21 Haziran 2024 Cuma
İstanbul 27°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Elektronikten çok İdeolojik Aygıt Olan Televizyon ve Dizilerin Önemi -2

Ekrem Ataer

Ekrem Ataer

Gazete Yazarı

A+ A-

Geçen haftaki yazımızı ‘Nasıl medeniyet ama?’ diye bitirmiştik. Aynı hafta içinde 2024 Eurovision’u, nasıl bir medeniyet olduğunu bütün yaratıcılığı, önermeleri dahil televizyon ve torunu sosyal medya aracılığı ile bize gösterdi. Teşekkür ediyorum ki, neredeyse bütün yazdıklarımızın özeti olmuş. Dikkatimi çeken dış basın ayağa kalkarken iç basında Aydınlık hariç çıt! yok. Medeniyet seviyesini geride bırakacak kadar çağın önünde bir medyaya sahip olduğumuza üzülelim mi, sevinelim mi? pek karar veremedim.

Hafta içinde birçok ileti ve mesaj aldım. Öneri ve sorularınıza yanıt vermeye çalışacağım. Küçük bir açıklama yapmalıyım ki, dizi isimleri vererek yorum istemişsiniz. TV yorumcusu değilim, toplumsal proje olduğunu hissettiğim birkaç dizi ya da programın peşine düşüyorum hepsi bu. Belgeseller derseniz sayfalarca yazarım. Onlar muhteşem beslenme kanalları bence; Habitat, Tarih TV, Historical Channel, Viasat History, National Wild vs. Bir diğer okur grubumuzdan ise ‘ben izlemiyorum, genellemeyin’ diye ısrarlı mesajlar geldi. Doğrudur lâkin takdir edersiniz ki, benim işim genel ile özelle değil. Bütün yorum ve eleştirilere bin çiçek, bin teşekkür…

Şimdi gelelim asıl konumuza.

KÜLTÜREL PANDEMİ’DE TELEVİZYONUN ROLÜ!

Genel olarak reyting kazanma ve reklam pastasının büyük ortağı olma üzerine kurulu olan televizyonculuk sistemi ön planda; eğlendirme, ekran başında tutma gibi anlaşılır bir hedef güder. Bireyin üzerinde en etkili enstrümanı, mekanik bağlayıcılıktır yani ekran bağımlılığı. Duvarda, masada, salonda, evde, iş yerinde, hatta elinizin altındaki tüm ekranlar bu anlattığım tarife dahildir. Televizyon seyretme dediğimiz hadise yalnızca evinizin bir kenarında duran büyük ekran değil ellerinizdeki telefonları da içine alacak dev bir alandır. 20. yy. başlarında gündemimize giren “televizyon” kelimesinin kökeni Yunanca; Telos (Uzak) ve Latince Visio (görüş, görme) sözcüklerinin bileşimidir.[1] Yani uzaktan görüş sağlayan cihaz. TV seyretmiyor olabilirsiniz ama elinizdeki telefonla geçirdiğiniz zaman, iletişim dışında ise içinde bulunduğunuz ilişki, insan - televizyon ilişkisinden farklı bir şey değildir. Cep telefonundaki, klip, haber, görüntü, film, canlı yayın, kişisel ya da kurumsal platformlar, canlı paylaşım vs. tamamı televizyon mantığıdır. Tek farkı ulaşımı kolay ve mobil hale getirilmiştir. Neden? Çünkü 100 yıl kadar TV üzerinden deneylenen bu alanın çok etkili ve kestirme olduğu görülmüştür.

Böylesine kuvvetli bir enstrüman; toplumun tüm yapılarına, kültürüne, siyasetine yönelik mesajları da içerdiğinden güç sahipleri tarafından (devlet/ler, şirketler, yapımcılar vs.) bilgilendirme ve yönlendirme politikalarını rahatlıkla sağlar.

Elektronikten çok İdeolojik Aygıt Olan Televizyon ve Dizilerin Önemi -2 - Resim : 1

‘YENİ HAYAT’ TELEVİZYONLA VE DİZİLERLE İNŞÂ EDİLDİ!

80 ve 90’larda tüm dünyaya yeni bir yaşam biçimi sunuldu. Aile yapısının, sosyal ahlâkın, kimin elinin kimin cebinde olduğunun pek de önemli olmadığı şatafatlı ve paranın su gibi aktığı bir yaşam biçimi. Tıpkı Dallas ve versiyonlarında olduğu gibi. Kötü adam JR’ın dizide vurulduğu gece ‘gerçekten öldü mü?’ sorusunun, tüm dünyada ilk defa uydu aracılığı ile reel time sorgulandığı diziden bahsediyorum. Masum masum bu dizileri hanemize misafir ettiğimiz günlerde yine sistem tarafından ‘Komplo Teorisyenliği’ ile yaftalananlar ‘bu işin sonu sosyal çürümedir’ diye ısrarla yazıp çiziyorlardı. Hatta bunların bir çoğu da teknolojiye karşı, gerici, tutucu, çağdışı, muhafazakar, yobaz falan filan diye de suçlanıp durdu.

Neyse ‘yatık kalktık’ ve sabah olduğunda bir baktık ki, nur topu gibi Netflix’lerimiz, Disney’lerimiz vs. olmuş. Hatta Dallas’lar, Yalan Rüzgarları, Hayat Ağaçları yanlarında ne kadar mâsum kalmış.

İLK YERLİ DİZİ DENEMELERİ…

Aynı süreçlerde yerli dizi sektörü de orijinal yapımlarla kıpırdanmaya başlamıştı ki bence TRT tarihinin en sağlam eserleri de bu yıllara denk düşer. 1974 yılı Türk Televizyon dizi film yapımcılığında milattır diyebiliriz. Sektör dahi diyemeyeceğimiz yılların unutulmaz dizileri Aşk-ı Memnû ve Kayserili bir ailenin yaşamını konu alan Kaynanalar dizisidir. Kendi toplum gerçeklerinden hayat bulan bu iki yapıt televizyonculuk tarihimizin bence iftiharıdır. Halit Ziyâ Uşaklıgil’in unutulmaz eserinden uyarlanan dizi; kadının konumunun ve kadına dair bakış açısının tarihsel süreç içerisinde göstermiş olduğu değişim ve kadının erkekçil iktidar karşısındaki statü kaybı, kötülükle ilişkilendirilmesi üzerine sağlam ipuçları ile seyirci buluyordu. Dizide sosyal, sınıfsal karakter ve refleksler, gelenek ve günlük yaşam çatışmalarına dair her şeyi bulabiliyordunuz. Kaynanalar ise aynı çizgiyi ve çatışmaları Anadolu gerçeği ile sunan kolay anlaşılır dilde bir komediydi.

Elektronikten çok İdeolojik Aygıt Olan Televizyon ve Dizilerin Önemi -2 - Resim : 2
Trans bebekler 1

Sonrasında unutulmaz diziler devam etti. Necip Fazıl Kısakürek’in yaratı ve yaratmayı sorgulayan ‘’Bir Adam Yaratmak’’ adlı eseri Psiko-dramatik bir dizi olarak 1977’de seyircisi ile buluştu. Katılıp katılmayabilirsiniz lâkin bu yapıtlar; bakış açısı, toplumsal, felsefik ve sosyolojik tezleri olan çalışmalardı. Halit Çapın’ın yazdığı ‘’Bay Alkolü Takdimimdir’’ ise alkolizm batağının trajedisini anlatan bir eserdi ve tam anlamıyla uyarıcı etkide bir sosyal projeydi. Dönem dizileri içinde Tarihi unsurları konu alan Hacı Arif Bey, 4. Murat ve Kuruluş Osmancık ise seyirciyi soluksuz ekran başına çekerdi. Çekerdi çünkü toplum kendine ait değerlerle mutlu olurdu ki, yine de öyle.

Elektronikten çok İdeolojik Aygıt Olan Televizyon ve Dizilerin Önemi -2 - Resim : 3
Trans bebekler 2

Televizyonculuğun en önemli alanlarından biri de çocuk televizyonculuğudur. Bu alanın önemi tam anlamıyla sosyal operasyona açık olmasıdır çünkü dimağlar çok körpedir (!) Rahmetli Levent Kırca’nın Oyun Treni, Adile Teyze’nin uykudan öncesi ile başlayan süreç; önce Muppet Show’a oradan Şeker Kız’a, sonrasında ‘Minica Çocuk’, Pepee TV, Disney Channel’a nasıl dönüştü bunu inceleyeceğiz. Nayloncudan alınan masum plastik bebekler, çıtadan yapılmış bebek arabalarından kalkıp bir anda çocuk yaşta sevgilisi olan Cindy-Barby olarak nasıl karşımıza dikiliverdi? Transeksüel oyuncak sektörü nasıl yaratıldı? Bunları anlatacağız. Şimdilik duralım ama çok önemli bir gündem girmezse devam edeceğiz…

Elektronikten çok İdeolojik Aygıt Olan Televizyon ve Dizilerin Önemi -2 - Resim : 4
Trans bebekler 3



[1]https://www.nisanyansozluk.com/kelime/televizyon /https://www.etymonline.com/search?q=tele+vision

Televizyon Dizi Eurovision Pandemi