Hatay’da destan böyle yazılır!

Depremde yıkılan meskûn binalar ve iş yerlerine karşı inşaat ve jeoloji mühendislerinin sorumlu olduğu kadar, itirazları rüşvet veya tehditle bertaraf eden maganda müteahhitler, belediyeler, AFAD ve Kızılay’ın 2007’de “Deprem güncelliğini yitirdi.” diyerek komisyonunu rafa kaldıranlar da sorumludur. İmar Kanunu’na göre alınmış yıkım kararlarını ve idari para cezalarını iptal eden, imar affı ve barışı ile on binlerce sakat binanın kurtarılmasını sağlayan Şehircilik ve Çevre Bakanlığı ise baş sorumludur.

TAKSİRATLA ÖLÜME SEBEBİYET

Yargıtay 12. Dairesinin 27 Aralık 2022’de, yani depremden 39 gün önce yayımladığı kararnameye binaen, “Kalitesiz malzeme satanlar ve kullananlar, bina için taahhütnameyi verenler, mühendisler, inşaat ustaları, müteahhitler, bina sahipleri bilinçli taksiratla ölüme sebebiyet vermek suçundan sorumlu tutulur.” denilmektedir. Birkaç müteahhidin gözaltına alınması, tutuklanması ve hapis-para cezasına çarptırılması topluma suçlularla mücadele olarak propaganda ediliyor. Bilinçli taksiratla on binlerce insanın ölümüne sebebiyet veren, yüzlerce milyar dolar zayiata sebep olan kof ve hasta sistem kimi yargılayabilir? Balık baştan kokmuş ve bu çürüme tüm vücudu sarmış. Rüşvet sarmalında boğulan, iltimas bataklığında yüzen, adamına ve parasına göre kayırmacı bu sistem temelinden çatısına kadar çimentosuz, demirsiz, kolonsuz ve omurgasız.

SİSTEM İÇİ İKTİDAR ABD’YE BAĞLI MUHALEFET

Sistemin hastalığından sorumlu olan iktidar sanki ülkeyi bu saate kadar uzaylılar yönetmiş gibi “Yeni Türkiye’yi biz inşa ederiz.” diyor. Muhalefet bu sistemin daim hasta ve muhtaç kalmasını sağlayan uluslararası kapitalist, emperyalist sistemden medet umuyor. “Londra’dan gelecek temiz milyarlarla” sistemin kirini, pasını, hastalığını silip süpürecekler. Suriye Kasabı Davutoğlu’nun tanzim ettiği Altılı Masa muhalefeti, 73 senedir Türkiye’nin başına musallat olmuş kara bela sistemin efendisi ABD kucağında PKK’yı Meclis’e taşımak, ona meşruiyet kazandırmak, Türkiye ve Suriye’yi bölmek için canhıraş çalışıyor. Millete hayali umutlar pompalayan, öfkesinin gazını alan, sistemi farklı boyalarla şirinleştireceğini söyleyen bir muhalefet var.

KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI?

Beri tarafta, ABD kucağında iktidar olmuş, mecburiyetlerin devreye girmesiyle can derdine düşmüş, oportünist ve herkesten taviz koparmaya uğraşan, ABD’ye karşı korkak, daha ötesi PKK ile işbirliği yapıyor diye suçladığı ABD ile Suriye’de işbirliği isteyen garabet aklın, daha önce denenmiş ve iflas etmiş bir yeni Sultan Abdülhamit vizyonu ile etnik bölücü PKK’nın dinci versiyonu olan Hüda Par’ı meclise taşımak gafletinde olan bir iktidarın, ağırlığı altında preslenmiş bir Millet var. Kırk katırın ayakları altında ezilerek mi yoksa kırk satırla parçalanarak mı ölmek istersin seçimini sunan bir sistemin dişlileri arasında çiğnenen bir millet var. Millet takatsiz, denize düşmüş boğulmamak için çırpınıyor, kabarık dalgalarla boğuşuyor, köpek balıklarına yem olmamak, sevdiklerini kaybetmemek için can havliyle bir umut ışığı demedi arıyor, kurtarılmayı bekliyor. Kendisine uzatılan kırk katır veya kırk satır tercihinden birisine sarılması isteniyor.

