Yasta değil savaştayız

Türkiye’nin terörle mücadelesi zafere ilerliyor. Mehmetçiğimiz hem yurtiçinde hem sınır ötesinde savaşıyor. PKK’nın güvenli saydığı bölgelere giriyor, Kandil’i titretiyor. Türk polisi huzurumuzu bozanlara göz açtırmıyor. Diyarbakır anneleri evlatlarını PKK’nın elinden teker teker kurtarıyor, terör örgütünü çözüyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizden beklediğimiz haberler art arda geliyor, PKK’ya katılımlar sıfırlanıyor.

Hal böyle olunca, ABD’nin yalnızca kara gücünü değil siyasi güçlerini de telaş sarıyor. Kara ve bozguncu propagandanın sonu gelmiyor.

CÜMLELER FARKLI SONUÇ AYNI

Gara şehitlerimizin ardından, PKK ile aynı açıklamayı yapan HDP’nin milletvekili Hüda Kaya’nın “Esir kampını TR bombaladı” yalanı şüphesiz ki en çirkiniydi. Operasyon kabiliyetiyle, silah arkadaşına bağlılığıyla, dikkati ve özeniyle, merhametiyle Dünyaya örnek olan, milletimizin gözbebeği Mehmetçiğe atılan iftiraların karşılık bulması mümkün değildi, bulmadı.

PKK’yı gizleme ve PKK ile pazarlık yapmadığı için devleti suçlama operasyonu da yine HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu tarafından “çözüm, barış çabamıza karşılık görseydik” mesajıyla başlatıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşması baştan sona Gergerlioğlu’nun farklı cümlelerle tekrarından ibaretti. “Devlet askerleri kurtarmak için bir şey yapmadı” yalanıyla yeniden açılım talep edenlerin arasında sözde Atatürkçü özde FETÖ propagandisti, ahlaksız operasyonların tetikçisi gazeteciler de yer alıyordu.

Sonuçta hepsi aynı yere çıkıyordu: Başaramıyoruz, barışalım.

Kendileri PKK ile çoktan barıştılar. Milletimizin acılarını kullanarak Amerikancı siyasetleri hortlatma derdindeler.

Son olarak ise İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in sözcülüğünde milli yas tartışmaları başlatıldı.

İKİ CEPHE, ÜÇÜNCÜSÜ YOK

Türkiye 2014 yılından bu yana ABD aparatı PKK ve FETÖ’nün üzerine kararlılıkla yürüyor. Vatan Savaşı veriyor. Bu bir Türk-Amerikan savaşıdır. Adından da anlaşılacağı üzere iki cephesi vardır. Türkiye cephesi ve Amerika cephesi. Her dönemeçte, iki cephe ve iki siyaset çarpışıyor.

Amerikan cephesinde bulunanlar kendini nasıl tanımlarsa tanımlasın; Atatürkçü, milliyetçi, solcu fark etmez, hepsi sahtedir. Solculuğun amentüsünü antiemperyalizm olarak biliriz, emperyalistlerin kara gücüne sığınan solculuk olmaz. Atatürkçülüğü “ya istiklal ya ölüm” şiarıyla bilincimize kazımışız, savaştan kaçan Atatürkçülük olmaz. Türk ordusuna ve Türk milletine Amerikan yasını tutturan milliyetçilik olmaz.

UYGUR AYRILIKÇILARINI DUYDULAR ASKER AİLELERİNİ DUYMADILAR

Gelin görün ki, Biden tayfası Vatan Savaşını baltalamak ve silahlı kararlılığı yıpratmak için hiçbir fırsatı kaçırmıyor.

Kaçırılan asker ailelerinin sesini duyan olmadı diyenlerin, hesap verecek sorumlu arayanların ikiyüzlülüğünü utançla izliyoruz.

Cennet Anne oğlu Adil için 500 gündür HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde nöbet tutuyordu. CHP, İyi Parti, Saadet Partisi, Deva Partisi, Gelecek Partisi onun sesini duydu mu? Sözcü, Cumhuriyet, Karar Songül Annenin Müslim ‘i arayışını yazdı mı?

Ayağa kalkan Anadolu kadınına “iktidarın maaşlı elemanı” muamelesi yapanlar, onlara HDP’yi rahat bırakın nasihatinde bulunanlar, Uygur ayrılıkçısı kadınları bile grup kürsüsüne çıkarıp yanı başındaki Diyarbakır annesini konuşturmayanlar bugün hangi hakla ağzını açabiliyor?

Düşmana mermi taşıyorlar, görevlerini icra ediyor. Milletten umutlarını kesmişler, Biden’dan iktidar dileniyorlar. Şu veya bu sebeple Vatan Savaşı mevziine giremeyen yurttaşlarımız ise psikolojik savaşın açık hedefi haline geliyor.

Savaşanlara bakalım. Yas tutmak mı istiyorlar yoksa zaferi mi bekliyorlar?

