Merkez’i yanlış anladılar cadı avına başladılar

Başkan Kavcıoğlu 'stokçuluk' ithamını geri aldı ancak sanayiciye karşı bir cadı avı başladı. Bunun tehlikeli sonuçları olabilir. Temel sorun ise izlenen selektif kredi ve arka kapı döviz satım uygulamalarının bütüncül bir modelin unsurları olmaması.

Merkez’i yanlış anladılar cadı avına başladılar
A+ A-

RECEP ERÇİN

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu'nun İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nde yaptığı açıklamaların ardından bir kesim var ki sanayicileri hedef tahtasına koymaya başladı. “Döviz stokçuları” çatısı altında yapılan ithamların son derece tehlikeli olduğunu belirtelim. Bir defa Başkan Kavcıoğlu bunu ilk defa telaffuz etmedi. Daha önce Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektör Konseyi Başkanları ile bir araya geldiği basına kapalı toplantıda da bunu ifade etti. Hatta öğrendiğimize göre o toplantıda bulunanlardan bazılarının da adının yazılı olduğu listeden kendilerine söz etti. Ancak kaynakların aktardığına göre herhangi bir liste paylaşılmadı. Zaten bazı ham madde tedarikçilerinin paranın üstüne yatarcasına büyük döviz stokları olduğu bilinen bir gerçek. Ancak sistem içinde hesaplarda tutulan bu dövizin tutulma nedenini onlara da bir sormak lazım. Hani derler ya “Yaptım ama niye yaptım?” Birçok nedeni var ama konumuz o değil.

İHRACATA ZARAR VEREN KARARDAN VAZGEÇERİZ!

Neyse ki Kavcıoğlu İSO'daki “stokçuluk” açıklamasına Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) toplantısında netlik kazandırdı ve yanlış anlaşıldığını sanayicilere söyledi. Hatta bunu bir sanayicinin “Ben yemek sektöründeyim. Depomda yağ tutmama stokçuluk diyemezsiniz. Bu benim işimin bir parçası.” çıkışı sonrası ifade etti. Kavcıoğlu, TOBB'da malum liste mevzusunu ise ağzına almadı. Hani şu TL kredi çekip döviz biriktirenlerin listesi. TOBB'da iş dünyasına “sizinle aynı taraftayız” mesajı veren Kavcıoğlu, kredilerle ilgili son bir ayda ortaya çıkan sorunlarla ilgileneceğini, bankalara yönelik şikayetleri de araştıracağını katılımcılara aktardı. Kavcıoğlu ayrıca alınan herhangi bir kararın ihracatı bir sent bile azaltacak nitelikte olması halinde o karardan vazgeçecekleri sözünü verdi. TOBB toplantısına katılanların tarafımıza aktardığına göre, dersine çalışıp gelen Başkan Kavcıoğlu, sanayicilerin şikayetlerinde ne kadar haklı olduğunu ifade etti.

SORUN BANKACILIK MODELİNDE

Peki Başkan Kavcıoğlu'nun serzenişi niyeydi? Bunu “inşallah” kendisi ile sohbet etme imkanı bulduğumuzda soracağız. Ama şimdilik İSO'daki ve sonraki açıklamalarını dikkate alarak bir çıkarım yapalım: faiz indirimleri ile devalüasyona neden olup enflasyonu patlatmayı da göze alarak, tedarikteki kırılmanın yarattığı fırsatla ihracat, istihdam ve üretimin devamlılığı uğruna yapılan kredi genişlemesinin, sözün kısası fedakarlığın, karşılığını tam olarak bulmaması. “Neden bulamadı?” sorusuna “Döviz stoklandığı, krediler tüketime gittiği için” cevabı verilebilir mi? Bir anlamda evet ama bir anlamda hayır. Bir defa hem selektif kredi politikası uyguluyoruz deyip hem de kredilerin yata, kata, dövize gittiğini söyleyemezsiniz. Demek ki burada bir sorun var. Nedir o sorun anlatayım. Bizim bankacılık sistemimiz Osmanlı Bankası yani tefeci bankacılık modeliyle çalışıyor. Bu değişmeden istediğiniz enstrümanı kullanın istediğiniz sonucu alamayacaksınız. Bu Osmanlı Bankası kafasını bu köşede daha önce kaleme aldık: Osmanlı Bankası modeliyle kalkınma olmaz, 17 Şubat 2019. Müstafi Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak da yakın zamanda yayımlanan “Burası Çok Önemli” adlı kitabında bu konuya çok isabetli tespitlerle değindi. Çözüm nedir, derseniz. İktisatçı hocamız Prof. Dr. Bilsay Kuruç'un işaret ettiği üzere; büyük sermaye tarafından uygulatılmayan 1979-1983 dönemini kapsayan 4. Beş Yıllık Plan'a bakılmalı.

