23 Nisan 2024 Salı
İstanbul 19°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Soykırım’ çalıştayının çakma akademisyenleri

‘Soykırım’ çalıştayının çakma akademisyenleri
A+ A-

Hamit Zafer KARS

15-18Eylül 2017 tarihlerinde Berlin’de yapılacak ve Sabancı Üniversitesi’nin de düzenleyicileri arasında yer aldığı “Türk ve Ermeni Akademisyenler 2017 Çalıştayı- Günümüzdeki Geçmiş: Ermeni Soykırımına Avrupa’nın Yaklaşımları” (WATS 2017) isimli “soykırım” toplantısı Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in “bilime ve vatana ihanet etmeyin” uyarısı üzerine kelimenin tam anlamıyla “dağıldı.”

TÜRK ÜNİVERSİTESİ KALMADI

Sabancı Üniversitesi simgesi düzenleyici kuruluşlar arasındaki yerinden kaldırıldı, üniversitenin akademisyenleri çalıştaydan çekildi. Keza Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi de bir öğretim üyesinin etkinliğe katılmasını engelledi. Programda, Bilgi Üniversitesi ve Koç Üniversitesi adına konuşma yapacakları açıklanan akademisyenlerin, bu üniversitelerle ilişkilerinin olmadığı ilgili rektörlükler tarafından açıklandı. İstanbul Kemerburgaz (Altınbaş) Üniversitesi sitesinde Sosyal Bilimler Bölümü Başkanı olarak görünen Nazan Maksudyan Ilıcak’ın ise kurumu “LeibnizZentrum Moderner Orient, Berlin” olarak değiştirildi. Böylece ihanet çalıştayında Türk üniversitesi kalmadı. Çalıştayın tarihi bir gün ileri alındı, çekilen Türk akademisyenler yerine yabancılar yerleştirildi, programına erişim izne bağlandı. Bu sonucun elde edilmesine, YÖK’ün dirayetli ve kararlı tutumu büyük katkısı bulunduğunu belirtmezsek tablo eksik kalır.

AKADEMİSYENLERİN GEÇMİŞİ

Her şeye rağmen Sabancı Üniversitesi’nin WATS 2015 çalıştayına İstanbul’da ev sahipliği yapmış olması, geçmişindeki silinemeyecek bir utanç eylemi olarak kalacak ve hep anımsanacak.

Peki, programda adları görünen ve yurtdışındaki üniversitelerde “akademisyen” oldukları iddia edilen Türk vatandaşlarıaçısından durum nedir? Çalıştay programında bildiri sunacağı açıklanan Türk isimli on iki akademisyen bulunuyor.

Fatma Müge Göçek, Michigan Üniversitesi (Ann Arbor) Sosyoloji Bölümünde ve Kadın Araştırmaları programında profesör. Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi (1979) mezunu. Bütün akademik yaşamı ABD ve İsrail’de geçmiş.

Zeynep Türkyılmaz, Columbia Üniversitesi Dartmouth Koleji Toplumsal Farklılık Çalışmaları Merkezi’nde yardımcı doçent. Doktorasını Los Angeles’teki California Üniversitesinden (UCLA) tarih alanında 2009’da almış. Çalışma alanları cinsel kimlik, milliyetçilik, din ve Orta Doğu’daki Hıristiyan misyonerler. 2011’den beri Dartmouth Kolejinde görevli.

Kader Konuk, Duisburg-Essen Üniversitesi’nin Türkistik/Türkçe Çalışmaları Enstitüsü’nde profesör, enstitü müdürü. Akademik hayatı, Yeditepe Üniversitesi’nde çalıştığı kısa dönem dışında Avrupa, Amerika ve Avustralya’da geçmiş. Öndercan Muti, Berlin Humboldt Üniversitesinde, E. Egemen Özbek Ottawa Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışıyorlar.

HAYALİ BAĞLANTILAR

Diğer Türk vatandaşlarının akademisyenleri oldukları iddia edilen üniversitelerle ilişkileri ise bu kadar açık değil; hatta bu bağlantının karışık, zorlama veya hayali olduğu söylenebilir.

Emre Can Dağlıoğlu’nun Massachusets’deki Clark Üniversitesi sitesinde “akademisyen” olarak kaydı yok. En iyi olasılıkla yüksek lisans veya doktora öğrencisi.

Ari Şekeryan, Oxford Üniversitesi’nde Doğu Çalışmaları-Osmanlı Tarihinde yüksek lisans öğrencisi. Kısacası “henüz” akademisyen değil, öğrenci.

Rastlantı bu ya Adnan Çelik ve Öykü Gürpınarisimlerine Paris Toplum Bilimleri Yüksek Çalışmalar Okulu’nun (Ecole des Hautes Etudes en Sciences SocialesEHESS, Paris) öğretim üyesi kadrosunda rastlanamıyor. Doktoralarını bu kurumda yapmışlar. Doktora sonrası çalışma amacıyla bu okulda bulunmaları muhtemel, ancak EHESS kadrolu akademisyenleri değiller.

Yektan Türkyılmaz’ın 2000’li yılların ortalarında ABD Kuzey Karolina’daki Duke Üniversitesi’nde burslu antropoloji doktora öğrencisi olduğunu öğreniyoruz. Ama Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ndeki Lefkoşa (Nikosia) Üniversitesi “akademisyen”leri arasında olduğunu üniversite sitesindeki kayıtlarla kanıtlayamıyoruz. Olması da durumunu çok değiştirmeyecektir aslında.

Keza, Eren Yıldırım Yetkinde Frankfurt’taki Goethe Üniversitesi’nin akademik kadrosunda namevcut. Yüksek lisans/doktora öğrencisi olması muhtemel bir isim.

Erkan Ercel’in 2014’te Kanada’daki York Üniversitesi Mezuniyet Sonrası Eğitim Fakültesi’nde 2014 yılında bir sosyoloji doktora yeterlilik çalışması sunduğunu öğreniyoruz. Ama Ryerson Üniversitesi’nde akademisyen olduğuna dair bir kayda rastlanamıyor.

ŞİŞİRİLMİŞ PROGRAM

Sonuç olarak on iki Türk isimli akademisyenden beşinin akademik unvan ve kurumları açıklıkla saptanabiliyor. Diğer yedi “akademisyen” ise yüksek lisans/doktora öğrencileri veya doktora dereceli şahıslar. Üniversitelere mensubiyetleri de halen akademisyen olarak çalıştıkları değil, geçmişte veya halen eğitim gördükleri kurumlar üzerinden yaratılmış. Kısacası, ihanet çalıştayı programı Türk akademisyenler açısından “şişirilmiş.”

Türk üniversitelerinin çalıştaydan çekilmesiyle, düzenleyiciler açısından ortaya çıkan utanç verici durumu Türk isimli bu “akademisyenler” dengeler mi? Sanmıyorum. Beklenen ve olması gereken bu vatandaşlarımızın da çalıştaya katılmaktan kendi kararlarıyla vaz geçmeleridir.

Yalanlar ve “tanıklıklar” üzerine inşa edilmiş “Ermeni soykırımı” efsanesinin sürdürülmesine hizmet etmek Avrupa, ABD ve Güney Kıbrıs üniversitelerinde bir “pozisyon” sağlayabilir.

Ama kimseye onur kazandırmaz. Hele bu iddianın AİHM’deki Perinçek-İsviçre Davası kararında hukuken geçersiz ilân edilmesinden sonra.

Son Dakika Haberleri