30 Nisan 2024 Salı
İstanbul 13°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Önder devlete kaç var?

Birgül Ayman Güler

Birgül Ayman Güler

Eski Yazar

A+ A-

Bizde, Anayasa’ya göre, 16 Nisan 2016 referandumundan bu yana, başkanlık rejimi var. O rejimde başbakan ve ona bağlı hükümet yok. Bu rejim henüz uygulamaya girmedi. 2019 seçimlerinden itibaren uygulanacak.

Anayasada yazan rejim henüz uygulamaya girmediği için, halihazırda uygulanan rejim başka. 2007 yılında Anayasa değiştirilmişti; sonraki cumhurbaşkanını parlamento değil halk seçecek denmişti. Yedi yıl bitti, 2014 yılının yazında cumhurbaşkanı seçimleri yapıldı ve cumhurbaşkanı doğrudan halk tarafından seçildi. Üstüne, 16 Nisan 2016 anayasa referandumunda, cumhurbaşkanının siyasal parti ilişkisine yasak getiren madde silindi. Cumhurbaşkanı partili olabilir dendi. Mevcut cumhurbaşkanı partisinin başına geçti ve Partili Cumhurbaşkanlığı devri başladı. Bütün bunlar olup biterken, başbakan ile hükümet de durduğu yerde durdu. Bunlar hâlâ işlerinin başında, 2019’da ortadan kalkacaklar. İşte bu özellikler nedeniyle şu anda fiilen yarı-başkanlık rejimine sahibiz.

***

Ülkemizin toprakları, geleneksel olarak il sistemine göre, yani il - ilçe temelinde mülki idare [taşranın devlet idaresi] eliyle yönetilir. Anayasaya göre halen öyle. Ama yasalara ve uygulamaya göre durum böyle değil. İl sistemi, yerini artık yarı-il sistemine bırakmış durumda.

Yarı-il sistemi 2014’ten beri uygulamada. Yasası 2012’de çıkarılmıştı. Toplam 81 ilimizin 30’u büyükşehir yapıldı ve hepsinin sınırları kuruldukları ilin sınırlarıyla çakıştırıldı. İl sayısına göre bakarsanız, illerin az bir kısmı. Ama nüfusumuzun yüzde 80’i buralarda yaşıyor.

Bunlarda il sistemi olduğu yerde dursa da, valilikler artık alanlarının tek yöneticisi değiller. İl - ilçe idarelerinin yanı başında bir de hatırı sayılır bütçeler ve yetkilerle il genelinde büyükşehir belediyesi, ilçelerde ise bunlara bağlı olan ilçe belediyeleri var. Yeni tip büyükşehir belediyeleri “şehir” yönetmiyorlar; il dediğimiz bölgesel alanı yönetiyorlar. Bunlara “belediye” diyoruz ama, küçük ya da büyük olsun, bir yerleşmeyi değil alanı yönettikleri için bu adın gerektirdiği karakterden de yoksunlar.

***

Bir zamanlar, valilerin seçimle işbaşına gelmesini isteyen bölgesel özerkçiler, şimdi bu çatallı halden müjde almayı bekliyorlar. Büyükşehir garabeti tüm ülkeye yaygınlaştırılsın; sonra “bir ipte iki cambaz oynamaz” düsturuyla valilikler kaldırılsın; bunların tüm işleri büyükşehir belediyesine devredilsin...

Yani büyükşehir belediyesi dönüşüme uğrayıp “il yerel idaresi” olsun; seçimli büyükşehir başkanı, valinin yerine geçsin. Hoş geldin, il ölçekli eyalet sistemi!

Siyasal rejimde zamana yayılmış hesapsız bir dönüşüm, belediye sisteminde karakter bunalımı, ülkenin mülki yönetiminde gelecek belirsizliği...

Hem de nasıl bir ortamda?

Dünyanın ağırlık merkezleri değişirken...

***

Dünyanın yeni ağırlık merkezlerinde işler başka türlü.

Çin yönetimi, kendi ülkesindeki önderlik bir yana, dünya ülkelerinin siyasal partilerini davet edip büyük danışmalar süreci yürütüyor. Dayanışma ağları örmeye gayret ediyor.

İran yönetimi, 2014 yılında, ülkesinin gelecek 20-30 yılını hedeflere bağlayan “Direniş Ekonomisi Doktrini” adını verdiği bir ana politika belirlemiş, bu aklı ve planı Türkçe olduğu gibi pekçok başka dilde yayımlıyor; dünyanın yolunu bilmesini istiyor.

Rusya yönetimi, geniş topraklarından binlerce temsilciyle gelecek ve ülkemiz eksenli adeta planlama kurultayları yapıyor. Öğrenciler arasında ‘gelecek sensin, senin Rusya’n ne?’ diye yazı yarışmaları açıp gençliğini karar besleme sürecine katıyor. 2018 seçimlerini böyle bir temele yerleştiriyor.

***

Bizdeki gidişe bakarsan, ülke yönetiminin omurgası üzerinde ağır müdahaleler öne çıkıyor. Fikir ve siyaset dünyamız ‘çılgın projeler’ çağına takılıp kalmış, yazık ki ufukta ‘önder devlet’ görünmüyor.