22 Mayıs 2024 Çarşamba
İstanbul 25°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Mehmet Şimşek politikalarında yanlış algı

Hakan Topkurulu

Hakan Topkurulu

Gazete Yazarı

A+ A-

Liberalizme karşı aydınlarımızın önemli kısmı, Mehmet Şimşek politikalarının toplumda yaptığı düzenleme sonuçlarını yanlış algılamaktadır. Yoksullaşan geniş halk kesimlerinin durumu aydınlarımızı vicdanen yaralamakta ve tepki göstermelerine neden olmaktadır. Bu tepkiyi de kutsal ve yüce gönüllü buluyorum.

2021 yılı sonunda başlayan yüksek enflasyonist ortam ve buna karşı 2023 Haziran ayından bu yana Sn. Şimşek tarafından uygulanan ekonomik politikaların sonucu toplumda gelir dağılımında bozulmanın “zengini daha zengin, fakiri daha fakir” hale getirdiği sonuçları çıkarılmaktadır. Doğrudur.

SATICI ENFLASYONU VE SERVET TRANSFERİ

Ancak temel gidişi anlatmamaktadır. Enflasyonun aslında bir fiyat hareketi olmanın ötesinde bir servet transferi operasyonu olması, özellikle 2021 yılı sonu itibariyle uluslararası piyasalarda artan enerji, ham madde, gıda fiyatlarının Türkiye içine yansıması; başlayan yüksek enflasyonu takip eden dönemde “satıcı enflasyonu” olarak tanımlanan “serbest piyasa mekanizması” toleransları içinde özellikle monopol ve oligopol piyasa fiyat belirleyicilerinin bu enflasyonu kendi lehlerine kullanmaları toplumun yüzde 20’sinin yüzde seksenden servet transferi yapmasına neden olmuştur.

Yukarıdaki paragrafı daha somut anlatırsak; Dünya piyasalarına hakim tekeller pandemi sonrası oluşan istikrarsız dönemde ellerindeki fiyat kozunu kullanarak mal fiyatlarını yükseltmişlerdir. Türkiye özellikle enerji ve ham madde ithalatçısı olarak bu fiyat artışlarından olumsuz etkilenmiş ve iç piyasada bir istikrarsızlık oluşmaya başlamıştır. Oluşan bu istikrarsız ortamdan, özellikle TÜSİAD bünyesinde bulunan Türkiye büyük burjuvazisi yararlanmaya çalışmış ve bu istikrarsız fiyatlama ortamından kendi lehine bir servet transferi döngüsü yaratmıştır.

İşte önemli bir kısım aydınımızı yanıltan budur, Türkiye sınıfları içindeki bölüşüm mekanizmasının hakim sınıflar lehine daha da sert değişimidir.

MEHMET ŞİMŞEK’İN AJANDASI

İşte tam burada soru şudur! Mehmet Şimşek bu gelişmeyi destekleyen politikalar mı izlemektedir? Yoksa Mehmet Şimşek’in ajandasında başka bir şeyler mi bulunmaktadır?

Öncelikle şunu tespit edelim; Mehmet Şimşek ve ekibi enflasyonu düşürmek için sürekli, faizlerin kullanılması gerektiğini öne sürerek faizleri en son yüzde 50 oranına çıkartmışlardır. Ayrıca Türkiye’nin 2023 sonu itibariyle 500 milyar dolar dış borcu olduğu halde, Merkez Bankasında toplanan rezervi bu borca mahsup etmek yerine, sürekli olarak rezervlerimizi artırmamız gerekiyor söylemi ile Merkez Bankası kasasına döviz doldurmaya çalışmaktadır.

Bu arada net rezerv eksi, net rezerv artı tartışması ayrı bir konudur. Burada yapacağımız tespit Türk milletinin; emeklisi, emekçisi, çiftçi ve milli sanayici dahil üretici güçlerinin (halk sınıflarının) tümünü önünü açacak program ve hedefinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.

Türkiye hakim sınıflarında büyük burjuvaziyi temsil eden örgüt olan TÜSİAD üyeleri de aslında üreten sınıflar içerisindedir. Ancak TÜSİAD’a üye şirketlerin elindeki sektörlerde bu şirketler genellikle tekel ya da oligopol oyuncu durumundadırlar. Yani piyasa belirleyicidirler. Bu onlara servetlerine servet katma konusunda hem siyasi iktidarları etkileme hem de piyasaları belirleme ayrıcalığını vermektedir.

BÜYÜK BURJUVAZİYE TAVİZ

Dikkat ederseniz Mehmet Şimşek sürekli olarak “kredileri keseceğiz, bol ve ucuz paraya ulaşmak kolay olmayacak. Enflasyonu etkileyen talebi ancak böyle yenebiliriz.” dediği halde “Selektif kredi” adı altında gerek Merkez Bankası reeskont gerekse de Eximbank ihracat kredileri şeklinde TÜSİAD grubuna çok ucuz faizli ve çok büyük tutarlı kaynak aktarmaktadırlar.

