28 Şubat 2024 Çarşamba
İstanbul
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Temiz eller’ gerçekleşecek mi?

Gaffar Yakınca

Gaffar Yakınca

Gazete Yazarı

1990’lı yılların başında İtalya’da çok önemli iki olay yaşandı. Bunlardan biri, savcı Guido Salvini tarafından yürütülen Gladyo soruşturmasıydı. NATO’nun paramiliter ve yasadışı yapılanması Gladio, ilk kez bu soruşturma ile -bir NATO ülkesi tarafından- resmen itiraf edilmiş oldu.
O zamanlar, Gladyo’nun tasfiyesi, tek kutuplu dünyada ABD’nin artık bu kirli yapıya ihtiyaç duymamasına bağlanmıştı. Ama hemen arkasından gelen bir başka operasyon İtalyanların bu konularda kendi inisiyatiflerinin olduğunu gösterdi.
O büyük olay, tarihe “mani pulite”, Türkçe adı ile “temiz eller” diye geçti. Savcı Antonio di Pietro’ya bağlı bir ekibin yürüttüğü yolsuzluk ve kara para operasyonları İtalyan iş ve siyaset dünyası temellerinden sarstı. Yolsuzluk ve rüşvete bulaşan 5 binden fazla tanınmış insan soruşturmadan geçirildi. Mahkemeler bittiğinde ülke çapındaki belediyelerin 400’den fazlasında yerl iktidarlar düştü, siyasi arenadaki pek çok parti kapandı, pek çok milletvekili ve siyasetçi istifa etti. İş dünyasında kayıplara karışan, servetine el konulan sözde iş adamlarının sayısı da yüzlerle ifade ediliyordu.
Bir süredir Türkiye’de kara para, şike, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma konularında çokta operasyon haberleri duyuyoruz. Emniyet birimlerinin bu operasyonlarını siyasi çekişmelere bağlamaya kalkanlar var. Oysa devlette devamlılık esastır. Bizim bu gibi temel konularda, siyasi komplo teorilerinde değil, devletin önceliklerine ve tutumuna dikkat etmemiz gerekir. Belli ki devletin tercihi, bu tip suç örgütlerine boş alanlar bırakmamaktan yana.
İtalya’da temiz eller ile tasfiye olanların Gladyo ile bağlantıları vardı, hatta o karanlık dönemi palazlanmak için fırsata çevirmişlerdi. Türkiye’nin en büyük Gladyo örgütlenmesi FETÖ’nün de bu tip çetelere alan açtığını anlaşılıyor. Kim FETÖ’cü kim değil biz bilemeyiz ama, FETÖ gibi bir örgütün devlete paralel yapı kurduğu bir ortamda çetelerin, suç şebekelerinin daha kolay gelişebileceğini tahmine edebiliriz.
Devlet geçtiğimiz dönemde FETÖ ve PKK’ya karşı çok başarılı bir mücadele yürüttü. Yani önceliği milli güvenlik ve terörle mücadele idi. “Hazır bir gündemde değiliz” diyerek işlerine devam eden suç şebekeleri için belli ki çetin bir dönem başlıyor.
Vatandaş, haram para ile zenginleşenlerin, yetim hakkı yiyenlerin yakasına yapışılmasından memnun.
Ama iki konuda derin kaygılar var:
İlk kaygı operasyonların sınırlı düzeyde kalması ile ilgili. Bu çetelerle mücadele alt düzeyde kalır elebaşlarına ulaşmazsa hiçbir kalıcı etkisi de olmaz, inandırıcılığı da kalmaz. Vatandaşın beklentisi, tüm sistemi temizleyecek bir “temiz eller” dalgasının başlaması. İkincisi, “devlet bu konulara eğilirken bu sefer FETÖ gibi terör örgütlerinin üzerindeki baskı zayıflar mı” kaygısı. Organize suç örgütleri ile mücadele edilirken FETÖ ve PKK’nın kuyruğunu kaldırmasına izin verilmemeli. Her yerden hala yağmaya devam eden FETÖ ihbarları ihmal edilmemeli.

İtalya FETÖ PKK ABD NATO