Aydınlıkçılar çözüm üretiyor

Vatan Partisi bugün 11. Olağan Genel Kurultayını yapıyor. Bu yazı daha önce yazıldığı için kurultay izlenimlerimi daha sonra yazacağım. Türkiye’nin dört bir yanından katılımın olacağı ve bu katılımın coşku dolu olacağını kestirmek zor değil.

Sabah, semtimde alış veriş yaparken, esnaf “Ağabey seni TV’de gördüm, izledim. Fırsat buldukça da izliyorum.” dedi. Esnafın yanında bulunan misafirleri; “Doğu Perinçek için sürekli taraf değiştiriyor, diyorlar siz ne diyorsunuz?” diye sordu. Ben cevap olarak “Doğu Perinçek ABD emperyalizmini hedef alıyor. Müttefiklerini ona göre seçiyor.” dediğimde, tabi biraz daha geniş anlattığımda, esnaf ve misafirleri çok doğru diyorsunuz diye, sahtekârca değil, içtenlikle cevap verdiler.

HHH

1976 yılından bu yana Aydınlıkçıyım. Bu süre zarfında, halk hareketindeki iniş ve çıkışları, bu iniş çıkışlara paralel olarak halkın Aydınlık hareketine yakınlaşıp uzaklaşmasını izledim. Bu hareketlerin temel dinamiği, emperyalizmin Türkiye üzerine abanması ve halk hareketinin bu abanmaya gösterdiği dirence bağlı olduğunu yıllar boyunca tecrübe ettim. Eğer niyetin gerçekten Türkiye ise, emperyalizme ve onun 5. kol faaliyetini yürütenlere karşı zaman zaman daralsan dahi bu daralma sonucunda mutlaka genişlemeye ulaşıyorsun.

HHH

İçinde bulunduğumuz süreç bu genişleme dönemlerinin en kuvvetli olanlarından. Hatta sonuca götürme olasılığı en kuvvetli dinamiklere sahip süreç diyebilirim. Toplumsal dinamikler açısından baktığımızda; her ne kadar tarım sektöründen geçinen iş gücü oranı, toplam iş gücünün yüzde 17’si gibi görünse de, alt yapı olarak tarımdan kopmuş, ancak üst yapısı, yani kültür ve gelenekleri ile tarıma dayalı ekonominin kültüründen beslenen nüfusun toplam nüfusa oranı hala toplam nüfusun yüzde 60’larından az değil. Bu da hala muhafazakâr oy sahiplerinin, toplam nüfus içerisindeki payının yüzde 60’tan az olmadığı sonucunu bize veriyor.

HHH

Aydınlık hareketi, biz her ne kadar tüm Türkiye’yi kucaklamaya çalışsak da, emperyalizmin etki alanında bulunan muhafazakâr (sağ) seçmen bu yıllara kadar bize uzak ve soğuk bakıyordu. Sahte sol, CHP de dahil köylük alanlarda belki biraz Alevi seçmene ulaşabiliyor, ama en geniş kesim olan muhafazakar seçmen, sol söylemlerden uzak duruyordu. Aynı durum, biraz daha farklı olsa da, bizim içinde geçerli idi.

2000’li yılların başından başlayarak ABD emperyalizminin dünya hâkimiyetinin ekonomik bacağı olan, ABD dolarının saltanatının gerilemeye başlaması, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’ye de yansımaya başladı. Emperyalizmin Asya’dan almaya başladığı darbeler, daha önce onun hâkimiyeti altında olan geniş kesimlerin uyanmalarını ve etraflarına daha gerçekçi olarak bakmalarını getirdi.

HHH

Bugün Vatan Partisi Üretim Devrimi Kurultaylarında, özellikle köylük alanlarda tarım üreticileri ile çok önemli başarılar kazanmakta ve daha önce ulaşamadığı yerlerde, başarılı ve sonuç alan eylemler yapmaktadır. En son doğu ve güneydoğuda düzenlenen kurultaylar, Genel Başkanımız Doğu Perinçek ve Ethem Sancak tarafından yapılan ziyaretlerden alınan sonuçlar rastlantı değildir. Vatan Partisi'nin dokunduğu yerde çiçekler açıyor. Her kesimden insanlar Vatan Partisi çözümlerini itirazsız kabul ediyor. Kendi çözümleri gibi sahipleniyor.

HHH

İşte Vatan Partisi'nin sabrederek yıllardan bu yana ‘pususuna yattığı’ koşullar artık gerçekleşiyor. Toplumun muhafazakâr kesimlerinin de ABD emperyalizmine karşı tavır alması, aslında tüm Türkiye’nin önünü açan toplumsal bir dinamik.

ABD emperyalizminin artık vadesi dolan sistemi, dünyada ve Türkiye’de artık değişmesi gereken bu sistemin yerine geçecek sistemi sadece Vatan Partisi'nin temsil ediyor olması, bu sisteme geçiş sürecinde ve devamında sorunlara mantıklı tutarlı çözüm sunabilen tek parti Vatan Partisi olması ve geniş kitlelerin bu çözümlere karşı gelişen olumlu tavrı, bu kurultayın sihirli gelişmeleridir.

Yukarıda saydığım gelişmeler “Neden Vatan Partisi” sorusuna cevap oluyor.