FİNANSAL SİSTEM HASAR ALIR

Gelelim işin tehlikeli kısmına. Bir defa sanayiciler için “döviz stokluyorlar” sözünü son derece tehlikeli buluyorum. Bir miktar haklılık payı olsa da kaç firma, ne kadar tutarda döviz almış bunun listesinin var olması yeterli değil. Ne amaçla aldıkları da önemli. Bu dövizlerin ne kadarı sistem dışına çıktı? Bakılması lazım. Ya bu söylemler yüzünden kurumsallar ve bireyseller döviz varlıklarını sistem dışına taşımaya başlarlarsa ki son haftalarda bu yönde bir eğilim olduğu bazı işaretlerden anlaşılıyor. Konuyu “Bunun adı zoraki kur soygunu” yazımızda işlemiştik. O zaman finansal sistemde kriz yaşanması işten bile değil. Buraya dikkat!

AÇIĞINI KAPATANLAR NEREDE?

Yine salgın döneminde ve öncesinde satılan rezervler sayesinde finansal kesim dışındaki şirketlerin döviz açık pozisyonlarını kapattıklarını not edelim. Merkez Bankası verilerine göre 2018'in ilk çeyreğinde 195 milyar dolar olan finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyonu açığı bu yıl mayıs ayı itibarıyla 105 milyar dolar seviyesine çekildi. Bu anlamda devletin yaptığı fedakarlık unutulmamalı. Bu dövizleri açıklarını kapatmak için büyük sermayenin aldığını (70-80 milyar dolar kadar) elbette Merkez Bankası da Hazine ve Maliye Bakanlığı da biliyor. Bunun yanında dövizlerin bir kısmının bireyler tarafından alındığı da görülüyor (50 milyar dolar kadar) ve hatırı sayılı bir tutar olduğu daha önce açıklandı. O vatandaşların listesi de devletin elinde var mı? Veya o dönem düşük faizle kredi çekip altın ve döviz alan siyasetçilerin listesi var mı?

YAMALI BOHÇADAN ÇEYİZ OLMAZ

Bakın son bir aya kadar “kredi bulamıyoruz” şikayetleri münferit düzeyde kalıyordu. Bu şikayetlerin TOBB ve İSO Başkanlarınca dile getirilmesi işin boyutunun ticari hayatı zedeleyecek seviyeye gelmesinden olsa gerek. İhracatçı da zaten kazandığı dövizin yüzde 40'ını getirip Merkez Bankası'nın emrine veriyor. Hiçbir dış ticaret faaliyeti olmadığı halde döviz stoklayan seçmenin de listesi tutuluyor mu merak ettim doğrusu! Sanayicilerin son bir ayda şikayetlerinin artmasının nedeni belli: BDDK kararı sonrası bankaların ne şiş yansın ne kebap diyerek kredileri kesmesi. O bankacılık sistemi ki BDDK verilerine göre yılın ilk altı ayında net dönem kârını yüzde 400.5 oranında artırarak 169.1 milyar TL'ye çıkardı. Bunun nasıl olduğunu bu yılın temmuz ayı başında yayınlanan “Düşük faiz döneminde bankalar kârını katladı” başlıklı haberimizde işledik. Tabi hem düşük faiz hem de döviz yakma gibi uygulamaların sadece bankalara net kâr değil şirketlere de faaliyet dışı gelir yazdırdığını hatırlatalım. İSO 500 raporlarında bunlar sabit. Nedir? Selektif kredi politikası da arka kapıdan döviz satımı politikası da eğer bütüncül bir modelin unsurları değilse bugün yaşadığımız sıkıntıları açığa çıkarıyor.

Etiketler istanbul sanayi odası tobb kredi merkez bankası şahap kavcıoğlu türkiye ihracatçılar meclisi