Bu kredi aktarımı aslında Mehmet Şimşek’in tercihi değil, iktidarda kalabilmek için desteğine ihtiyacı olduğu Türkiye büyük burjuvazisine verilen zorunlu bir tavizden başka bir şey değildir. İşbirlikçilerin ses çıkarmamaları kaydıyla önüne atılan budur.

İleride de anlatacağım gibi, esas servet transferi hortumu Türkiye’den Londra ve New York tefecilerine doğru akıtılmakta ancak Türk hakim sınıfları o akan hortumun kenarından sızan sızıntılar ile idare etmektedirler. İşte bu krediler ve ayrıca aşağıda anlatılacak bazı servet transferleri bu sızıntılardır. Bunlar bizim gözümüze perde çekmekte, gerçek kaçağın üzerini örtmektedir.

Mehmet Şimşek zengini zengin yapmak için mi, yoksa başka bir şey için mi politika geliştirmektedir.

İKTİDARDA KALABİLMENİN ‘BEDELİ’

Mehmet Şimşek’in hedefleri konusundaki görüşüm şöyledir;

Türkiye 2018 Rahip Brunson dolar kuru artışı krizi, 2020 pandemi, 2021-2022 dünya enerji gıda ve ham madde fiyatlarındaki artış sonucu dış kaynaklı enflasyon devamında iç kaynaklı enflasyon ve en son olarak büyük deprem felaketi sonrası 2014 yılı sonrasında girdiği milli ekonomi politikaları uygulamasından 2023 Mayıs ayı seçimleri sonrasında çıkmıştır. Peş peşe gelen darbeler, iktidara bir türlü içinden çıkamadığı Atlantik refleksleri ile bu handikaptan kurtulma dayatmasını tercih ettirmiştir.

Bu tercih sonucunda Mehmet Şimşek ve ekibi uygulamanın başına getirilmiştir. Mehmet Şimşek enflasyonu önleme adı altında geniş halk kesimlerinin gelirlerini bütçeye doğru aktarmaya başlamıştır. Ayrıca tasarruf adı altında, bir kısmı gerçekten doğru ancak bazı önemli kamu harcamalarını da kesmeye başlamıştır.

Enflasyonu yükseltmemek bahanesi ile döviz kuru baskı altına alınmış, zaten ana ihracat piyasamız olan Avrupa’da talep düşmesi ile fiyat tutturmak ihracatçı için çok güç iken bir de kur baskısı ortaya çıkmıştır. Özellikle tekstil sektöründe patlayan konkordato talepleri buna örnektir.

Talebi kısarak tasarrufları bankalara çekmek bahanesi ile faiz yüzde 8,5’ten 9 ayda yüzde 50’ye çıkartılmıştır.

Bu faiz artışı aynı zamanda devlet iç borçlanma senetleri faizlerine de yansımış ve 2 yıl ve daha kısa vadeli bonoların faizleri yüzde 50 ve üstünü bulmuştur.

Hazinenin harcamalarında maliyetleri düşürmek için kullanılan avans hesabı devreden çıkartılmıştır.

Seçimler sonrası TBMM Başkanı Sn. Numan Kurtulmuş birden bire anayasa değişikliği ihtiyacını keşfetmiş ve aslında hep “yapısal değişiklikler” olarak adlandırılan, piyasalarda yabancı sermayenin (sıcak para) rahatça ve güvenlik içerisinde dolaşabilme ve istediğinde rahatça yurdu terk etme özgürlüğünün yasal dayanakları yaratılmaya çalışılmaktadır.

Dikkat ederseniz Mehmet Şimşek ve ekibinin yarattığı ekonomik iklim, bırakın emekli ve emekçi kesimleri, sanayici ve tüccarın dahi tahammül etmekte zorlandığı koşulları oluşturmaya başlamıştır.

Bunun nedeni çok açıktır. Mehmet Şimşek ve ekibinin görevi Türkiye’den toplanan kaynakları Londra ve New York banka ve bankerlerinin kasalarına taşımaktır. Burada hakim sınıfların en tepesinde görülen zenginleşme, yazı içinde anlattığım gibi iktidarda tutunabilmenin bedeli olarak aktarılan ufak bir parçadır.

Dolayısı ile tüm aydınlarımız, elimizdeki projektörleri doğru hedefe tutmamız gerekmektedir. Emekli, emekçi, çiftçi, sanayici ve tüccarımız, kısaca tüm halkımızın bu engeli aşması ancak bizlerin halkımıza doğru yolu göstermesi ile mümkün olacaktır.

Mehmet Şimşek Liberalizm Enflasyon TÜSİAD Merkez Bankası