22 Şubat 2024 Perşembe
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Nükleer enerji Atlantik ekonomilerinin geleceği ve bilimin nesnelliği

Şule Perinçek

Şule Perinçek

Gazete Yazarı

Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Dubai kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28’inci Taraflar Konferansı (COP28) 2 Aralık'taki üçüncü gününde, ABD ve 21 ülke, 2050 yılına kadar nükleer enerji kapasitesinin üç katına çıkarılması çağrısında bulundu.

Çağrı bildirisini imzalayan ülkeler arasında; Kanada, İngiltere, Fransa, Güney Kore, İsveç, Bulgaristan, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Fransa, Gana, Macaristan, Japonya, Moldova, Moğolistan, Fas, Hollanda, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya, Ukrayna, Birleşik Arap Emirlikleri de bulunuyor.

ABD’nin “iklim elçisi” John Kerry de “Kimseye bunun kesinlikle diğer tüm enerji kaynaklarına kapsamlı bir seçenek olacağı iddiasında bulunmuyoruz. Ama biliyoruz ki bilim, gerçekler ve kanıtlar, bize nükleer olmadan 2050’de net sıfıra ulaşamayacağımızı söylüyor. Bunlar sadece bilimsel gerçekler. Bu işin içinde siyaset yok, bu işin içinde ideoloji yok” sözleriyle çağrıyı savunmuş.

Nükleer enerji Atlantik ekonomilerinin geleceği ve bilimin nesnelliği - Resim : 1

GERÇEKTEN NÜKLEER ENERJİ VE İKLİM İLİŞKİSİ Mİ?

Bu bilim de emperyalistlerin elinde oyuncak oldu görüldüğü gibi.
İşe gelince düne kadar bizim gibi ülkelere yasaklar vardı.
Kötü demelerinin sebebi de aslında bize var size yok diyorlardı.
Birden bire nükleer enerji kullanımının artmasının karbon emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğiyle mücadele için kritik olduğunu söylemeye başladılar.
Değişen ne?
Avrupa'da nükleer enerjinin arttırılmasının nedeni bir mecburiyet.
Avrupa ülkelerinin Rusya'ya olan petrol ve doğalgaza bağımlılığını azaltmasına yardımcı olacak. Büyük yatırım gerektireceği söyleniyor. Nükleer enerji analistlerinden elde edilen veriler, nükleer enerji kapasitesi en fazla olan ülkelerde son birkaç yılda birçok projede gecikmeler ve maliyet aşımları yaşandığını göstermiş.

Buna Gürcistan'daki Vogtle nükleer santralinin iki ünitelik genişletilmesi de dahilmiş. Vogtle'daki 3. Ünite, başlangıçta hizmete başlaması beklenenden yaklaşık yedi yıl sonra, geçtiğimiz yaz faaliyete geçtiği belirtiliyor. Ünite 3, ABD'de 30 yılı aşkın süredir yeni inşa edilen ilk nükleer ünite. Vogtle'daki 4. Ünitenin önümüzdeki birkaç ay içinde ticari faaliyete geçmesi bekleniyor. Westinghouse AP1000 reaktörlerini içeren iki ünitenin inşasının maliyetinin 34 milyar doları aştığını, yani orijinal tahminlerin iki katından fazla olduğunu söyleniyor.

Amerikan Nükleer Topluluğu'nun (ANS) genel müdürü Craig Piercy “Amerika'nın nükleer uzmanları adına, bugün ABD'nin gerçekleştirdiği tarihi taahhüdü alkışladıklarını, bunun dünyanın temiz enerji ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik gerçek, somut bir iklim eylemi olduğunu” vurguluyor. “Dünyanın nükleer enerji arzını 2050 yılına kadar üç katına çıkarmak, milyonlarca insanı yoksulluktan kurtarırken, artan sıcaklıkları durdurmak ve sürdürülebilir bir geleceğe ulaşmak için gereken katalizördür” diyor.

Birdenbire başlarına taş düştüğü için, Piercy ayrıca karbonsuz nükleer enerjinin iklim değişikliğini durdurmada kilit rolü olduğunu ileri sürüyor ve uluslararası finans kuruluşlarına nükleer kapsayıcı kredi politikaları oluşturmaları yönünde çağrıda bulunuyor. “Yeni reaktörlerin dünya çapında hızlı ve geniş çapta konuşlandırılması, ancak Dünya Bankası gibi çok taraflı bankaların nükleer enerji projelerine yönelik finansman yasaklarının sona ermesiyle gerçekleşebilir” diyor.

