Kuşadası’nda turizmin geleceği

Türkiye’nin turizm cennetlerinden Kuşadası’nda sorunları 11 maddede derledik, tabii çözümleri de… Kuşadası 1960’larda el yordamıyla bilgiden ve eğitimden yoksun olarak başladığı turizm çalışmalarından 64 yıllık bir deneyim kazanmıştır. Sıra turizmi yeniden planlanlamakta

Kuşadası’nı ilk gördüğümde 1961 yılında 15 yaşındaydım. Ortaklar İlköğretmen Okulu lise birinci sınıfı öğrencisi olarak kampa gelmiştik. 21 gün kalmıştık. Mahmut Esat Bozkurt İlkokulunda kalıyor ve İzzet’in plajına yakın bir yerde okulumuz için ayrılan bölümde denize giriyorduk.

4000 NÜFUSLU BİR KASABAYDI

Kuşadası, o tarihlerde doğal güzellikleri bozulmamış ve ranta terk edilmemiş bir haldeydi. Turizm adına deniz kıyısında, hasır örtülerle çevrilmiş Diba ve Ferah adlı gazinoları olan 4000 nüfuslu bir kasabaydı. Küçük ada henüz karaya bağlanmamıştı. Bir motorla çevresinden dolanarak Kadınlar Denizi’ne gittiğimizi anımsıyorum. Ha bir de faytonları anımsıyorum deniz kıyısında. Arada bir gittiğimiz Doğan sinemasını da söylemeliyim. Deniz kıyısında Hasan Reis’in kapalı duran yağ fabrikası ve deniz kıyısında birkaç mısır közlemecisi de anımsadıklarım arasındadır.

Kuşadası’na sonraki gelişim 1973 yılındadır. Eşimin anne ve babası da Kuşadası kökenlidir. Eşimin anne dedesi, ünlü yapıcı Giritli Sait Usta. Onların Alaca Mescit Mahallesi, Sarı Sokakta bulunan ve Sait Usta’nın kendi yaptığı, bahçeli iki katlı taş evine gelirdik arada bir. Bu yıllarda pansiyon turizmciliğinin ağır bastığı, otellerin çoğalmaya başladığı dönemlerdir. Plansız çarpık bir yapılaşma ve günü gün etmeyi amaçlayan bir turizm anlayışı gözlenmektedir.

HIZLI VE DOĞAL OLMAYAN BÜYÜME

Kuşadası’yla üçüncü karşılaşmamız 1988 yılıdır. Kuşadası Çakabey Ortaokulu’na Türkçe öğretmeni olarak atanmam ve emekliliğime kadar sürecek olan dört yıllık birliktelik. Hafta sonu dışında, Söke’den günü birlik gidip gelmelerle süren birliktelik. Bu dönem çarpık kentleşmenin tavan yaptığı yapsatçılığın tırmandığı yıllardır. En büyük kazanç imar rantındandır. Kuşadası hızlı ve doğal olmayan bir biçimde büyümektedir. Aynı anlayış turizmde de görülmektedir. Her şey kolay para kazanmaya yöneliktir. Yabancı turist baş köşededir. Yerli turistler, turistik otellere kabul edilmezler, ikinci sınıf insan muamelesi görürler. Doğal denge hızlı bir biçimde bozulur, betonlaşma sürer. Kalıcı ve sağlıklı önlemler alınmaz. Her şey devletten beklenir. Ağustos 1992’de emekli olunca Kuşadası’nı 1997’ye kadar Söke’den izlemekle yetindim. 1994’te taşındığım ve şimdi sürekli oturduğum evimde, yazları Kuşadalı oldum.

Kuşadası’yla son kez karşılaşmamız Temmuz 1997’de olmuştur ve günümüze kadar kalıcılığını sürdürmüştür. Dilerim bundan sonra da devam eder. Anılan tarihlerde, yabancıların turizm alanı olarak Antalya ve Muğla yörelerini seçmesi, kimi özel girişimcilerin yatırımlarını, buralara yönlendirmeleri nedeniyle turizm sektörü zor günler yaşar. Plansız turizm çalışmaları, bu sektörde her türlü yatırımın devletten beklenmesi, kıyıların beton yığınına dönmesi sıkıntıyı arttırır. Hem turizmciyi hem de bu sektörden geçinen ara elemanları zor günler bekler.

