25 Nisan 2024 Perşembe
İstanbul 16°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Şerefli şampiyonluklar

Cem Zeren

Cem Zeren

Gazete Yazarı

A+ A-

Romanya’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda güreşçilerimiz kürsüden inmek bilmedi. Erkeklerde hem serbest hem grekoromende takım halinde şampiyon olduk. Kadınlarda az farkla birinciliği kaçırırken erkek serbest ve erkek grekoromen takımlarımızdan daha fazla altına ulaştık. Gerek toplam madalya sırlamasında gerek toplam altın madalya sıralamasında hep en üst sırada yer aldık. Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Şeref Eroğlu’nun milli takımda artık devşirme güreşçi bulunmayacağına dair açıklamasının da ne kadar değerli olduğunu rakiplerimizdeki devşirmeleri izledikçe anladık. Farklı farklı ülkeleri temsil eden Rus, Ukraynalı, Belarus, Kübalı ve Amerikan güreşçileri izledik durduk. Sonunda kürsüde biz vardık.

Güreşte karşılaşmalar 3 farklı stilde yapılıyor. Erkekler serbest, erkekler grekoromen ve kadınlar serbest. Her stilde de 10 farklı kiloda karşılaşmalar yapılıyor. Ne yazık ki; Uluslararası Olimpiyat Komitesi, güreşte verilen madalyaları kısıtlamak için bu 10 sıklet Olimpiyatlarda 6’ya düşüyor. Kısaca 30 altın 18’e düşüyor.

18 sıkletin 6’sında Dünya Şampiyonası’ndaki derecelerimizle Olimpiyat vizesini aldık. Anlamsız biçimde; Avrupa Şampiyonası, Olimpiyat elemesi kapsamında değildi. Her sıklette 5’er güreşçi Dünya Şampiyonası’ndan Paris’e gitmeye zaten hak kazandı. UWW (Uluslararası Güreş Birliği), 5-7 Nisan arasında Bakü’de Avrupa Olimpiyat elemesini düzenleyecek. 4 kıtada düzenlenecek bu elemelerde her sıklette her kıtadan 2’şer güreşçi daha Olimpiyat vizesi alacak. 9-12 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek Dünya elemesinde ise her sıklette 3 sporcu daha Olimpiyat vizesini alacak ve toplamda her sıklette 18 güreşçi Paris’e gidecek. Türkiye’ye yakışan 18 güreşçi ile Paris’e gitmek olmalı.

TAHA YİNE ZİRVEDE

Erkekler serbestte 92 kiloda Feyzullah Aktürk ve 125 kiloda Taha Akyol altın, 57 kiloda Muhammet Karavuş ve 74 kiloda Soner Demirtaş gümüş, 86 kiloda Osman Göçen ve 97 kiloda İbrahim Çiftçi bronz madalya kazandılar. Taha ve İbrahim kilolarında Dünya Şampiyonası için kota kazanmışlardı. Olimpik branşlardan 65 kiloda madalyaya ulaşamadık. Son 3 Avrupa Şampiyonası’nda altın kazanan Feyzullah Aktürk, kilosunda kalırsa Olimpik olmayan bir branşta güreştiği için Olimpiyatlara gidemeyecek. Kilo düşse Osman Göçen’in, kilo alsa İbrahim Çiftçi’nin kilosuna geliyor. 97 kiloda, ilerlemiş taşına rağmen Türkiye Şampiyonası finalinde 9 yaş genç İbrahim Çiftçi’yi 8-0 geriden gelip 21-10 yenen Yakup Gör de güreşiyor.

RIZA SAYGIYI HAK EDİYOR

Erkekler grekoromende altın kazandığımız iki sıklet de Olimpik olmayan branşlar. 72 kiloda Selçuk Can ve 82 kiloda Alperen Berber altın, 77 kiloda Yunus Emre başar, 87 kiloda Ali Cengiz ve 130 kiloda Rıza Kayaalp gümüş, 67 kiloda Murat Fırat bronz kazandılar. Ali ve Rıza Dünya Şampiyonası’nda Olimpiyat kotası kazanmışlardı. Olimpik olan 60 ve 97 kilolarda madalya kazanamadık. Altın kazanan güreşçilerimizin kilo değiştirerek herhangi bir Olimpiyat elemesine katılması zor gözüküyor.

