Hükümetin sırtını çevirdiği ekonomik fırsatlar

Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” girişimi kapsamındaki “BRICA Zirvesi” TÜSİAD’ın ev sahipliğinde, 18-19 Ekim günleri İstanbul Swiss Hotel’detoplandı. Toplantı, Çin Sanayi Ekonomileri Federasyonu (CFIE) ile birlikte düzenlenmişti. Aydınlık’tan izlemişsinizdir, Zirve’ye Türkiye ve Çin’in yanı sıra farklı kıtalardan iş dünyası, üniversite ve kitle örgütleri temsilcileri katıldı.
BRICA NEDİR
BRICA (Kuşak ve Yol Sanayi ve Ticaret Birliği), Çin Hükümeti’nin 2013 yılında açıkladığı Kuşak ve Yol girişiminin iş dünyası ayağı olarak niteleniyor. İpek Yolu üzerindeki ülkeler arasındaki ortaklıkları geliştirmek amacıyla CFIE tarafından 2016 yılında Pekin’de kuruldu. 29 ülke ve bölgeden 31 iş dünyası kuruluşları bu örgütlenmenin üyesi. TÜSİAD ise kurucu üye. 2017 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de toplanan ilk BRICA Zirvesi’nin ardından ikincisi TÜSİAD ev sahipliğinde Türkiye’de gerçekleşti. Zirve toplantısını Vatan Partisi ve Aydınlık gazetesi yöneticileri Şule Perinçek ve Yunus Soner’in verdiği bilgilerle izlemiş oldum.
TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ TARİHİ FIRSATLAR
ABD’nin İran’a yaptırımlarının uygulanmasına şurada iki hafta kaldı. Washington, Rusya ve Venezuela gibi ülkelere de yaptırımlar uyguluyor. Çin’e ve Almanya’ya açtığı ticaret savaşı da bir tür yaptırım. Dahası İran’a yaptırımlara uymayan ülkeleri de yaptırımla tehdit ediyor. Bu koşullar, bu köşede 15 Ekim 2018 günü işlendiği gibi Türkiye ekonomisi için tarihî fırsatlar sunmaktadır.
HÜKÜMET BOCALIYOR
Ne var ki, Hükümet önümüzdeki olanakları görmüyor. Bu olumsuzluk ne yazık ki, Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın ve Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısının BRICA Zirvesi’ndeki konuşmalarına da yansıdı. Albayrak, her toplantıdaki açıklamalarını tekrar etmiş ve Bir Kuşak Bir Yol girişimi hakkında ancak iki cümle söylemiştir. Türkiye-Çin ilişkilerinin önümüze getirdiği olanaklara ise hiç değinmemiştir.
İlk akla gelen, beklentilerin başka yerlerde olduğudur. Ya da Maliye Bakanı, Türkiye’yi borç batağında iflasa getiren çizgide ısrar ettiklerini açıklamak istedi. Nitekim TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik bile Hükümet’i bu konuda nâzik bir dille eleştirmiş ve Kuşak-Yol için yetki merkezi kurulmasını önermiştir.
BİR KUŞAK BİR YOLA ABD TEHDİDİ
Geçen yılın sonunda ve bu yıl Mayıs ayında Çin’de yapılan uluslararası toplantılarda, Bir Kuşak Bir Yol girişimine yönelik ABD tehditlerini gündeme getirdik. ABD ve İsrail’in sözüm ona Kürdistan girişimi, bölge ülkelerinin toprak bütünlükleri yanında Çin’in Bir Kuşak Bir Yol girişimini de tehdit etmektedir. Konuyu Çin’i yöneten Çin Komünist Partisi yöneticileriyle yaptığımız görüşmelerde de önemle vurguladık ve çok etkilendiklerini gördük.
Türkiye ile Çin’e yönelik tehditler, iki ülke arasında Doğu Akdeniz’den İran-Arap Körfezi’ne kadar uzanan bir işbirliğini de davet etmektedir. Hem güvenlik alanında, hem de ekonomide.
Bu koşullarda Türkiye, Çin’in de katkılarıyla bir üretim üssü haline getirilebilir. Yalnız Çin’le değil, komşularımız Suriye, Irak, İran ve Rusya’ya bakarsak, Üretim Devriminin uluslararası olanakları kapımızda durmaktadır.
PROGRAM STRATEJİ VE SİYASET YOKSUNLUĞU
Hükümetlerin bir programı olur. Türkiye, bugün bir yol ağzındadır. ABD’nin dayattığı Borcu Borçla Çevirme programı ile Üretim Ekonomisi arasında bir seçim yapmak durumundayız. Yeni Ekonomi Politikası (YEP)’na ve Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarına bakınca, yalnızca bocalama ve çözümsüzlük gözüküyor.
Program bulanık ve karanlık olunca, strateji de kurulamıyor ve siyasetler de açık ve kesin olamıyor. Oysa Türkiye’nin bugün bulunduğu koşullar, ancak kararlılık ve cesaretle aşılabilir. Hükümet, önümüzdeki büyük sarsıntıyı aşacak yeteneklere sahip değildir. Ne var ki Türkiye, önündeki tarihî olanakları değerlendirecek bir hükümetin yollarını gözlüyor. Türkiye, bu çelişmeyi Millî Hükümetle aşacaktır.
YUNUS EMRE’NİN O DİZESİ
10 Ekim 2018 tarihli Rota’ya aldığımız Yunus Emre’nin bir dizesinde belki yanlış anımsanmış olmaktan belki baskı hatasından ötürü bir yanlışlık oluşmuş. Okuyucumuz Bahri Oltulu’nun uyarısını aktarıyoruz.
“Yazınızda “Dört kitabın mânâsı budur işte var ise” şeklinde yer alan bu dizenin aslı “Dört kitabın mânâsı budur eğer var ise” şeklindedir. Yanlış yazılan sözcüğün hem anlam değişikliği yaratması bakımından; ama daha çok şiirin aslına uygunluğunun her zaman doğru bir yaklaşım olduğu gerçeğinden hareketle size iletmenin doğru olacağını düşündüm.
Buradan Yunus Emre’ye ve size selam göndererek saygılar sunuyorum.
Bahir Oltulu”