Wendy Sherman’ın maskesi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın siyasi konumu ve görevi Türkiye gibi ülkelerdeki ‘sivil toplumu’ kontrol altına almak ve kendi kontrolleri dışındaki bağımsız vatansever kadın hareketine engel olmaktır.

Wendy Sherman’ın maskesi
A+ A-

Işıl Çetin / Eğitimci-Yazar

Türk kadını, tarihinden aldığı güçle ve mücadele deneyimiyle emperyalistlerin hem ideolojik hem de fiili saldırılarını göğüsleyecek ve püskürtecek güçtedir.

Geçen hafta ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman üzerinde “İstanbul Sözleşmesi Bizim” yazan maskesiyle çeşitli ziyaretlerde bulunmak için ülkemize geldi. Sherman, protokol gereği yaptığı Anıtkabir ziyaretinin ardından mevkidaşı Sedat Önal ile görüştükten sonra soluğu Fener Rum Patrikhanesi’nde aldı. Patrik Bartholomeos ile yaptığı görüşmede ABD’nin Patrikhane ile uzun yıllara dayanan bir ilişkisinin olduğunu, bu bağlamda ulusal sınırları aşan küresel problemlerde işbirliği yaptıklarını açıkladı. Ayrıca basına verdiği demeçte ABD’nin YPG’ye desteğini bir kez daha itiraf ederek, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi'nden çıkma kararından vazgeçmesi gerektiğini ifade etti.

ABD Başkanı Joe Biden’ın son kabinesi Yahudi ağırlıklı bakanlardan oluşuyor. Sherman’ın yardımcılığını yaptığı, Türkiye’yi S-400’ler ile ilgili daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söyleyerek tehdit eden Dışişleri Bakanı Anyony Blinken de bunlardan biridir. Bu anlamda siyasi işlerden sorumlu bakan yardımcısı olan Sherman’ın seçilmesi de tesadüfi değildir. Sherman, Obama hükümeti döneminden bu yana Amerika’nın son dönemde bölgemizde yürüttüğü çırpınış hamlelerinin arkasındaki önemli aktörlerdendir. Bütün bu özelliklerine baktığımızda Türkiye’deki görüşmeleri ve söylemleri, bölgemiz üzerindeki Amerikan odaklanmasına işaret ediyor. İşte bu nedenle Sherman’ın Fener Rum Patrikhane’sini ziyaretini de söylemlerinin dışında değerlendirmemek gerekir.

Patrikhane, bir ibadet yeri merkezi olmaktan çok küresel güçlerin, Yunan devleti eliyle Hristiyanlık dini üzerinden Türkiye, Balkanlar ve Rusya’ya bir müdahale aracı olarak kullandığı bir merkez. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı yıllarında “Bir fesat ve ihanet ocağı olan, ülkede ayrılık ve uyuşmazlık tohumları saçan, Hıristiyan vatandaşlarımızın huzur ve refahı için de uğursuzluk ve felaket simgesi” olarak ifade ettiği Fener Rum Patrikhanesi, hâlâ ekümeniklik iddiasıyla beraber küresel çıkarlar için yıkıcı faaliyetlerine devam ediyor.

İşte Sherman’ın açıklamasında olduğu gibi ABD’nin Patrikhane ile uzun yıllara dayanan ilişkilerinin ne olduğunu, ulusal sınırları aşan hangi küresel problemlerde işbirliği yaptıkları ortada. Sherman açıkça Türk ulus devletini yok sayarak dünya çapında din özgürlüklerini teşvik etmek için patrikaneyi bir “partner” olarak görmekten mutluluk duyduğunu açıklıyor.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “uğursuzluk ve felaket simgesi” olarak tanımladığı Patrikhane, Shermanlar için küresel bir partner olarak ilan ediliyor. Onun bu sözleri burasının tarihte olduğu gibi bugün de “fitne ve fesat” faaliyetinin merkezi olduğunu göstermektedir. Bu partnerlik ancak bölgemizde ezilen uluslara daha fazla asker, bomba, kan ve gözyaşının partnerliğidir. Bu partnerlik bölgedeki emperyalist çıkarlar için dinsel, mezhepsel çatışmaların daha da hızlandırılmasının partnerliğidir. Amerikan çıkarları uğruna Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da, Suriye’de milyonlarca kadına tecavüzün partnerliğidir. Görüyoruz ki PKK/YPG’nin destekçilerinin, Patrikhane'nin partnerlerinin, İstanbul sözleşmesinin sahiplerinin dostları sadece Bartholomeos değil.Wendy Sherman’ın maskesi - Resim: 1