BUSE’NİN YILI

Kadınlarda en ağır 3 sıklette altın madalyayı kazandık. 68 kiloda Buse Tosun, 72 kiloda Nesrin Baş ve 76 kiloda Yasemin Adar altın kazandılar. Buse, geçtiğimiz yıllarda kendisinden çalınan altınları tek tek topluyor. Ne yazık ki, ortadaki sıklet olan 72 kiloda altın kazanan Nesrin Baş’ın Paris’e gitmesi mümkün gözükmüyor. Kilo arttırsa Yasemin kilo düşse Buse var. 50 kiloda Evin Demirhan gümüş, 53 kiloda Zeynep Yetgil bronz kazandı. Olimpik 57 ve 62 kilolar da madalya alamadık. 57’de genç şampiyonumuz Elvira’nın elemelerden Paris’e gideceğini düşünüyorum.

ESAS DURUŞU ÖĞRENEMEMEK

Taha, Feyzullah, Buse, Nesrin ve Alperen; kürsünün en üst basamağına geldiklerinde İstiklal Marşı başlamadan önce hep kendilerine çeki düzen veriyorlar ve hazır ol duruşu ile marşımızı söylüyorlar. Bu sefer Karalin’in rekorunu kıramasa da; Taha gibi kürsünün en üst basamağına her zaman yakışan Rıza da İstiklal Marşı’ndaki duruşuyla gözlerimizi yaşatan sporcularımızdan. Yasemin Adar ile kürsünün en üst basamağına çıkana dek gurur duyuyorum. Ama, kürsünün en üst basamağında neyin inadını yapıyor, anlamıyorum. İstiklal Marşı’nda inatla Amerikan spor filmlerinden bir sahneyi canlandırır gibi, sağ elini sol göğsünün üzerine koyarak İstiklal Marşı’nı söylemek ne demek? Artık Federasyon’da bir yönetici de olan Yasemin Adar, bu umursamazlığın açıklamasını yapmalı. Siz hiç Cumhurbaşkanını sağ eli göğsünde İstiklal Marşı söylerken gördünüz mü? Şeref Eroğlu’na baktım, o da yasalara uygun şekilde ulusal marşımızı söylüyor. Federasyon Başkanı’nı bile umursamayan bu tavrın elbette bir açıklaması vardır?

VİZE SKANDALLARI BİTMİYOR

Son yıllarda ev sahibi ülkelerin yarışmacı sporculara vize vermemesini çok yazar olduk. Uluslararası organizasyonlar, çok açık şekilde, yarışmacı sporculara vize vermeyen ülkelerden organizasyonlarını çekmeliler ve bu ev sahibi ülkelere ceza vermeliler. Eğer, bu önlem alınmazsa; önce Paris’te sonra çok daha ağır şekilde Los Angeles’ta ev sahibi ülkelerin vize vermeme başı boşluğu, birçok sporcunun dört yıllık alın terini heba edecektir. ABD’de yapılacak FIFA Dünya Kupası’nda da bu rezaleti yazacağımıza eminim. Ne yazık ki; Romanya’da heyecan ile izlemeyi beklediğimiz Abdulraşit Sadulaev’in Romanya’dan vize alamadığı için havaalanından geri gönderilmesi Romanya’nın spor ayıbı olarak tarihe geçti. Rus ve Belaruslu sporcular, ülkelerinin bayrağını taşıyamasa da mayolarında ve eşofmanlarında ülkelerinin bayrağı olmasa da kürsünün en üst basamağına çıktıklarında ulusal marşlarını çaldıramasalar da; ülkelerini temsil ediyorlardı. Eğer bu sporcular bağımsız olsalar bir sıklette birden fazla Rus ve birden fazla Belaruslu sporcu görebilirdik. Tıpkı bir takım gibi Rusya da Belarus da en fazla birer sporcu ile her sıklete katıldılar! Şeref Eroğlu’nu bu köşede çok kez eleştirdim. Hatalardaki içten eleştirilerin başarının bir parçası olduğunu düşünüyorum. Güreşimizdeki artan başarılarıyla da elbette kendisini kutlayacağız. Olimpiyat yılında güreşimizin başarıları ile gurur duyuyoruz. Şerefli güreşimize şerefli şampiyonluklar yakışıyor!

Güreş
Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları