaşa gitmek istiyorlarsa buyurun başlayalım deriz.” ifadelerini kullandı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın, tehdit mektuplarına verdiği yanıtın da bu konu üzerine olduğunu belirten Kandil, “Bu yapılan psikolojik savaş sayesinde yaklaşık 100 bin kişinin geri döneceğini düşünüyorlardı. Ama Nasrallah 100 bin kişinin gelmeyeceğini üstüne yaklaşık 2 milyon kişinin daha İsrail’i terk edeceğine emin olduklarını söyledi.” dedi.

HİZBULLAH GÜCÜNÜN ÇOK AZINI KULLANDI

Kandil yaşanan süreçte Hizbullah’ın şu ana kadar çok az bir gücünü kullandığını söyledi. İsrail’in ise bütün enerjisini harcadığını vurgulayan Kandil, “Bu bölgede yaşayan halk olarak biz böyle durumları yaşamaya alıştık. Elektriklerin kesilmesi, evlerimizin vurulması, başka şehirlere taşınmamız, yeni şeyler değil. Yıllardır bu ortamda yaşıyoruz. Peki İsrailliler, onlar buna tahammül edebilir mi?” sorusunu sordu.

İsrail istihbaratının bu savaştaki kayıplarla ilgili bir rapor hazırladığını belirten Kandil, bu raporda, İsrail vatandaşlarına şunun iletildiğini söyledi: “Elektriksiz, susuz, yakıtsız, havalimanları ve tren garlarının çalışmadığı bir sürece hazırlıklı olun.”

Lübnanlılar olarak bu durumu zaten yaşadıklarını ifade eden Kandil bunu şu değerlendirmede bulundu: “Biz bu ülkenin insanlarıyız. Bizim başka bir ülkemiz yok. Tahammül ederiz sıfırdan başlarız yeniden inşa ederiz ülkemizi. Ama İsraillileri böyle demiyor. Ne diyor: ‘İrlanda’dan, Hollanda’dan vs. geliyorum. Bunlara tahammül etmek zorunda değilim geldiğim yere geri dönerim.” ABD’den gelen birisinin “bereket olduğu için buraya geldim fakat ölüm tehlikesi yaşarsam geri dönerim” fikrinde olduğunu söyleyen Kandil, “Şu ana kadar 750 bin kişi İsrail’i terk etti. 300 bini ‘Biz geri dönmeyiz.’ diyor. Sadece 100 bin kişi Portekiz’de şu an. Bu raporlar İsraillilere ait.” bilgisini paylaştı.

Lübnanlı siyasetçi Kandil Aydınlık’a anlattı: Türkiye-Suriye normalleşmesi İsrail’e baskı oluşturur - Resim : 3
Hizbullah savaşçıları

HİZBULLAH NEDEN TOPYEKÜN SAVAŞA GİRMEDİ?

Hizbullah’ın neden topyekün bir savaşa girmediğini sorduk. Kandil şu yanıtı verdi: Yaşadığımız bu an İsrail’i bitirme anı değil. Bazı şartların olgunlaşması gerekiyor. Bu büyük savaşı başlatmak için, ya da İsrail’in başlaması için bazı şartlar var. İki büyük sebep var. Birincisi sadece bu sadece askeri bir savaş değil. Bu çok önemli bir şart. Bu, savaşın yarsını teşkil eden bir olgu. Savaşın meşruluğu gerekiyor. Sadece meydanda yaşanacak bir savaş olmayacak. 8 Ekim’de Hizbullah Tel Aviv’e roketleri atarak savaşı başlatmış olsaydı, Aksa Tufanı’nda Filistin’i destekleyenler ‘Bu konu bizi niye ilgilendiriyor ki bu Şiilerin savaşı. Bu İran ile Hizbullah’ın savaşıdır, Müslümanları ilgilendirmiyor.’ diyecekti.

Geçen süreçte Müslümanlar arasında iç savaş çıkartmak istediklerini gördük. Ellerinden gelenlerini nasıl yaptıklarını gördük bunu unutamayız. Suriye’de yaşananlara da şahit olduk. Arap ülkelerinin nasıl bu savaşı büyütmek için sponsor olduğunu gördük. Ve onlara yardım eden ülkeler eğer Suriye kaybederse İsrail’in kazanacağının netleşeceğini biliyorlardı. Filistin’de kazanılan başarıların da kaybedilmesini istemiyorduk. Çünkü şu an ki tablo, bu savaşın Filistinlilere ait olduğu yönünde. O yüzden Yemen olsun, Irak ve Suriye’deki direniş grupları olsun, Hizbullah olsun sadece ‘Filistin halkına destek çıkan gruplar’ olarak kalmaları gerekiyor. Çoğu Arap ülkeleri bu olanların tam tersinin olmasını istiyor. Eğer öyle olsaydı Batı’da Filistin için sokaklara çıkan insanlar binlerce Yahudi Tel Aviv’de ölse bile Filistin’in Batı’daki protestolarda kazandığı savaşı belki biz kaybederdik. Doğrudan bu savaşa girseydik o zaman tekrar Yahudilerin Almanya’da yaşadıkları zulmün aynısını yaşadıklarını düşüneceklerdi. Ve hatta Batıdan insanların İsrail’e destek için gelip onlarla birlikte savaştıklarını görebilirdik. O yüzden Hizbullah olur da İsrail saldıracak olursa kendisini savunup o meşruiyeti kazanmış olacak. Bu sebeple Hizbullah’ın bu savaşı başlatmayı istediğini düşünmüyoruz. İsrailliler zaten savaşı başlatmak isterlerse kendilerini neyin beklediğini çok iyi biliyorlar. Biz bu yüzden eminiz ki İsrail bizimle savaşa girmeyecek. Sadece Gazze karşısında savaşı kaybettiğini kabul etmesi gerekiyor. 360 km kare olan küçük Gazze, Hizbullah’ın roket ve füzeleri olmadan İsrail’i dizlerinin üzerine çöktürmüştür.”

