28 Mayıs 2024 Salı
İstanbul 20°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Belediyeler ve sanat ilişkileri

Seyit Yöre

Seyit Yöre

Gazete Yazarı

A+ A-

İstanbul, endüstrileşme öncesinden başlamak üzere, yüzyıllardır sanat merkezi bir şehir olarak Türkiye’nin diğer şehirlerine göre çok öndedir. Yanı sıra, Ankara ve İzmir başta olmak üzere diğer şehirlerde İstanbul’daki kadar sanat hayatı olmadığı görülür. Sanatsal ciddiyet açısından ise Ankara başta gelir. İstanbul’da sanat çeşitliliğinin fazla olması olumlu olarak düşünülse de şehrin onca ulaşım aracına rağmen zorluğu, yine de bu sanat çeşitliliğine ulaşmayı engellemektedir. Hele günümüzde insanların önceliği iş hayatı, geçinmek, para kazanmak ve kalan zamanda da değişik etkinliklerde zaman geçirmek olunca, ciddi sanat etkinliğine zaman ve/veya para kalmamaktadır. Dijitalleşme de insanların sabit kalmasına yol açan bir başka etkendir. İstanbul’un 16 milyon üstündeki nüfusunda ciddi sanat alıcısı sayısı, sadece belirli zaman ve mekânlarda olmak üzere çok azdır. Diğer şehirlerde ise sadece ilgili çok az kişi görsel sanatlarla ilişkiliyken müzik ve sahne sanatları, sunulan mekânları doldurabilecek kadar kişiyle sınırlıdır. Bu sanat etkinlikleri İstanbul’da belediyeler, müzeler, dernekler, vakıflar, bankalar, şirketlerle geniş çeşitlilikteyken, diğer şehirlerde ise çoğunlukla varsa Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde etkinlikler ve belediyelerle sınırlıdır. Türkiye’de yeni yerel seçimler yapılmışken, bu yazımız belediyeler ve sanat ilişkisi üstüne odaklandı.

BELEDİYELERDE SANAT ETKİNLİKLERİ SORUNLARI

Başta yine belediye sayısı itibariyle İstanbul olmak üzere, diğer şehirlerde de belediyelerin düzenli olmasa da bir şekilde sanat etkinlikleri vardır. Ancak başta İstanbul’dakiler olmak üzere, belediyelerdeki sanat etkinliklerini sunacak sanatçıları kimin neye göre belirlediği ve kapsayıcı değil, ayrımcı olduğuna ilişkin çok örnek gözlemlenmektedir. Kişisel deneyimlerim, gözlemlerim ve bana iletilen bilgilerle bu ayrımcılık net olarak ortadadır.

İstanbul’daki belediyelerin kültür ve sanat merkezlerinde yer vereceği sanatçılar ve etkinlikleri belirleme yöntemi; ya ortak ideolojik ve siyasi ilişkilerle, ya kişilerin popülerliğine göre ki en çok öne çıkan özellik, ya sanat kurullarındaki kişilerin veya kültür müdürlüklerinin lütfetmesine göredir. Yani kısaca sanat etkinlikleri değerlendirilirken, nitelikli kriterler söz konusu değildir. Bir de hâlâ bazı belediyelerin kültür müdürlükleri sanatçıların bire bir başvurup peşlerinden koşulmalarını, yalvarmalarını vs. bekliyorlar. İstanbul’daki bazı belediyelerin sanat merkezleri ve sahnelerindeki kurullarda sanatını aktif devam ettiren üyeler, kendileri ve yakın çevrelerindekilere öncelik vermekte, diğerlerini dışarıda bırakmaktadırlar. Yani bir sanat sezonunda bir belediyenin sahnesinin, sanat merkezinin kullanımı için seçici kurul üyesi kendisi ve yakın çevresindekilere çok sayıda etkinlik yazarken, başka sanatçılara ya hiç yer vermeyip ya da belki bir defa yer vermektedir. Sorunlar saydıkça bu yazı yetmeyeceğinden en ön plana çıkanları belirttim.