KADIN KATİLLERİNDEN ÖDÜL ALAN SÖZDE KADIN TEMSİLCİLERİ

Sherman, Amerikan Büyükelçiliğine davet ettiği, 2021 yılı ABD’nin Uluslararası Cesur Kadınlar Ödülüne layık gördüğü, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü’ye ödülünü verdi. Dünyada insan haklarının en büyük düşmanının elinden cesaret ödülü almak, olsa olsa emperyalist saldırganlığın cesaretidir. Gerçek Türk kadını temsilcileri için Amerikan Büyükelçiliğinde, Amerika’nın elinden ödül almak kadar utanç verici bir şey yoktur. Kadın katillerinden ödül alanlar, kadın temsilcileri değil işbirlikçiliğin temsilcileridir. Görüşmede Güllü’nün yanı sıra bir dönem Grevio başkanlığı yapmış olan Feride Acar da bulunmaktaydı. Acar, Batı’nın neoliberal politikalarıyla, FETÖ ve PKK eliyle Türkiye’yi bölme projesi olan, Türkiye’ye ulusal azınlıkları ve tarikatları dayatan raporun hazırlayıcılarındandır. Bu sıkı dostların yanında ayrıca, Kadın Kooalisyonu Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Selma Acuner, Kaos GL temsilcisi Damla Umut Uzun ve ÜniKuir Derneğinden Melike Balkan da yer aldı. Sherman bunlarla yaptığı görüşmede “insan hakları” vurgusu yaptı ve Türkiye’nin sözleşmeden çıkma kararını geri alması gerektiğini belirtti. Davet edilen yere, davet edenlere, ödül alanlara ve görüşmeye katılanlara baktığımızda bunların kimlerin temsilcisi olduğu çok aşikâr...

Düşman her zaman topuyla tüfeğiyle, bombasıyla kendini göstermez. Kimi zaman da Sherman gibi güler yüzlü temsilcileriyle ve cesaret ödülleri alan işbirlikçileriyle boy gösterirler. Sözleşmelerle, sözde kadın hakları savunuculuğu yapanlar, bir yandan vatan mücadelesi veren kadınlara tecavüz ederken, diğer yandan da kirli politikalarına kadınımızı alet etmeye çalışırlar. İstanbul Sözleşmesi, emperyalizmin ideolojik bombasıdır. Sherman’ın “İstanbul Sözleşmesi Bizim” yazan maskesinin arkasındaki gerçek budur. Bu maske, İstanbul Sözleşmesi'ni imzalamamış ABD’nin itirafıdır. Emperyalizmin kadın hakkı maskesidir. Kadın mücadelesine katkısı olmadığı gibi “toplumsal cinsiyet eşitliği” adı altında cinsiyetsizleştirmeyi, kadını yozlaşmış kültürleriyle kafese atmayı hedeflemektedir. Ayrıca maskenin sahiplerinden ödül alanların, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganlarıyla, milyonlarca kadının kanına girenlerle ortak olduklarını göstermektedir.

Sherman, Türkiye’deki dostlarına İstanbul Sözleşmesinden çıkma kararının endişe verici olduğunu söyledi. Endişe duymasının nedeni, Türk kadının mücadelesinin kontrollerinden çıkma endişesidir. Sherman’ın siyasi konumu ve görevi Türkiye gibi ülkelerdeki “sivil toplumu” kontrol altına almak ve kendi kontrolleri dışındaki bağımsız vatansever kadın hareketine engel olmaktır. Bu nedenle kaygıları büyük. Fakat korkunun ecele faydası yok. Türk kadını, tarihinden aldığı güçle ve mücadele deneyimiyle emperyalistlerin hem ideolojik hem de fiili saldırılarını göğüsleyecek ve püskürtecek güçtedir.

Amerikan emperyalizmi ve Amerika’nın elinden ödül alanlar ve bütün işbirlikçileri çökmekte olan projeleriyle birlikte tarih sahnesinden silinecektir.