28 Şubat 2024 Çarşamba
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sadece Türkiye’de görülen acayiplik

Gaffar Yakınca

Gaffar Yakınca

Gazete Yazarı

Size sadece Türkiye’de görülen acayip bir durumu aktaracağım.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısı ile beraber dünya çok net şekilde ikiye ayrıldı. Bir yanda İsrail’i ve soykırımı destekleyen Batılı devletler, diğer yanda Filistin’i destekleyen ve ateşkes çağrısı yapan hükümetler.

Birincilerin tamamı Batılı gelişmiş kapitalist ülkeler veya onların para ile esir aldığı kukla hükümetler. İkincilerin tamamı, üçüncü dünyanın, yani Latin Amerika’nın, Asya’nın ve Afrika’nın ülkeleri.

İkincilerin, yani Filistin’i destekleyenlerin neredeyse tamamı, birinciler, yani Batılılar tarafından “diktatör, zalim, baskıcı” diye yaftalanıyor.

Acayip olan kısma gelince:

Türkiye sanki Filistin’e destek verenler arasında değilmiş gibi, biz de bu devletleri aynen Batılılar gibi yaftalıyoruz, aşağılıyoruz. Yetmiyor, Batılılara benzemek için yanıp tutuşuyoruz. Sonra da adında “Türk” geçen bir kanalın muhabiri Gazzelilere “terörist” deyince kulaklarımıza inanamıyoruz!

Sahi neden şaşırıyoruz ki? Ülkenin her yerini bir ucu Siyonistlere çıkan Batılı markalar işgal etmiş, gençlerimizi hala Batı merkezci bir eğitim modeli ile yetiştiriyoruz, kavramlarımız hala Batı’dan ithal, “medeniyet hedefi” olarak hala Batı’yı görüyoruz…. Sonuç ne olabilirdi ki?

Yine de Türk halkı çok vicdanlı, çok ferasetli. Seçkinlerin, siyasetçilerin, bürokratların bunca Batı hayranlığına rağmen tarafını Batı’dan yana değil insanlıktan yana seçiyor.

BOYKOT İŞE YARAR MI?

Yaramaz olur mu?

En önce vicdani duruşunuzu pekiştirir, yani suça ortak olma hissinizi azaltır ve tarafınızı belli eder. Dahası, sizden kazandıkları parayı Siyonist katillere aktaran hainler kendilerine bir çekidüzen vermek zorunda kalır.
Ama unutmayalım, boykot bir pasif direniş biçimidir. Yani hiçbir halk bağımsızlığını boykotla falan kazanmadı. Gazzeliler güçleri yettiğince savaşıyor. Bizim onlara vereceğimiz desteğin bir parçası da işte bu boykotlar olabilir.

Öte yandan boykotun sadece Filistinlilere değil, bize de önemli bir faydası dokunabilir. İki yıl önce bir tartışma üzerine şöyle yazmıştım:

“Bir ülkede her köşe başında bir Mc Donalds, bir Starbucks, bir Zara varsa, o ülke kültürel olarak bir sömürgedir. İstediğiniz kadar tank, top, uçak yapın; gavur gibi yiyip gavur gibi giyinen bir halk, asla hür olamaz, ne yaparsa yapsın sonunda gavura hizmet eder.”
Bu ne demek biliyor musunuz?

Bu boykot işi sadece Filistin’e destek olmanızı sağlamaz. Aynı zamanda Türkiye’nin kültürel bir sömürge olmaktan kurtuluşunun da bir parçası olabilir.

Ciddiye alalım...

HANGİ DEVLET?

Hafta sonu ABD üslerine karşı bazı eylemler yapıldı. Bu eylemleri maksadının ötesine çıkarıp şiddet olaylarına çevirmeye kalkanlar oldu. Gösterileri düzenleyenler de bu insanları kınadılar, provokasyon yapmaya kalkanları aralarından uzaklaştırdılar.

Buna rağmen hâlâ eylemleri düzenleyenlere parmak sallayan, “siz devletten daha mı iyi bileceksiniz” diye ayar verenler oldu. Duyan da zanneder ki bu insanlar ABD üssünü değil de Türk ordusunu protesto etmişler!

Şöyle cevap vereyim: Şayet devlet dediğiniz, 70 yıldır bizi NATO’ya mahkum eden kafa ise evet tabii ki ondan daha iyi bileceğim.

Ben gazeteciyim, sadece kendi vicdanıma hesap veririm. Kendi devletime düşmanlık etmem ama, yabancıların Türkiye’deki askeri varlıklarını da asla meşru göremem. İnce diplomatik hesapları bırakalım da siyasetçiler, devlet adamları yapsın.

İsrail Filistin Türkiye ABD