ÇÖZÜMÜN ADRESİ VATAN PARTİSİ

Tarımı, hayvancılığı, sanayiyi, ticareti canlandıracak üretim devrimi programı, söylem ve eylemleriyle, uluslararası ilişkileriyle, tecrübeli ve genç kadrolarıyla halkın ve Türkiye’nin 21. yüzyılda saygın, zengin ve nüfuzlu devletleri arasında olmasını sağlayacak, Suriye, Mısır, Irak, İran, Rusya, Hindistan, Çin, Orta-Asya, Afrika, Avrupa halkları ve Latin Amerika ülkeleri ile kazan-kazan ilkesi, devletlerin egemenliğine ve halkların bağımsızlığına saygı temelinde ilişkileri tesis edecek en birikimli ve tecrübeli parti Vatan Partisi’dir. Ancak buna rağmen halen halkımız bu partinin önemini kavramış değil. Ezici çoğunluğunun sahip çıktığı, benimsediği ve iktidara taşıdığı bir parti değil. “Sistem çıkmazda, sistem çözüm üretemiyor, bu sistem milletimizin mahvına yol açıyor, en sonunda millet bu sistemden bıkacak, kurtulmak için de çözümün adresi olan bize gelecek.” beklentisi içinde olmak büyük bir kayıp olur. Oluşan boşlukları doldurmazsanız, ihtiyaçlara cevap verecek kudrette olmazsanız devreye başkaları girer veya kitleler çözümü başka mecralarda arar.

AVRASYA ÜLKELERİYLE DAYANIŞMA DERİNLEŞMELİ

İçinde bulunduğumuz uluslararası sistemde içte ve dışta yer alan dostlarımızın devreye girmesi zaruridir. Nasıl ki ABD ve şürekâsı Âlemin nizamını birlikte nakşediyorlarsa, aynı amaçlar doğrultusunda mücadele eden kuvvetler de birbirleriyle siyasi, ekonomik ve sosyal dayanışma içinde olmalıdır. Zira uluslararası ilişkiler sadece devletler arasında vuku bulmaz. ABD Büyükelçisi Adana, Hatay büyükşehir belediyelerini ziyaret ediyorsa, ABD ve AB ülkelerinin vakıfları, dernekleri, belediyeleri kendi politika ve programlarına yakın olanlarla dayanışma ve işbirliği içindeyse, Çin, Rusya ve müttefikleri BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü üye devletler aynısını ve daha fazlasını yapmalıdır.

DEPREMİN YARALARINI BİRLİKTE SARACAĞIZ

Tabi ki her şey Türkiye için her şey halkımız için olmalıdır. Ancak, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur, kendi kendimize yeteriz, ne ABD ne Rusya ne Çin” gibi soyut, ayakları yere basmayan, ütopik ve son merhalede dostları azaltan düşmanları çoğaltan zihniyetten hayır doğmamıştır. Başta Vatan Partisi olmak üzere, bu dostluğu isteyen mahalli ve uluslararası siyasi, sosyal oluşumlarla depremin yaralarını sarmalı. Çin ve Rusya başta olmak üzere Türkiye’nin dostları Hatay’ın, Maraş’ın, Adıyaman’ın, Antep’in Malatya’nın ve zarar görmüş tüm illerimizin, ilçelerimizin, köylerimizin yeniden ihya edilmesinde öne atılmalıdır. Tüm imkânlarını Türk Milletinin ve onun asli temsilcileri anti-emperyalist kuvvetlerin başarısı, yükselmesi ve zaferi için seferber etmelidir. Hatay’da, Türkiye’de ve bölgemizde destan böyle yazılır.