28 Şubat 2024 Çarşamba
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

'Körfez'de yaşanan jeopolitik bir savaş'

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

Mustafa Birol Güger

birol.guger@gmail.com

California'daki Saddleback College'dan öğretim görevlisi Doç. Dr. Reza Yeganehshakib ile Katar'da yaşanan krizin detaylarını konuştum.

Yeganehshakib krizin temelde, 'ABD destekli Sünni Blok' içerisindeki derin çelişkiler ve liderlik mücadelesinin bir sonucu olduğunu ancak Katar'ın söz konusu bloktan bağımsız bir politik yaklaşım içerisinde olmasının da gerilimi arttırdığını vurguladı.

Katar'ın bilhassa Suudi Arabistan'ın ezeli rakibi İran ile geliştirdiği olumlu ilişkiler çatlağın büyümesine yol açtı.

Krizin hemen öncesinde basına 'Katar'da askeri darbe' söylentileri sızdırıldı. Medya kaynaklarına göre, Katar tarihinin 6. darbesi yoldaydı. Yeganehshakib'e göre krize dahil olan güçlerin ağırlıkları göz önünde bulundurulduğunda bu pek olası değil ancak ben yine de tarihe göz atmak da fayda var diyorum...

96'DAKİ BAŞARISIZ DARBE GİRİŞİMİ

Katar Emiri Hamad bin Halife Al Sani 1995 yılında babasını kansız bir saray darbesiyle devirerek krallığın başına geçti. Ancak 1996 yılında, bu defa kendisi başarısız bir darbe girişimiyle burun buruna geldi. O girişimin merkezinde bugün Katar'a yönelik kampanyada başı çeken 3 ülke vardı. Suudi Arabistan, Mısır ve BAE darbe girişimine askeri ve finansal destek sunmuşlardı.

Suudi Arabistan'ın başını çektiği Arap triosu o yıllarda Hamad bin Halife'yi deviremedi ancak onu Haziran 2013'te bugünkü politikaların mimarlarından sayılan oğlu Tamim bin Hamad yine kansız bir saray darbesiyle devirdi ve süreç ağır adımlarla dün patlak veren krize evrildi.

Yeganehshakib'e göre önümüzdeki günlerde Körfez'deki çatlak büyüyecek. Katar'la birlikte hareket edeceğinin sinyallerini veren ülkelerin başında Kuveyt ve Umman geliyor. Türkiye, ağırlığı Katar'da olan dengeli bir ara bulucu rolünde. Katar'ın Sünni Blok dışında da önemli destekleri mevcut...

İşte, o söyleşi...

KÖRFEZ'DE LİDERLİK MÜCADELESİ

M. Birol Güger: Suudi Arabistan öncülüğündeki Arap devletlerinin Katar'a yönelik uyguladıkları izolasyon politikalarının temelinde gerçekten Katar'ın teröre sunduğu destek mi var? Şayet değilse bu cezalandırma politikasının altında yatan gerçek sebep nedir?

Dr. Reza Yeganehshakib: Mesele, ÖSO gibi 'ılımlı isyancıların' ya da Nusra Cephesi ve diğer radikal İslamcı cihatçıların desteklenmesi ise Katar, Suudi Arabistan ve destekçilerinin Irak ve Suriye'de yaptıkları dışında bir şey yapmadı. Şayet Katar'ın faaliyetleri teröre destek mahiyetinde anılacaksa, Suudiler ve destekçileri için de aynısı geçerlidir. Görünen o ki, Trump'un ziyaretinin ardından kendilerini Amerikan zırhı altına alan Suudiler Doha'ya, Körfez'in yegane lideri olduklarını bildiren bir mesaj gönderiyorlar.

KATAR VE İRAN'IN DOĞALGAZ ORTAKLIĞI

- Katar neden Suudi Arabistan'ın liderliğindeki Sünni ittifakın bir parçası olduğu halde İranlılarla ilişkisini sürdürmeyi tercih etti? Katar ve Sünni bloka dahil diğer ülkelerin politik çıkarları arasında çelişkiler gözlemliyor musunuz?

Katar, İran'la dünyanın en büyük doğal gaz rezervini paylaşıyor. Katar söz konusu rezervin Kuzey Kubbesi bölümüne sahipken İran, Güney Pars sahasını kontrol ediyor. Katar'ın muazzam gelirinin ana kaynağı olan bu rezerv, sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) dönüştürülerek dünyaya ihraç ediliyor.

İran, özellikle 2011'de kendisine yönelik yaptırımların yoğunlaştırılmasının ardından Katar Havayollarından, İran hava sahasında faaliyet göstermeleri için birkaç yolcu uçağı kiraladı.

Açıkçası Sünni Blok şeklinde tarif ettiğiniz bloktaki ülkelerin geri kalan kısmı, örneğin Türkiye, Umman ve Kuveyt de Suudi Arabistan'ın liderlik rolünden pek hoşnut değil.

- Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki Katar son yıllarda İran'la olan ilişkilerini geliştirmek hususunda dikkate değer çabalar gösterdi. Bu durumun, Katar'a yönelik kampanyanın temelinde yatan başlıca nedenlerden biri olabileceğini düşünüyor musunuz?

Bu şüphesiz sebeplerden biri ancak tek ve ana sebep değil. Şayet Katarlılar yeni Körfez düzenini ya da bir başka deyişle ABD tarafından Suudi Arabistan'ı Ortadoğu ve İslam dünyasının yeni lideri olarak sunan reçeteleri kabul etselerdi Riyad'la daha az sorun yaşayacaklardı. Asıl büyük çelişki Körfez'deki Arap ülkeleri arasındadır.

KÖRFEZDEKİ ÇATLAK BÜYÜYECEK

- O halde bu durumu, 'ABD destekli Sünni Blok içinde yaşanan büyük bir kırılma' şeklinde tarif edebilir miyiz? Önümüzdeki süreçte Blok içinden Katar ile birlikte tutum alacak devletler çıkacak mıdır? Örneğin halihazırda suskunluklarını koruyan Kuveyt ve Umman gibi...

Evet. Daha da fazlası olacak... Bölgede, ABD tarafından dayatılan patrondan [Suudi Arabistan] memnun olmayanlar mevcut. Tel Aviv-Washington ekseni tarafından ortaya sürülen İranofobi de işe yaramadı. Umman ve Kuveyt, Körfez'in iki önemli üyesi olarak anlamlı bir sükunet içindeler.

Kuveyt ve Umman, Mısır ve Ürdün'ün aksine ABD ve Suudi yardımları olmadan da yaşayabilir. Ayrıca, Katar-Suudi rekabetini andıran bir rekabet de Kuveyt-Umman ve Suudi Arabistan arasında mevcut. Bugün Körfez'de yaşadığımız mezhepsel bir savaş değil, iktidarı ele geçirmek için yürütülen jeopolitik bir savaştır; İslam'dan önce bile var olmuştur.

KATAR'DA ASKERİ DARBE OLASILIĞI

- Katar'da askeri darbe yoluyla bir rejim değişikliği olasılığı var mı? Ayrıca Türkiye ve İran'ın konuya ilişkin reaksiyonları ne düzeyde olacaktır?

Muhtemelen bu pek olası değil. Zira, olaya müdahil birçok güç var. Katarlıların, Suudilerin İstanbul'daki rakipleriyle [Türkiye'yi kastediyor] özellikle AK Parti'nin yükselişinden bu yana çok iyi ilişkileri var.

Üstelik Doha, Moskova ile de son derece dostane ilişkilere sahip.

Exxon Mobile'ın, Katar'ın sıvı doğal gaz kompleksinde (Ras Laffan) büyük yatırımları ve hisseleri var.

Öte yandan İran, doğrudan eylemde bulunmayacaktır ancak Suudilerin daha da ileri gitmesini engellemek adına, kurulan ittifaklar yoluyla aktif bir diplomatik yaklaşım sergileyebilir.

Birçok İslam ülkesi bölgedeki Suudi yayılmacılığını onaylamıyor. Ancak, Katar ve Basra Körfezi bölgesi, sonuçta bir Balkanlar değil. Ne Suudi Arabistan, Arnavutluk ne de Katar, Makedonya.

KATAR DİRENECEK GÜCE SAHİP

- Sizlere son sorum; acaba Katar kendisine yönelik bu cezalandırma politikalarına karşı direnecek mi, yoksa Suud Hanedanlığına teslim mi olacak? Şayet direnmeyi seçecek olursa, krizin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Katar direnmeye muktedir. Katar, ABD, Almanya, Çin, Hindistan, Rusya ve Japonya gibi dünya ekonomik devleriyle iyi finansal ve diplomatik ilişkilere sahip olmakla birlikte mali açıdan bağımsız bir ülke.

Katar Havayolları şu anda Irak, İran ve Basra Körfezi-Umman deniz ve hava sahalarını kullanarak; bu yolla da Suudi hava sahasından uzak durarak faaliyet göstermektedir. Katar, Suudilerin denizden blokaj uygulayarak açlıktan öldürebilecekleri bir Yemen de değil.

Bu durumda, başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin Katar'daki yatırımlarını ve Katar'ı yöneten Al Sani ailesinin de Batı'daki yatırımlarını göz önünde bulundurmamız gerekmekte.

***

Uzmanlık alanı Ortadoğu ve Dünya Tarihi olan ve bu alanın yanı sıra ekonomi-politik, enerji politikaları, uluslararası siyaset ve ABD'nin Ortadoğu politikaları üzerine çalışan Doç. Dr. Reza Yeganehshakib, Washington merkezli Al-Monitor haber sitesinde petrol ve doğal gaz politikaları üzerine makaleler kaleme almaktadır.