Bilgi teknolojisi kitap atasına karşı

Bilgi akademik değeri dışında küçümsendi, gündelik ilişkilerde çok basit ve kaba düzeylere indirgendi. Kullanım değeri yaşamdan gitgide itildi, hiçe sayıldı

Bilgi teknolojisi kitap atasına karşı
A+ A-

Seyyit Nezir

Yazı, teknolojinin sürekli yenilediği olanaklarla hayatımızda yerini korumakla birlikte, tarih boyunca bilginin sağlam, güvenilir ve kalıcı kaynağı olan basılı kitabın yerini büyük ölçüde sarsmış görünüyor. Özellikle genç kuşaklar, bilginin sürekli güncellenerek işlendiği İnternet kaynaklarına dayanmayı hem kolay hem güvenilir bulmaktadır. Sanal ortamdaki bilgi yanlış veriler içerdiği takdirde bu yanlışlar aynı anda milyonlarca kişiye ulaşmakta, üstelik kişilerce yeniden bozulup çoğaltılabilmekte, doğrular kadar yanlışlar da hızla yaygınlaşmaktadır.

KİTAP İLK KAYNAK OLMAKTAN ÇIKIYOR

Sanal bilgi ortamındaki gerek olumlu gerek sakıncalı yönelimler uzmanlarca tartışıladursun, NG Araştırma Şirketi, www.benderimki.com İnternet üzerinden yaptığı kamuoyu araştırmasında, kitapların günümüzdeki yeri konusunda halkın yönelimlerine ışık tutmaya çalıştı. Açıklamaya göre, araştırma, Türkiye’nin nüfus yapısını yansıtacak bir düzenlemeyle ve toplam 520 kişinin katılımıyla yapıldı.

Değerlendirme sonucunda her 10 kişiden 7’sinin boş zamanın çoğunu İnternet’te gezintiye ayırdığı görüldü. Sırasıyla TV izleme, telefonda oynama ve okuma edimleri ana tercihler olarak yer alırken, okuyanlar, internette vakit geçirenlerin ancak 10’da 1’ine ulaşıyor. Öte yandan araştırmanın ayrıntılarına inildiğinde, bilgiye ulaşmada kitaba öncelik verenlerin 10’da biri geçmediği belirlendi.

Araştırmadaki 3 kişiden 1’i kitapla “hiç işim olmaz” diyenler... Katılımcıların ikinci 3’te 1’i ise yılda 5 veya daha az kitap okuyor. Kalan kesim ise, kitap okumanın günlük yaşamlarında önemli bir yeri olduğunu belirtiyor. En çok da kişisel gelişim, macera ve tarihî kitaplar seçiliyor. Kitap okurunun yaklaşık yarısının seçimi bu yöndeyken, okuyan kesimin üçte biri dinî kitaplarla yetiniyor.

Kitap satın alanların yalnızca yüzde 2’si tanıtımlardan etkileniyor. Kitap seçiminde konu, yüzde 70’le en belirleyici etken; kitabın yazarı ise yüzde 21’le ikinci etken... Kitabın yüzde 85’i kitapevlerinden satın alınıyor. Kütüphanelerden ödünç kitap alanların oranı ise yüzde 23’lerde... Her 4 katılımcıdan 3’ü kütüphane sayısının yetersizliğini belirtirken, her 5 katılımcıdan 3’ü kütüphanelerin nicelik ve nitelik yönünden “okura uyum sağlayamadığı” kanısında...

Kitap satın alımında fiyatlar her ne kadar en belirleyici etken değilse bile, her 4 kişiden 3’ü kitap fiyatlarının pahalı olduğunu ve fiyatların ucuzluğu halinde daha fazla kitap okuyabileceğini belirtiyor.

Fiyattan söz ediln yerde elbette korsan kitap meselesi de hemen konuya dahil oluyor. Araştırmaya göre, katılımcıların yarısı, çevresinde korsan kitap almış kişiler bulunduğunu belirtiyor ki bu durum kitap fiyatlarının yüksekliğinin nedeni ve işareti sayılıyor. Sonuçta nereden bakılırsa bakılsın önümüze sektör açısından küçümsenmeyecek rakamlar çıkıyor. Nitekim korsan kitap yığınları TV ekranlarından düşmüyor. Dahası bütün önlemlere karşın korsan kitap olgusunun ciddiyetini koruması, kitabın İnternet karşısında gücünü ve saygınlığını yitirmekte oluşunu gösteren sonuçlardan biri kabul ediliyor. Açık söylemek gerekirse, dijital teknoloji ve İnternet öncesinde korsan kitabın pazardaki yeri yok denecek kadar azdı. Oysa bu pay son 20 yılda katlanarak yükseldi. İçerik yönünden kalıcı gücü önemini yitirince kitap gitgide tüketim nesnesine dönüştü.

OKUYANLAR NE OLDU

Gerçek şu ki, küreselleşme ve yeni dünya düzeniyle birlikte bütün bir insanlık kültürü postmodern tüketim ve yoğaltım programının güdümlü saldırısına uğradı. Bilgi teknolojisi kendini kitap atasına karşı amansız bir savaşın içinde buldu. Dahası bilgi akademik değeri dışında küçümsendi, gündelik ilişkilerde çok basit ve kaba düzeylere indirgendi. Kullanım değeri yaşamdan gitgide itildi; pazara mafiyözi girdikçe bilginin değişim değeri de emeğin dışındaki etmenlerce, en çok da güçle belirlendi. Şimdi teknolojinin her türlü bilgiyi ve değeri yönlendirdiği; devlet yöneticilerinin makbul kitap olarak Red Kit okumakla övündüğü; “okuyanlar ne oldu” denerek, okurun dinî yayın dışındaki yayınlardan uzak tutulduğu bir Yeni Ortaçağ’da, basılı kitap, tıpkı eskilerdeki gibi seçkin kullanım nesnesi olmaya yüz tutuyor.

Utanmalı mı, hüzün mü duymalı? Yoksa korkmalı mı? Belki hepsi gerekiyor. Önleri sıra umut...