23 Nisan 2024 Salı
İstanbul 18°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Türk basınından izlenimler: Cüneyt Arcayürek (1928 - 2015)

Hayati Asılyazıcı

Hayati Asılyazıcı

Eski Yazar

A+ A-

Cüneyt Arcayürek, Türk basın tarihimizin önemli gazeteci, yazar ve inanılmaz muhabirlerinden birisidir. Arcayürek’in haber alma gücündeki başarısı, gazeteciliğini doruk noktasına taşımıştır. Dışarıya sızması mümkün olmayan gelişmeler hakkında ilk bilgilere ulaşarak, topladığı bilgileri yazılarında kullanırdı. Başarısını kanıtlamış inanılmaz bir Ankara gazetecisiydi. Göreve ilk olarak başladığı ‘Ulus’ gazetesi, Ankara gazeteciliği açısından çok önemli bir gazetedir. Koskoca Cumhuriyet Halk Partisi’nin yayın organı olan ‘Ulus’ gazetesini neden yaşatamadığını hala anlayabilmiş değilim. Anlamakta da güçlük çekiyorum.
Arcayürek, asıl ününü ‘Cumhuriyet’ gazetesinin Ankara temsilcisi olduğu yıllarda yaptı. Haber alma gücü sayesinde, yaşanılan çok önemli gelişmeleri ilk olarak ‘Cumhuriyet’ gazetesindeki köşesinde duyururdu. Vurucu ve etkileyici bir yazım tekniği kullanırdı. Politika ya da hangi toplumsal gelişmeler olursa olsun, eleştiri dozunu hiç esirgemezdi. Araştırmacı gazeteci özelliği de vardı. Askeri darbeler, politik çekişmeler, iktidar ve muhalefetin geleneksel anlaşmazlığı, Arcayürek’in yazılarına da yansırdı.
Gazeteciliğe 1947’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yayın organı olan Ulus gazetesinde başlayan değerli gazeteci, gazetecilik yaşamı boyunca sırasıyla; ‘Ankara Akşam Haberleri’, ‘Kudret’, ‘Vatan’, ‘Anka Haber Ajansı’, ‘Akis’, ‘Hürriyet’, ‘Tercüman’, ‘Milliyet’, ‘Güneş’ ve ‘Bugün’ gazetelerinde de çalışmış; ‘Milliyet’ gazetesinde ve ‘Akis’ dergisinde hem yazarlık hem de genel yayın müdürlüğü yapmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Lyndon B. Johnson tarafından Türkiye Başbakanı İsmet İnönü’ye gönderilen ‘Johnson Mektubu’, Türkiye-ABD ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası oluşturmuştu. 5 Haziran 1964 tarihinde gönderilen, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini önlemek amacıyla yazılmış mektup, geleneksel ABD kültürsüzlüğünün en büyük örneğidir. Başkan Johnson, bu mektubunda dozu fazlasıyla kaçırmıştı. Türk kamuoyu, bu diplomatik mektubun varlığından, Arcayürek’in ‘Cumhuriyet’ gazetesinde tam metni yayımlamasının ardından haberdar oldu. Bu gelişmeler ışığında, Türkiye - ABD dostluğunun çıkar ilişkisine dayandığı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yıpratma anlayışı güttüğü açıkça anlaşılıyor. Mektup, bir ABD Başkanının yazmaması gereken bir düzeyde, politik çizgisini aşmış sözde dostluğu! zedeleyen bir mektup olmuştur.
Atatürk ve arkadaşlarının kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki başarısı Avrupa’nın önde gelen savaş yazarları tarafından övgüyle karşılanarak 20’nci yüzyılın en büyük başarısı olarak nitelendirildi. Dünya yakın tarihimizde yaşanılan ‘İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuz etkilerinden sıyrılmamışken, savaşın içinden geçen savaş yazarlarının bu harekâtı övgüyle karşılaması üzerinde durulması gereken bir olaydır. Arcayürek, ‘Barış Harekatı’ndan sonra Kıbrıs’a giren ilk gazeteci olmuştur.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 2002 yılında iktidara geldiği ilk yılında, ABD Ankara Büyükelçisi, Beyaz Saray’a bir rapor gönderir. Gönderdiği raporda, Türkiye’de bir ‘derin devlet’ varlığından söz eder. ‘Derin devlet’i oluşturan üç unsurun; ‘Türk Ordusu’, ‘Türk Adaleti’ ve ‘Türk Bürokrasisi’ olarak tanımlar. Büyükelçi, AKP’nin iktidara gelmesinin yeterli olmadığını vurgulayarak, bu üç unsuru tehdit olarak göstermiş ve bir çeşit uyarıda bulunmuştur.
Şimdi dönüp baktığımızda, Cüneyt Arcayürekleri arıyoruz. Seçim sonuçları belli olduğu halde, mazbataların hala verilmemiş olması, adalet ve demokrasinin ne kadar işlediğinin bir göstergesidir.