Zaten bunu söylemeseler proje eksik olacaktı.
Bu ufak tefek bir sinek değil… Mecburiyetin yağını da hesaplıyorlar bir yandan.
ABD Enerji Bakanlığı da yaptığı açıklamada, ajansın “2050 yılına kadar küresel net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşmada ve [iklimle ilgili 2015 Paris Anlaşması'ndaki] bir buçuk derecelik hedefin ulaşılabilir tutulmasında nükleer enerjinin kilit rolünü kabul ettiğini” söylemiş. İ
şlem tamam, yani…
Niyet “kötü” değil, yani…

PARTİ AYRILIĞI GAYRILIĞI OLMAZ

ABD yönetiminde işlerin nasıl yürüdüğü konusunda bir örnek daha verelim, sonra biz kendi işimize bakalım.
Nükleer teknolojiler endüstrisinin siyasi örgütü olan Nükleer Enerji Enstitüsü'nün (NEI) başkanı ve CEO'su Maria Korsnick Ekim ayında yaptığı konuşmada Kongre’de iki Parti’nin de desteği olduğunu söylemiş ve şunları belirtmiş:

“Nükleer enerjinin Biden yönetiminde de desteği vardı, Trump yönetiminde de desteği vardı. Dolayısıyla bu, hükümetin nükleer enerjinin temiz enerji şebekesi ve ekonomik geleceğimiz açısından hayati öneme sahip olduğu görüşü hakkında hiçbir şüpheye yer bırakmamalı.”

Sanıyorum sizin de bir şüpheniz kalmadı.
Dediğimiz gibi emperyalistler bildiklerini okuyacaklar; ancak biz ve bizim gibi gelişen ülkeler de kendi ekonomilerimizin ihtiyaçlarına göre karar vereceğiz. Enerjiye çok ihtiyacımız var. Üreteceğiz. Halklarımızın refahını artıracağız, doğamıza özen göstereceğiz. En uygun ve rasyonel olanı kullanacağız. Yeni bir dışa bağımlılık yemi ve atık alanı olmayacağız. Kendi kararlarımızı kendimiz vereceğiz. Katıysa katı, nükleerse nükleer! Bu güçlü bir millî hükümetin çok kolay alabileceği ve uygulayabileceği kararlar.
Benim merak ettiğim bir nokta kaldı, biliyor musunuz…
Emperyalizmin bizdeki hık deyici çevreci “görünümlü” yeşil zehirlenenler ve zehirleyiciler ne yapacak şimdi?
ABD’nin kapısına kendilerini zincirlerler mi acaba??

BELKİ DE BİZ KENDİMİZ YAPARIZ YA DA KOMŞU KOMŞUYA

Fransa, 50'den fazla reaktörü ve 61 GW'lık üretimiyle Avrupa'nın en büyük nükleer enerji üreticisi. Zaten eskiden bu yana salkımıyla götürenlerden. Nükleer kapasite açısından dünya çapında ABD'den sonra ikinci sırada. Elektriğinin yaklaşık yüzde 70'ini nükleerden alıyor.
Elbette Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da, nükleerin iklim değişikliğiyle mücadelede "vazgeçilmez bir çözüm" olduğunu keşfedenlerden.
Başka bir niyetim varsa namerdim diyenlerden.
İlle de iklim yani…

KÖTÜ EMPERYALİSTLER BELKİ BİR KAPI DAHA AÇAR

Ha bu arada Fransa küçük modüler reaktörlerin (SMR'ler) destekçisi. SMR'lerin inşası, işletilmesi ve ölçeklendirilmesi açısından büyük ölçekli reaktörlere göre daha ucuz olarak tanıtılıyor.
Yeni pazar arayışları mı? diye bir dikkat soru işareti koyalım geçelim.
Yok geçmeyelim. Bildiğim bir konu değil ama yanıtını da verelim.
Belki de biz kendimiz yaparız. Neden olmasın… Onun için akla düşüreyim şimdiden diye ekledim.

RUS VE ÇİN TASARIMI

Bir tek Almanya bilindiği gibi bu yılın başında üç nükleer santralini kapatmıştı; anlaşmada da yer almadı.
Dünya Nükleer Birliği’nin Kasım ayında yayınladığı verilere göre dünya çapında yaklaşık 60 reaktör inşaat halinde, 110 reaktör de planlama aşamasındaymış. Bu reaktörlerin çoğu Rus veya Çin tasarımı olduğu da verilen bilgiler arasında.
Uluslararası Enerji Ajansı, hükümet verilerine göre Haziran 2023 sonunda 57 GW kurulu nükleer üretim kapasitesine sahip olan Çin'in, 2030 yılına kadar nükleer enerjide lider üretici olacağını söylüyor. Çin Nükleer Enerji Birliği geçen yıl ülkenin bu kapasiteye ulaşabileceğini açıklamış. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yılda on kadar reaktör eklenecek ve 2035 yılına kadar 300 GW'a kadar çevrimiçi nükleer enerji kapasitesine sahip olunabileceği belirtiliyor.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ABD Nükleer