Bölgesel savunma ittifakı kurulmalı

Türkiye’nin NATO’dan çıkması için yapacağı hamleler çok önemlidir. Girmek nasıl sancılı ve bedel ödeyerek olmuş ise çıkmak da o kadar olmasa bile bazı sıkıntılara katlanmamızı zorunlu kılacaktır.
Bir ülkenin silahlanmasında temel unsur, o ülkenin vaz geçilemez milli menfaatleridir. Milli menfaatler bir kaynakta veya yazılı bir belgede sabitlenmez, yer almaz. Dünya koşullarına göre ülkelerin de çıkar ve menfaatleri kısa vadede olmasa bile ilerleyen zaman içinde değişiklik gösterebilir.
O nedenledir ki, hükumetler hazırladıkları hükumet programı içerisinde ülkenin milli menfaatlerine ilişkin olarak silahlı kuvvetlerin kullanımına yönelik ayrı ve gizli bir program hazırlarlar. Hükumet senedi olarak da bilinen bu programda; İktidar dönemlerinde milli menfaatler nasıl nereye kadar silahsız korunacak, hangi ülke ile hangi şartlarda savaş göze alınabilecek vs. konuları yer alır. Örneğin, “Yunanistan ile sorunları barışçı yollarla çözmeye çalışacağız ancak kara sularını 12 mile çıkarır ise savaşacağız. İran ile sorunları barışçı yollarla çözülecektir, bu ülke ile savaşılmayacaktır vs.”
Hükumetten program ya da direktifi alan Genelkurmay Başkanlığı hazırlıklara başlar, MASK (Mili Askeri Stratejik Konsept) hazırlar, güç mukayeseleri yapar ve savaşı kazanabilmek için gerekli silah (uçak gemi tank vb. )ihtiyaçlarını ortaya koyar ve temin faaliyetlerine başlanır. Olması gereken de budur.

SUNİ DÜŞMAN

NATO’ya girmemizle beraber bu çark çoğu kere NATO’nun dikte ettirdiği silahları almaya, bize verdiği gerçek dışı istihbarat ve yarattığı suni düşmana göre silahlanmaya yönelindi.
Karnımız aç, 70 sente muhtaç olduk ama NATO’nun en güçlü 2’nci ordusu olmakla övünerek geçti yıllar. TSK, NATO’nun en yağlı müşterisi ve aynı zamanda da sadık güvenilir bir jandarması oldu. Kriz bölgelerine her fırsatta ve öncelikli olarak Türk birlikleri gönderildi.
SSCB’nin dağılması ve soğuk savaşın da sona ermesi ile aslında NATO’nun da asli görevi bitmişti. NATO’nun patronu ABD, kendi emperyalist emelleri için elinin altında tuttuğu NATO ya yeni görev biçti. Sözüm ona dünyada barış koruyacak kriz bölgelerinde terörle mücadele edilecekti. Bilindiği üzere NATO bu maskesi ile terör grupları ile (bunların çoğunu ABD oluşturdu ) mücadele ediyor görüntüsü altında BOP un yaptırım gücü olarak kullanılmaya başlanıldı.

MASKESİ DÜŞTÜ

Düne kadar Türkiye’yi sömüren NATO, 2000’li yıllardan itibaren gizliden gizliye Türkiye’yi bölmeye, başta PKK olmak üzere bölücü yıkıcı örgütlere destek olmaya başlamış ve 15 Temmuz 2016’da maskesi düşmüş, son Norveç tatbikatı ile de Türkiye’nin savunma ortağı değil, düşmanı olduğunu ortaya koymuştur. Böyle bir savunma ittifakında kalmak için milletçe aklımızı yitirmiş olmamız lazım.
Bu özetlemeden sonra gelelim asıl konumuz olan bu ittifaktan yani NATO’dan ayrılmada izlenecek yol haritasına.
Birincisi iktidar bu konuda kararlılığını ortaya koymalı ve bu karara halkımızı ortak etmeli. Yani bir referandum ile bu karar alınmalı ve bir süreç belirlenmelidir. İktidarın değil halkın kararı batı toplumları üzerinde çok daha etkindir. Ancak zayıf bir ihtimal de olsa bu aşamada Türkiye gibi güçlü bir müttefikin kaybedilme riski, diğer NATO ülkelerini ayağa kaldırabilir ve ABD’nin başını çektiği yıkıcı bölücü politikalardan dönüş de beklenebilir. Bu durumda konu yeniden değerlendirilebilir.

SİLAHTA MİLLİ ÜRETİM

İkinci olarak da NATO’nun körelttiği yok ettiği ancak son yıllarda yeniden canlandırdığımız milli silah sanayimize her türlü imkan seferber edilmeli, yazılımından mermi çekirdeğine kadar milli üretim esas alınmalı. Yetişmediği yerde batı veya doğu da teknoloji verebilecek ülkelerle ortak üretim yolları şimdiden araştırılmalıdır.
Üçüncü olarak da ABD’nin yönlendirmesi ile NATO’nun silah ambargosu koyabileceği göz önüne alınarak şimdiden yedek parça stoklamak gibi gereken önlemler alınmalıdır.
Ve son olarak da asıl önemlisi; İran, Irak ve Suriye (Rusya da olabilir) içinde bulunacağı bölgesel savunma ittifakı kurulmalıdır. Bu ittifaka daha sonra bölge ülkelerinden Yemen, Katar, Lübnan gibi ülkelerin de katılımı beklenebilir.
Sonuç olarak bu tedbirler alınarak ve belli bir geçiş süreci sonunda NATO’dan çıkılmalıdır.