Doğuya attığı her adım NATO’yu mezarına yaklaştırıyor!

İngİltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, 27 Nisan’da Londra’da önemli bir toplantıda “NATO, küresel bir bakış açısına sahip olmalıdır. Pasifik'in korunmasını sağlamak için Japonya ve Avustralya gibi müttefiklerle birlikte çalışarak Hint-Pasifik'teki tehditleri önlememiz gerekiyor" dedi. “Tayvan gibi demokrasilerin kendilerini savunabilmelerini sağlamalıyız,” diye ekledi. (1)

Çin’i doğrudan hedef alan bu açıklamaya ilişkin, Çin Dışişleri “konuşana değil, konuşturana bak!” tutumu aldı.

QUAD VE AUKUS KÜRESEL NATO’NUN ADIMLARI

Biden yönetimi, Çin’i askeri olarak çevrelemek için, ABD, Japonya, Hindistan ve Avustralya’dan oluşan “QUAD” yani dörtlü birlikteliği ayakta tutmanın yanısıra, 15 Eylül 2021'de Avustralya, İngiltere ve ABD arasında duyurulan üçlü güvenlik anlaşması AUKUS’u duyurdu. Buna göre ABD ve Birleşik Krallık, Avustralya'nın nükleer enerjili denizaltılar edinmesine yardımcı olacak. AUKUS anlaşması Fransa’nın sert tepkisine neden olmuştu. Diğer yandan QUAD’ın belkemiği olarak düşünülen Hindistan, Rusya’nın Ukrayna harekâtında ABD’nin isteklerine uymadı, Rusya ile birlikte tutum aldı.

Bu gelişmeler ABD’nin kolay umutlarını suya düşürse de Biden yönetimi “kuyruğu dik tutmaya” çalışıyor. Nitekim şimdi de ABD ile ASEAN “Özel Zirve”si gündeme geldi. Geçen yıl talep edilen ama bu yıla ertelenen Zirve’de 12 ve 13 Mayıs'ta ABD’nin Başkenti Vaşington,10 ülkeden oluşan ASEAN birliğinin 8 lideri ağırlanacak. (2)

Filipinler Devlet Başkanı Dutarte, seçimler gerekçesiyle katılmıyor. Myanmar’daki askeri yönetimi ise ABD tanımayı ret ediyor. ASEAN’ın diğer üyeleri, Malezya, Tayland, Endonezya, Singapur, Brunei, Vietnam, Laos ve Kamboçya, Zirve’ye katılacaklarını açıkladı.

2010'ların ortalarından beri, ASEAN üyeleri Batı ile Çin arasında seçim yapmaya zorlanıyor. Çin, bu girişimlere dünyanın en büyük ve en özgürlükçü bölgesel ekonomik işbirliği anlaşması RCEP’i hayata geçirerek Batı’nın hücumlarını dengeledi.

6-7 Nisan 2022’de Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Yeni Zelanda ikinci kere NATO Dışişleri Bakanları Toplantısına katıldı. NATO’nun Asya Pasifik Bölgesine genişlemesi “NATO 2030 Gündemi”nin resmi bir parçası yapıldı. Washington ayrıca, ASEAN üyelerinin ABD, Avustralya, Hindistan ve Japonya ile birlikte QUAD’a katılabileceklerini bildirdi.

GÜNEY KORE’NİN NATO İLE İLK ANLAŞMASI

Güney Kore haber ajansı Yonhap'a göre Güney Kore merkezi istihbarat teşkilatı, 5 Mayıs 2022 günü yaptığı açıklamada, “NATO Siber Savunma Mükemmeliyet Merkezi”ne ilk Asyalı üye olarak katıldığını söyledi.

Siber savunma, askeri ittifakın temel görevi olan toplu savunmanın bir parçası. NATO, Güney Kore'nin casusluk teşkilatıyla işbirliği yaparak, Kora yarımadasını siber savunma alanında Çin ve Rusya'yı kontrol altına almak için bir satranç taşına dönüştürmeye çalışıyor.

Yeni seçilen Yoon Suk-yeol'un Güney Kore'nin ABD ile bağlarını güçlendirmesi bekleniyor. ABD Başkanı Biden'ın 20-24 Mayıs’ta Japonya ve Güney Kore’yi ziyaret edeceği açıklandı. Güney Kore, Haziran ayı sonunda yapılması planlanan NATO zirvesine de katılmayı düşünüyor. Yoon, davet edilirse Güney Kore'nin Quad'a katılmasını da "olumlu bir şekilde gözden geçireceğini" duyurdu.

ABD, NATO'yu Doğuya taşıyarak gelişmekte olan ülkelerin öncü gücü Asya'nın, ekonomik gelişmesini, paylaşarak büyümesini ve halkın refahının artışını ciddi şekilde baltalamayı hedefliyor.