ZALİMLER BİLEĞİMİZİ BÜKEMEZ

Başsağlığı dilemek için şehit ailelerimizi aradım. Genel Merkez yöneticilerimizi ve il örgütlerimizi taziye ziyaretlerine yönlendirdik. Bir kez daha gördük ki Türk milletinin mayası sağlamdır. Yavrusunu, kuzusunu kaybeden, yürekleri yanan annelerimizin dillerinden dökülen iki cümle ortak: Düşmanı sevindirmeyeceğiz, vatan sağ olsun!

Bakın, Mersinli şehidimiz Vedat Kaya’nın ağabeyi ne diyor: “Dokuz kardeşiz. Birimiz vatan için canını verdi. Sekizimiz kaldık. Gerekirse hepimiz can veririz. Yeter ki terörün kökü kurutulsun. ”

Şehidimiz Sedat Sungur annesini kaybetmişti. Teyze anne yarısıdır. Teyzesi Erzurumlu Hacı Anne arıyordu Sedat’ı. Çiçeğimi kopardılar diyordu ve şunu ekledi: “Zalimler bizim bileğimizi bükemez. Ayaktayız. Teröre destek verenler yok olsun, Türkiyemiz sağ olsun.”

“Silahlar sussun, anneler ağlamasın” edebiyatçısı sözde aydınlar şehit annelerimizi aramışlar mıdır bilmiyoruz. Aramış olsalar herhalde yüzleri kızarır elleri kaleme gitmezdi diye düşünüyoruz. Bu nedenle onların duruşunu aktarmayı borç biliyoruz: “PKK ezilecek. Başka annelerin yüreği yanmayacak, başka evlatlar kurtulacak. Devletimizin, ordumuzun yanındayız. Vatan sağ olsun”

HDP’NİN YOLU KAPANMADAN KANDİL’İN YOLU KAPANMAZ

Pazartesi günü Diyarbakır’da, HDP İl Başkanlığı önünden yapılan açıklamayı da izlememişlerdir. Ayşegül Biçer meydan okuyordu. Rota çizdi, dosta düşmana gerçeği gösterdi. Biz buradayız, bir yere gitmiyoruz dedi. “Kendi evladımdan geçtim. Vatanıma bir evlat değil bin evlat feda ederim. PKK bitecek. PKK bize yas tutturamaz” haykırışı cümle âlemi sarstı.

Acıyı ve mücadeleyi paylaşmaya yine Vatan Partisi koştu. Öncü Kadın heyeti nöbet çadırına taziye ziyaretinde bulundu. HDP’nin yolu kapanmadan Kandil’in yolu kapanmaz diyen Mevlüde Anne’nin sesini Türkiye’nin her köşesinde, 82 merkezde düzenlediği HDP Kapatılsın açıklamalarıyla Vatan Partisi yükseltti.

Yüreği yananlar, acıyla kavrulanlar PKK bitsin, HDP kapatılsın istiyor. Savaş mevziindeki gerçeklik budur. Mecliste grubu bulunan siyasi partilerin kapatma davası için başvuru yapma yetkisi var. Bileğimizin bükülmeyeceğini bilsinler, yas çağrılarından vazgeçsinler ve buyursunlar milletin talebini uygulasınlar, HDP’nin kapatılması için başvuruda bulunsunlar. TSK’nın silahlı mücadelesine gözlerini kapayan, ikna çalışmalarını ve bugüne kadar 24 evladı kurtaran tarihi anne direnişini yok sayan, devlet bir şey yapmadı çığırtkanlığına sarılan kim varsa onlar da buyursunlar, yetkileri var, bir dilekçeye bakar.

O cesareti kendilerinde bulamıyorlarsa Van’da al bayraklarıyla yürüyen binlerce vatansevere gözlerini çevirsinler, ellerindeki dövizleri okusunlar: Biçare olmak yok, Van’da teröre geçit yok.

Zincirlerini kırıp ABD esaretinden kurtulamıyorlarsa, Hakkarili şehit kızı Şirin ile tanışsınlar. Kahraman Türk kadınının erdemlerine, gücüne, asaletine şahit olsunlar. Ağabeyi ile birlikte önderlik ettiği yürüyüşü görsünler. “Aziz şehitlerimize karşı en büyük görevimiz yüreklerimizi kenetlemek, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi pekiştirmektir. Onların aziz hatırasına göstereceğimiz en büyük saygı hakkın, adaletin, birlik ve beraberliğin yanında, terörün karşısında yer almaktır. Hendeklere gömülen PKK’nın bu hain saldırıları milletimizi asla yıldıramayacaktır” açıklamasını tekrar tekrar okusunlar.

İşin özü, savaş mevziine girelim. Savaş mevziinde sağlam duralım. Yüreklerimizi Mehmetçikle, polisle, şehit aileleriyle, Diyarbakır anneleriyle birleştirelim. Onları örnek alalım. En az onlar kadar cesur olalım, onlar kadar dik duralım. Çünkü biz kazanacağız.