27 Mayıs 2024 Pazartesi
İstanbul 19°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Stratejik sığlık

Fikret Akfırat

Fikret Akfırat

Gazete Yazarı

A+ A-

Dünyada büyük savaş tehlikesi var mı? Evet var ve bu olasılık giderek artıyor. O zaman Türkiye açısından öncelikle büyük savaşın nasıl önleneceğine odaklanmak zorunlu. İkincil olarak, önlenememesi olasılığına göre bu savaşın en az zararla nasıl atlatılacağına ilişkin hazırlıkların da çeşitli senaryolara göre planlanması gerekiyor.

Günümüzde sıcak çatışmaların devam ettiği üç cephe de Türkiye’nin etrafında yer alıyor: Ukrayna, Gazze, Suriye. Bunun yanısıra iç birliğin sağlanamadığı ve savaş halinin devam ettiği Libya’daki durum da Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor. Ayrıca olası savaş tehdidinin arttığı birçok bölge bulunuyor.

Son gelişme ise, İsrail’in Suriye’deki İran konsolosluk binasına saldırması, İran’ın buna verdiği yanıt ile büyümesinden endişe edilen gerginlik.

SAVAŞIN KAYNAĞI

Peki, bu cephelerde savaş etkeninin kaynağı nedir? Bizim bazı aklı evvellere göre, Rusya Ukrayna’ya “yayılmacı emellerle” saldırmış, “İran emperyalizmi” Batı Asya’yı vekil güçleriyle doldurmuş, Suriye kendi halkını katletmiş, güçlenen Çin sadece etrafını değil dünyayı ele geçirmek istiyormuş? Her gün TV ekranlarından gazete köşelerinden bunları dinliyor, okuyoruz. Bu pek sayın ve de uzman bay ve bayanlar, güya en hızlı anti Amerikan, anti İsrailcidirler. Boş zamanlarında ABD’ye İsrail’e atıp tutarlar. Ama ABD/İsrail ile sıcak çatışma başladığı anda maskeleri düşer. ABD ve İsrail’e boyun eğmeyen, kafa tutan devletler, Washington ve Tel Aviv’den çok onların hedefindedir artık.

Şunu bir kez daha vurgulayalım: Türkiye de İran, Rusya, Çin, Suriye ile birlikte Atlantik’in hedefindedir. Bunu biz uydurmuyoruz. Açın bakın ABD ve İsrail resmi belgelerini, orada göreceksiniz, Türkiye bir tehdit olarak nitelenmektedir. Daha önemlisi yaşadığımız somut gerçeklik.

Türkiye için bir numaralı güvenlik tehdidi olan PKK’yı, hem de açık açık parayla, silahla, teçhizatla kim destekliyor? Daha 6 ay önce PKK’ya operasyon sırasında Türkiye’nin insansız hava aracını İran mı, Rusya mı, Çin mi, Suriye mi düşürdü?

Meselenin en genel haliyle özü şudur: Bugün dünyada savaşın kaynağı ABD emperyalizmi önderliğindeki Atlantik İttifakı ve onun şımarık çocuğu İsrail’dir. Çok kutuplu hale gelen dünyada hegemonyasını yitirmekte olan Atlantik emperyalizmi, dünyayı savaşı yaymakla tehdit etmektedir. Bu koşullarda ara seçenek yoktur. Gelişen dünya devletleri buna ya direnecek ya da teslim olacaktır.

TEHDİDE KARŞI DOĞRU STRATEJİ

Türkiye bu dünya tablosunda anahtar önemde bir devlettir. Dengeleri değiştirecek bir potansiyele sahip olan Türkiye’nin bu rolü, AK Parti savunucularının iddia ettiği gibi “tarafsız” konumundan kaynaklanmıyor. Tam tersine sözde tarafsızlık, savaş tehdidini yükselten emperyalizmin işini kolaylaştırıyor. Ankara’nın ABD ve İsrail’e atıp tutarken, gidişatı değiştirecek herhangi bir eyleme girişmemesi, sadece Gazze’yi, Suriye’yi, Rusya’yı, İran’ı değil Türkiye’yi de zayıflatıyor.

AK Parti’nin bir yandan ABD ve İsrail ile diğer yandan Çin, Rusya ve İran ile pazarlık üzerine kurulu stratejisi Türkiye açısında ulusal güvenlik zaafının büyümesine yol açmaktadır.

Oysa her şey çıplak bir şekilde ortada durmaktadır: 80 yıldır Atlantik kampında bocalayan Türkiye’nin önünde en önemli beka sorunu olan PKK tehdidinin arkasında bugün İran’ı Rusya’yı, Suriye’yi ve Çin’i tehdit eden ABD ile İsrail bulunmaktadır. PKK’nın bertaraf edilmesinin yolu bölge ülkeleriyle ortaklıktır. Çünkü aynı yerden kaynaklanan ortak bir düşmanları vardır. Perdelenmeye çalışılan gerçek budur. Çıkarları ortak olanlar bir araya gelecek, ortak tehdidi önleyecektir. Türkiye’nin kendi menfaatlerini gerçekleştirmesi için kararlı ve tehdidi doğru tanımlayan bir stratejiyle harekete geçmesi, dünyada savaş etkenini zayıflatacak, ABD ve İsrail’i geriletecektir.

ABD Rusya İran AK Parti Gazze