NATO’nun, Asya-Pasifik'teki dört ortağı Avustralya, Japonya, Kore Cumhuriyeti ve Yeni Zelanda ile ilişkileri “Küresel NATO” hedefine ulaşmasında kilit role sahip. Aralık 2020'de dört Asya-Pasifik ortağı ilk kez bir NATO Dışişleri Bakanları Toplantısına katıldı. Bu dönüm noktası toplantısında NATO Dışişleri Bakanları, dört Asya-Pasifik ortağının yanı sıra Finlandiya, İsveç ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ile birlikte Çin’i baş düşman olarak belirledi.

Kuzey Atlantik Konseyi'nde dört ülkenin büyükelçileri ile “NAC+4" toplantıları yapılıyor. Diğer siyasi ve askeri düzeylerde düzenli toplantılar sürüyor. Haziran 2021'deki NATO Brüksel Zirvesi'nde üyeler, NATO ile Asya-Pasifik bölgesindeki dört ortak da dâhil olmak üzere mevcut ortaklar arasındaki diyaloğu ve pratik işbirliğini artırma konusunda anlaştılar.

“NAC+4” formatının yanı sıra, NATO'nun dört Asya-Pasifik ortağının her biri ile siber savunma, nükleer silahların yayılmasını önleme, sivil hazırlık ve Kadınlar, Barış ve Güvenlik dâhil olmak çeşitli işbirliği faaliyetleri ile bireysel ortaklık işbirliği programları da yürütülüyor. (3)

Bu çabalar Güney Kore’nin NATO’nun siber savunmasına resmen dahil olmasıyla meyvesini verdi.

2001’DEKİ HAÇLI SEFERİ İLE BAŞLADI

200’li yıllarda NATO’nun Avrupa-Atlantik bölgesi dışındaki ülkelerle ilişkileri hızla gelişti. Bu gelişmeyi başlatan Afganistan’a yönelik NATO şemsiyeli “Haçlı Seferi”dir. Bu saldırı ve işgali “Haçlı Seferi” olarak tanımlayan dönemin ABD Başkanı George Bush’tur.

New York’taki 11 Eylül tertibi, NATO tarihinde ilk kez Kuzey Atlantik Antlaşması'nın 5. maddesinin uygulanmasına neden oldu. Maddeye göre bir üyeye yapılan saldırı tüm üyelere yapılmış sayılmaktaydı. 4 Ekim 2001'de NATO, saldırıların 5. madde hükümlerine uygun olduğuna karar verdi ve 20 yıl süren ve yenilgiyle biten Afganistan saldırısını başlattı.

Şimdi ABD’nin var gücüyle gerçekleştirmeye çalıştığı NATO’nun Asya-Pasifik bölgesine uzanması Afganistan saldırısı ile başladı. Avustralya, Yeni Zelanda ve Singapur gibi ülkeler Afganistan’daki ISAF’a (Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü) asker gönderdiler. Japonya ve Güney Kore ise NATO’nunAfganistan saldırısına doğrudan veya dolaylı katkılarda bulundular.

Avustralya ve Yeni Zelanda’nın NATO ile aralarındaki ilişkilerin gelişmesi büyük ölçüde ISAF’a asker göndermelerine dayanıyor. Dolayısıyla Japonya-NATO ilişkilerinin aksine, Avustralya-NATO ve Yeni Zelanda-NATO ilişkilerinin temel direği askeri işbirliğidir.

NATO olmasaydı Avustralya ve Yeni Zelanda Afganistan’daki uluslararası askeri çalışmalara katılmazlardı. ISAF’a katıldıktan sonra Avustralya ve diğer ülkelerin daha çok istihbarat paylaşımına dahil edildi. Politika oluşturulmasına davet edildiler ve daha sonrasında karar mekanizmasında daha fazla söz hakkı talep etmeleri teşvik edildi. Afganistan’ın güneyinde çatışmalara katılan 1000’den fazla askeri bulunan, Afgan yoksullarını canlı hedef yaptığı için Genelkurmay Başkanı’nın ağzından özür yayınlayan Avustralya bu konuları en çok dile getiren ülkeydi. NATO da bu talepleri karşılamıştı.

ISAF örtüsü altında Savunma Bakanları toplantıları düzenli bir şekilde yapıldı. Asker tahsis eden “dünyanın değişik yerlerindeki ortaklar” ile NATO arasında Politika Eşgüdüm Grubu çerçevesinde yapılan toplantılar da daha kapsamlı “danışmalara” olanak sağlandı.

NATO, ABD EMPERYALİZMİNİN SALDIRI ALETİ

Japonya’nın 2006 ve 2007’de NATO ile yakınlaşmasına gerekçe olarak Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne karşı NATO’yu yanlarına almak gösterildi. Gerek Dışişleri Bakanı Taro Aso gerekse Başbakan Shinzo Abe Kuzey Atlantik Konseyi’nde yaptıkları konuşmalarında Japonya ve NATO arasında bir operasyonel işbirliği olasılığına kapalı olmadıklarını belirttiler.

Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkeler Afganistan’a asker göndermeye karar verdikleri zaman seçtikleri ortak NATO olmak zorunda değildi. Nitekim Yeni Zelanda ilk defa olarak Afganistan’a asker gönderdiğinde bu “Enduring Freedom Harekâtı” çerçevesinde, ABD ile yakınişbirliği için yapılmıştı. O tarihte Yeni Zelanda’nın NATO işbirliği ile hiç bir ilgisi yoktu. 2006’nın sonlarına doğru ISAF’ın coğrafi alanının genişletilmesi nedeniyle Bamyan’da konuşlanmış olan Yeni Zelanda askerleri ISAF’a geçtiler. Bu da ABD’nin, NATO’yu her zaman yayılmacılığının bir aracı olarak kullandığını bir kere daha gösterdi.

KORE İLE BAŞLADI KORE’DE GÖMÜLECEK

NATO’nun ilk uluslararası savaşı, 1950’de Kore’ye karşı yapıldı. Ne yazık ki, Türkiye’nin o dönemdeki yöneticileri Cumhuriyet tarihinin en vahim hatasını bu sırada işledi. Vatan savunmasında “kahraman” olan Mehmetçiği, ABD emperyalizminin çıkarı için 10 bin km uzağa yollayıp, büyük şairimiz Nazım Hikmet’in dediği gibi “23 sentlik asker” yaptılar. Üstelik bin beş yüz Mehmetçik ihanet siyasetine kurban edildi. Bu canlar, Türkiye’nin NATO üyeliği için kaparo ödemesi sayıldı. Ne acı! Biden’ın sarsak saldırganlığının peşine takılmak, hem NATO üyelerinin hem de NATO’ya üye olmak için zorlanan ülkelerin ödeyeceği bedelleri artırıyor. ABD, kaybettiği dünya hegemonyasını NATO’yu büyüterek ve asker maceralarla kazanmaya çalışıyor. Ama “eski çamlar bardak oldu”. ABD’nin aslan kükremesi iddiasıyla yaptığı hücumlar, çakal uluması gibi kabul görüyor. Ukrayna’da Rusya’nın askeri harekatıyla görüldüğü gibi, artık inisiyatif gelişmekte olan ülkelerde. ABD’nin peşine takılma gafletinde bulunan Avrupa ülkeleri, bindikleri dalı kestiklerinin farkına varıyor. Afganistan’ın, ABD’yi yerin dibine batıran zaferi, mazlum milletlere umut oldu. Suriye’de kahramanca direnen Beşar Esad yönetimini deviremediler. Çin ve Rusya kaya gibi bir birleşik güç oluşturdu. Afrika’da Güney Amerika’da, Güney Asya’da devletlerin bağımsızlık dalgası kabardı. Dünya çapında anti emperyalizm yükselişe geçti.

Afganistan’ın Taliban önderliğinde ABD’nin işgalinden kurtulması, Müslümanlar arasında anti emperyalizmi harekete geçirdi. Asya-Pasifik bölgesindeki bir milyarı aşkın Müslüman nüfus da ABD’nin yeni “Haçlı” saldırısına karşı hareket geçecektir. Pakistan’da ABD tertibiyle başbakanlıktan alınan İmran Han’ın bu büyük mücadelenin bayraktarlığını yapıyor.

Doğuya doğru genişleme çabalarının, NATO’yu mezarına yaklaştırdığını güvenle saptayabiliriz.

SONUÇ: TÜRKİYE’NİN TARİHİ SORUMLULUĞU

Asya Çağı’nın öncülerinden olan Türk milleti, ABD karşıtlığında dünya birinciliğini sürdürüyor. NATO’nun gerçek hâkimiyet aracı olan Gladyo’yu 15-16 Temmuz’da ezerek, NATO’nun Türkiye’deki azı dişlerini söktük. Koca koca Avrupa devletleri sızlanarak Gladyo’ya boyun eğmeyi sürdürürken, Türkiye’nin bir ilki gerçekleştirmesi Vatan Partisi’nin sayesinde mümkün oldu.

NATO, Türkiye askeri üslerle üç cepheden kuşatmış durumda. NATO, küstahça ve davul çalarak Türkiye’ye düşmanlığının şiddetini artırıyor. “Kara gücüm” diye nitelediği PKK’nın 17 bin 500 militanını Pentagon’da maaşa bağladı. Son olarak, Suriye’de PKK’nın işgali altındaki bölgeleri ABD’nin Suriye’ye yönelik yaptırımlarının dışına çıkardı.  Evet, NATO subayları cezaevinde ancak Türkiye’de NATOculuk halen taraftar bulabiliyor. Ak Parti yönetimi “hem nalına, hem mıhına vurma” siyasetiyle, celladının palasını biliyor.

Bu durum Türk milletine tarihi bir sorumluluk yüklüyor. Türkiye NATO’nun, Asya Pasifik bölgesine taşınmasını veto etmek zorundadır. NATO’ya girerken yaptığımız büyük yanlışın telafisi de ancak bu yolla mümkün olur.

1. https://www.gov.uk/government/speeches/foreign-secretarys-mansion-house-speech-at-the-lord-mayors-easter-banquet-the-return-of-geopolitics
2. https://thediplomat.com/2022/05/global-nato-takes-shape-ahead-of-us-asean-meet/
3. https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_183254.htm