Batı’nın korkusu 'üç buçuk savaş'

Türkiye'nin güvenliği için mücadele verdiği cepheler Batı'nın hedefinde. Die Zeit gazetesi Türkiye'nin mücadelesini 'üç buçuk savaşı' diye tanımlıyor ve şöyle sıralıyor: 1. Suriye (İdlib, Afrin), 2. Kuzey Irak-İran sınırı, 3. Libya, 3,5. Doğu Akdeniz. Gazete, Türkiye'yi 'enerji kaynaklarına konmakla

Batı’nın korkusu 'üç buçuk savaş'
A+ A-

ALİ MERCAN / FRANKFURT

Batı dünyasında Türkiye karşıtı yayınlar artmaya ve şiddetlenmeye başladı. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Türkiye’ye savaş ilan eden tutumu bir istisna değil. Almanya’nın en ciddi, muhafazakar haftalık gazetesi Die Zeit, Türkiye’yi hegemonyacı olarak ilan ediyor. Gazetenin bu haftaki sayısında Michael Thumann ve Özlem Topçu imzalı yazılarda Türkiye’nin “sınır ötesi harekat diye süslediği bölgesel etkileme, askeri hakimiyet, enerji kaynaklarına konma ve kendi kendine ilan ettiği karasuları (Mavi vatan kastediliyor)” eleştiriliyor. Gazetenin yazarlarına göre “Türkiye Akdeniz etrafında aktif. Bunun arkasında Avrupa’yı kışkırtan bir doktrin var.” Macron gibi bu gazeteye göre de Türkiye’nin Akdeniz’le bir ilişkisi yok. Uzaydan inmiş sanki.

'ERDOĞAN AVRASYACILARLA İŞBİRLİĞİ YAPIYOR'

Die Zeit gazetesi Türkiye'nin "3 buçuk savaşını" şöyle sıralıyor:

1- Suriye (İdlib, Afrin)

2- Kuzey Irak-İran sınırı

3- Libya

3,5- Doğu Akdeniz.

Yani gazeteye göre Türkiye Irak’ta, Suriye’de, Libya’daki savaşlar yanında Yunanistan’la da “yarım savaş” yürütüyor. Gazete "savaşların" gerekçesini, yeni dış siyaset doktrinine dayandırıyor: Silahlanmada bağımsızlık. 'Daha önce uysal ve çekingen bir halde AB kapısını çalan Türkiye, NATO ülkelerinin eski silahlarıyla yetiniyordu. Davutoğlu zamanındaysa sıfır sorun siyaseti suya düştü fakat yine de AB'ye meyilli bir tutum vardı. 2016'dan beri ise Erdoğan, sağ ve sol milliyetçiler ve Avrasyacılarla işbirliği yapıyor, Atatürk döneminine uygun bir siyaset yürütüyor' deniyor. Esas ilginç bilgi ise şu; AB Dışişleri Komiseri Borrell'in danışmanı Nathalie Tocci, AB'nin dış sınırlarını daha aktif savunması gerektiğini belirtiyor. Yani AB'nin Türkiye'den rahatsızlık duyduğunu ifade ediyor.

'TÜRKİYE LİBYA’DA OYUN KURAN AKTÖR OLDU'

“Türkiye Libya’da karar mevkiinde bir aktör oldu. Akdeniz’de Ortadoğu’da bir savaş gücü. Kimse yanından geçemiyor. Türkiye’nin yeni dış politikası, yeni silahları ve yeni perspektifi var” vurgusu yapan gazete Libya’daki denge değişikliğini özetle şöyle açıklıyor: Nisan ayında Hafter, Libya’nın başkentini zorlarken birdenbire şansı döndü. Hafter’in tankları, SİHA'lar tarafından ateş altına alındı, milisleri geri çekilmek zorunda kaldı. Libya’nın meşru hükümeti bölgede ilerliyor. Bölgede durumu birkaç haftada değiştiren kuvvet Türkiye. Türkiye BM’nin silah ambargosunu bozdu, Sarrac Hükümetini silahlandırdı. Erdoğan sadece Hafter taraftarı koalisyonu değil Rusya’yı bile yola getirdi. Tarafları barışa zorlayan Almanya’nın planını da tersyüz etti. Ocak ayında Başbakan Angela Merkel’in misafiri olarak Berlin’de Libya Konferansı'nda bulunan, silah ambargosu ve ateşkes çağrısı yapan, sonuç bildirisine imza atan Türkiye birkaç hafta sonra Türkiye oyun kuran konuma yükseldi.