Benim az bilinen pek de fazla kullanmadığım bir başka uzmanlık alanım var: Kamu Yönetimi Uzmanlığı. 1984-1985 Akademik Yılında Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Kamu Yönetimi Lisansüstü Uzmanlık Programını bitirerek Kamu Yönetimi Uzmanı oldum. Bir de bitirme tezi yazdım. “1970-1984 Yılları Arasında Kentleşmenin Yerel Yönetimlere Etkisi” adını taşıyor. Şimdi bilimsel kimliğimle, o gözlükle Kuşadası turizmini incelemeye ve bazı önerilerde bulunmaya çalışacağım.

SORUNLAR

1-Plansız, programsız, eğitimsiz ve bilgisiz olarak başlatılan turizm.

2-Geçen zaman içinde eksiklik ve aksaklıkların giderilmemesi,

3-Sürdürülebilir bir turizmin hayata geçirilememesi.

4-Çarpık kentleşme, doğal çevrenin bozulması ve insan eliyle tahrip edilmesi.

5-Turizmin salt, doğa, deniz ve güneş olarak düşünülmesi.

6-Tarihsel ve kültürel değerlerin yok sayılması.

7-Turizmde eğitimin öneminin kavranılmaması. Hem turizm işletmecisi hem personelin hem de turizm rehberlerinin eğitilmesi çalışmalarının eksikliği.

8-Turizmin çeşitlendirilmesi ve turizmin yeniden yapılandırılması.

9-Belediyenin, turizm kuruluşlarının ve bakanlığın alacağı önlemler.

10- İç ve dış tanıtım çalışmalarının yetersizliği ve eşgüdüm eksiklikleri.

11- Bazı esnaf ve turizm işletmecilerinin dar çıkarlarını gözetip ayıplı mal satmaları, bunları denetleyen iç denetim mekanizmasının yeterli olmaması.

ÇÖZÜMLER

1-Kuşadası,1960’larda el yordamıyla bilgiden ve eğitimden yoksun olarak başladığı turizm çalışmalarından 64 yıllık bir deneyim kazanmıştır. TURSAB, KURED, KUTO, ESNAF SANATKARLAR ODASI, ADA-ÇEV, EKODOSD ve diğer demokratik kitle örgütleri ve burada sayılamayan meslek örgütleri, ADÜ Kuşadası Turizm Fakültesi uzmanlarının katılımıyla Kuşadası Turizmi tartışılmalı, konunun alt bölümleri ilgili birimlerin katkılarıyla önemli sorunlar saptanmalı, bunun sonucunda, Kaymakamlık ve Belediyenin de katkılarıyla Kuşadası turizmi yeniden planlanmalıdır.

2-Bu toplantılara, konuyla ilgili diğer üniversitelerden uzmanlar da çağrılarak görülen eksiklik ve aksaklıklar saptanmalıdır.

3-Sürdürülebilir, kaynak yaratan ve ülke ekonomisine katkı sunan bir turizm için gerekenler ortaya konmalı, yeni ortaya çıkan turizm anlayışı, turist beklentileri gözden geçirilerek, dünyanın kültür ve ekonomi dengeleri, ülkemizin sosyo-politik, sosyo-ekonomik durumu, bölge ülkeleriyle ilişkileri gözden geçirilerek çözüm yolları geliştirilmelidir.

ÇOK KATLI YAPILAŞMAYA İZİN VERİLMEMELİ

4- Çarpık kentleşme, Kuşadası’nı beton yığını haline getirmiştir. Doğal yapı ve görünüm bozulmuştur. Belediye imar planına uymayan, kent dokusuna uyumsuzluk gösteren ve çok katlı yapılaşmaya izin vermemelidir. Denize sıfır yapılar, yasalara hülle yapılarak, hukuka ve vicdana aykırı bir biçimde kotarılmakta ve bu durum kente onulmaz yaralar açmaktadır. Yerel yönetimlerin yetkilileri ve rant sahipleri arasındaki bu tür işbirlikleri kent suçu sayılmalı ve bu durumlara kesinlikle izin verilmemelidir. Elimizde kalan eski yapılar, belediye-yurttaş işbirliğiyle restore ettirilerek turizme kazandırılmalıdır.