BELEDİYELERİN KAPSAYICI SANAT ETKİNLİĞİ SEÇİMİ

Belediyelerin öncelikle kültür sanat merkezlerinin ve sahnelerinin kullanımıyla yıllık sanat programlarını oluşturmak için nitelikli kriterler belirleyerek kapsayıcı olması, popülerlik değil, nitelik araması, aktif sanat hayatına devam edenleri seçici kurullara üye yapmaması, başvurulan ya da seçilecek sanat etkinliklerine ideolojik ve siyasi olarak yaklaşmaması gerekir. Belediyelerin sanat ve sanatçı açısından kapsayıcı olması, o belediyenin hitap ettiği sosyal çeşitliliğe de hitap edebilmesini sağlar. Sonuçta belirlenen sanat etkinlikleri geniş çeşitlilikteki sanat alıcılarına sunulacaktır.

Örneğin İBB bünyesindeki Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salonu’ndaki etkinlikler, İstanbul’un tamamına hitap etmemektedir. Sadece alışmış belirli bir kitle o salondaki etkinlikleri izleyebilmektedir. Bunu eleştiri ve öneri olarak onlara söylemiştim: O salondaki bir konserin, Esenyurt’taki insanlara da ulaştırılması gerekir. Bana “halk popüler kişiler istiyor” cevabını vermek yerine, insanları eğitmeyi de hedefleyerek, CRR Konser Salonu’ndaki bir klasik müzik konserini, Silivri’ye de ulaştırmak gerekir. Sanatçılarla anlaşmayı buna göre yaparak bir değil, İstanbul içindeki salonlarda birden fazla konser yapılabilir.

Bir diğer tespitim de CRR Konser Salonu dışında İBB’nin İstanbul’un çeşitli ilçelerindeki salonlarında piyano olmamasıdır, gerektiğinde bazı salonlarda piyano kiralıyorlar. Bu aynı zamanda bir vizyon meselesidir. Yıllardır kimsenin düşünmediği bir konu, sadece belirli salonlara belirli sayıda insanı sıkıştırıp İstanbul’da kapsayıcı olmaktan uzak bir sanat anlayışı hakimdir. Esenyurt’ta ikamet eden bir kişi CRR Konser Salonu’na gelip gidemeyeceğinden, İBB ve diğer belediyelerin işbirliği içinde sanatsal etkinlikleri insanlara ulaştırması elzemdir.

Birkaç belediye salonu dışında sahneye çıkamayanlar, sergi açamayanlar var. İBB sanat yönetimi ve CRR Konser Salonu zaten ulaşılamaz, iletilen proje ve mesajlara cevap verilmez. Mesela Üsküdar Belediyesi Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi hep doluydu (?). Kendi deneyimlerim dışında, başka sanatçılardan da sözlü ve yazılı öğrendiğim bilgilere göre, İstanbul’un birçok ilçe belediyesi sanatsal etkinlik başvurularına cevap vermeyi lütfetmiyorlar (!) ya da sadece bazı sanatçıları (neye göreyse) tercih ediyorlar. Bu yersiz davranış, başka şehirlerin belediyeleri için de geçerli. Kimisi illa sanatçının bire bir başvurmasını isterken, kimisi de şirket veya menajer aracı olsun istiyorlar. Yani istekleri de farklılık gösteriyor. Bir sanat etkinliği yapmak için o kadar yoruyorlar ki bazen vazgeçiyor insanlar.

Kısaca, İstanbul örneği diğer şehirler için de geçerlidir. Her belediye o şehirdeki veya ilçedeki insanların hepsini kapsayıcı olarak sanatsal etkinlikleri tarafsızca yapmalıdır. Bir sanatçıya “bu sezon salonumuz dolu” deyip bir başkasına siyasi aracıyla sahne/etkinlik imkânı verilemez. Bu ikilemler yıllardır sürmektedir. Umarım ilk veya tekrar seçilen belediye başkanları ve özellikle ekipleri, her konuda olması gerektiği gibi, sanat ve sanatçı açısından da kapsayıcı olur, temsil ettikleri insanlara popüleri öncelemeyip nitelikli sanat etkinlikleri sağlarlar.

İstanbul Sanat İBB Konser Sanatçı