'TÜRKİYE AB İLE KARŞI KARŞIYA GELDİ'

Zeit yazarları Türkiye’nin “saldırgan, hegemonyacı” tutumu nedeniyle sadece Ortadoğu’daki komşularıyla değil üyesi olduğu NATO ve üyelik görüşmelerinin devam ettiği AB ile de karşı karşıya olduğunu yazıyor. Her geçen gün AB ile Türkiye rakip ve hasım oluyorlar. Mülteciler, enerji ve Avrupa komşuluğu gibi konularda taraflar anlaşamıyor.

TERÖRLE MÜCADELE ONLARA GÖRE HEGEMONYA!

Türk Hava Kuvvetleri yıllardır Kuzey Irak’ta PKK’nın mevzilerini bombalıyor. Karadan “Pençe Harekatı” yapıyor. Haftanin’i havadan, karadan zorluyor. Gazetenin yazarları soruyor: “Türkiye’nin orada hangi hakimiyet projesi var?” Türkiye içinde HDP-PKK kollayıcılarını düşününce hangi kaynaklardan beslendikleri açıkça görülüyor. Batı için Türkiye’nin teröre karşı vatan savunması, “komşularına karşı savaş ve hegemonyacılık peşinde koşmak” oluyor. Şöyle iddia ediyor gazete: “Suriye’de Türk Ordusu 2016’dan beri Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarını sürdürüyor. Türkiye AB ile uyumlu olarak IŞİD’e karşı savaşması gerekirken 'Kürt milislere' de hücum etti. Halbuki onlar iyi bir yolda ve Türkiye sınırına yakın otonomi istiyorlardı. Bugün Erdoğan Rusya’nın izni ile Suriye’nin kuzeyinde de kontrol sağlamıştır.”

EN TEHLİKELİSİ TÜRKİYE’NİN AKDENİZ’DE GENİŞLEMESİ

Türkiye’nin Libya ile ilişkilerinin temelinde Akdeniz’deki doğalgaz yataklarının araştırılması var. Türkiye, İsrail, Yunanistan-Güney Kıbrıs ve Mısır’la bu konuda tartışıyor. Türkiye’nin Libya ile MEB anlaşması üstünlük sağlamasını sağladı. Türkiye’nin bugünkü konumu Erdoğan liderliğine büyük bir kendine güven verdi. Kıbrıs’ın güneyine sondaj gemisini gönderiyor, donanmasıyla Yunanistan’ı tehdit ediyor. Bilindiği gibi son NAVTEX ilanı ve Meis adasının güneyine Oruç Reis’in gitmesi Batı ve Yunanistan’ı iyice telaşlandırdı. Basında yer alan bilgiye göre Yunan Ordusu alarma geçirildi. Avrupalılar Türkiye’ye bakınca güçlenen bir ordu ve buna uygun bir ideoloji görüyor. Ordunun gücünü değerlendirme çabaları göze çarpıyor.

ATATÜRK OLSA SAVAŞMAZMIŞ

Batı’nın Atlantik kontrolündeki görüşlerini yansıtan Die Zeit’in yazısı Atatürk’ü hatırlatmayı da ihmal etmiyor: “Atatürk tarafsız bir Türkiye istiyordu”, “Yurtta barış dünyada barış demişti.”