5-Turizm salt, deniz ve güneş olarak düşünülmüştür. Oysa tarihsel zenginliğimiz, kültürel çeşitliliğimiz turizm potansiyelinin zenginleştirilmesi için hazır beklemektedir. Efes antik kentinin yanında Davutlar ve Güzelçamlı’da bulunan antik kalıntılar, Ortaklar, Söke ve Didim’de bulunan ören yerleri, Ortaklar Dağyeniköy’de bulunan asırlık çınar ağacı, çevrede bulunan eski zeytinyağı fabrikaları, turistlerin ilgisini çeker. Ayrıca Kuşadası ve çevresinde belirlenecek parkurlarda doğa yürüyüşleri ve gezileri de turizmi çeşitlendirecek kaynaklardır.

MÜZELER AÇILMALI

6-Uzak geçmişin yanında, yakın geçmişin de tanıtılması gerekir. İlçemiz Kuşadası’nda çeşitli müzeler açılmalıdır. Bu müzelerin ilki kent müzesi olmalı ve Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı bu iş için özgülenmelidir. Hem arkeolojik buluntular burada sergilenmeli hem de Kuşadası folklorunun yaşatılacağı (yaşam biçimi, giyim kuşam, halk dansları, şarkı, türkü, yemek, inanç vb.) bölümler olmalıdır. Kuşadası’nın Kurtuluş Savaşı sırasında en büyük kahramanı olan büyük devlet adamı Mahmut Esat Bozkurt, yaşamı ve yaptıklarıyla tanıtılmalı ve bunlar turizmle ilişkilendirilmelidir.

TURİZM ÖĞRENCİLERİNDEN YARARLANILMALI

7-Turizm, bu alanda eğitim almış kişiler tarafından yapılırsa, akılcı ve optimal değer taşır. İlçemizde yıllardan beri var olan ADÜ Kuşadası Turizm Fakültesinin öğrenci ve mezunlarından en üst düzeyde yararlanılmalıdır. Eğitimsiz iş gücü, bu sektörde onarılmaz yaralar açabilir. Turist rehberleri, kendi kuruluşları ve ilgili devlet kuruluşları tarafından denetlenmeli, ülkemizi, ilçemizi yanlış tanıtan, bölücülük yapan ve sadece kişisel çıkar amaçlı çalışan rehberler ve çalışanlar uyarılmalı, bu alışkanlığı sürdürenler hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır.

8-Yapılacak bilimsel çalışmalarla güneş, deniz, doğal güzellik, tarihsel ve kültürel değerler, yöresel folklorik zenginlikler, sağlık, termal sular, yürüyüş parkurları vb. çeşitlendirilecek turizm yeniden yapılandırılmalıdır. Davutlar’da MTA tarafından bulunan termal kaynağın Kuşadası Belediyesi ve çevre belediyeler tarafından ortaklaşa işletilmesi, bu termal kaynağın ısıtma amacıyla otellerde ve kaplıca turizminde en uygun ve akılcı bir biçimde kullanılması gereklidir.

ALTYAPI NÜFUSU KALDIRMIYOR

9-İlçemiz Kuşadası’nın yerleşik 200 bin nüfusu vardır. Yaz aylarında nüfus 1 milyonu aşmaktadır. Kuşadası’nın altyapısı ve trafik düzenlemesi bu yoğunluğu kaldırmaktan uzaktır. Deniz kıyıları düzgün ve temiz kullanılmamaktadır. Her taraf tüketilen kabuklu yemiş çekirdekleriyle, pet şişelerle ve başka çöplerle doludur. Özellikle geceleri çalışacak turizm gönüllüsü kurumu oluşturulmalı, bu gönüllüler kıyılarda izleme ve denetim görevi yapmalıdır. Kanalizasyon yapısı mutlaka tamamlanmalı, çevreye mutlaka çöp kovaları konmalıdır. Devlet, turizm planlaması alanında öncülük ve destekçilik yapmalı, turizmi çeşitlendiren kuruluşlara özendirme desteği sağlanmalıdır.

10- Her turizm sezonu sonunda, yerel yönetim, genel yönetim temsilcileriyle ve turizm yapımcılarıyla, etkinliler ve çalışmalar değerlendirilmeli, eksiklikler saptanmalı, durum değerlendirmesi yapılmalıdır.

Sonraki Haber