‘HİZBULLAH-İSRAİL MÜZAKERE İDDİALARI DOĞRU DEĞİL’

Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmalar sırasında, iki taraf arasında ateşkese dair müzakere iddialarını sorduk. Kandil, bu iddiaların doğru olmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullandı: ABD’liler çok telaş etti. 3 kez irtibata geçmeye çalıştılar. Fransa da öyle. Fransa Dışişleri Bakanı birkaç kez geldi. Aynı durumlar Irak’ta da yaşandı oraya da iki kere gittiler. Yemen’de de aynı şekilde, Umman tarafından gidildi oraya da. ABD ilk başta tehdit etmeye çalıştı, ‘Filistin’e hiçbir ülke desteğe çıkmasın’ diye. Ama tehdit hiçbir işe yaramadı. Cepheler açıldıktan sonra farklı farklı seçenekler oluşturdular. Yemen’e saldırarak başladılar. Hatta ABD’liler öyle bir duruma geldi ki Hizbullah’ın bu cepheyi bırakması halinde devlet seçiminde kimin nereye yerleşeceği gibi bir teklif sundu. Hizbullah ve Yemen’in ilk günden beri şartı belli: ‘Gazze’de işgali durdurun HAMAS ile bir orta yolu bulun, eğer HAMAS razı olursa bizde dururuz. Onun dışında sizinle konuşmaya hazır değiliz.’”

LÜBNAN MECLİS BAŞKANI’NIN FRANSIZLARA YANITI

Kandil, Fransızların Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri’ye “Hizbullah Litani nehrinin kuzeyine çekilme teklifi hakkında ne düşünürsünüz?” sorusunu ilettiklerini söyledi Berri’nin Fransızlara yanıtı şu şekilde olmuş: “Çok büyük mimarlık mühendislik şirketleriniz var. Sorun onlara Litani nehrini yerinden kaldırıp İsrail sınırına taşıyabilirlerse olur. Ama Hizbullah’ın nehrin kuzey tarafına geçmesini beklemeniz çok abes bir hareket olacaktır.”

‘HİZBULLAH 3-4 KATI DAHA BÜYÜK’

Hizbullah’ın şu anki halk desteği ve askeri gücünü de Kandil’e sorduk. Kandil 2006 yılındaki savaşla şimdiki dönemi karşılaştırarak, “2006 savaşıyla bu son savaşı karşılaştırırsak şu anki durumumuz 2006 yılına kıyasla 3 ya da 4 kat daha güçlü. Devlet yönetimi, halk ve Hizbullah anlayış birliği içinde. Mecliste de çoğunluk aynı şekilde. Ama yüz de yüz herkesin aynı fikirde olacağını düşünmüyoruz tabii ki. Bu savaşı 2006’da nasıl kazandıysak öyle kazanacağız. 2006 ya kıyasla şu anki durum çok daha iyi ve halk desteği de çok güçlü.” tespitlerinde bulundu.

‘KAYBETTİKLERİNİ İLAN ETMELERİ ÇOK ZOR’

Kandil ABD ve İsrail’in başarısızlığı ve bu savaşı kaybettiğini kabul etmesinin kolay olmayacağını söyledi. Bu yüzden ABD ve İsrail’in ellerinden geleni yapmaya çalıştığını vurgulayan Kandil, “Tehditler ediyorlar, değişik tekliflerde bulunuyorlar, başka Arap ülkelerini araya sokmaya çalışıyorlar… Bu hezimeti Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere paylaşmak istiyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

‘TÜRKİYE-SURİYE NORMALLEŞMESİ İSRAİL’E BASKI OLUŞTURUR’

Aksa Tufanı’nın yeni dönemler başlatmasını umut ettiğini belirten Kandil, “Türkiye olsun İslami ülkelerde eylemlere şahit olduk. Ama bu eylemlerin bir neticesini bekliyoruz. Bütün Arap ülkelerinin İsrail’le olan ilişkilerini kesmelerini umut ediyoruz. Aleni bir şekilde Filistin direnişine desteklerini ilan etmelerini istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Yaşanan durumun Türkiye ile Suriye arasındaki problemin halledildiği yeni bir sayfa açılmasını temenni eden Kandil, “Aksa Tufanı, 2 yıl önce HAMAS ile Suriye’nin barışmasının neticelerinden biridir. Türkiye ve Suriye arasında yapılacak bir barışın da çok önemli bir anlamı olacağına inanıyoruz. Bu da İsrail ile yüzleşmede önemli bir rol oynayacak. Her ne kadar Türkiye ve kimi İslam ülkesi İsrail ile ilişkilerine devam etse de Kolombiya, Bolivya örneklerindeki gibi bu ilişkilerin zamanla kesileceğini düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

Lübnan Kandil Suriye ABD İsrail İran HAMAS Hizbullah