Cinselliği tabulaştırmak istismarcıyı güçlendiriyor

Merakla sorulan soruları geçiştirmek, utangaç yanıtlar vermek çocuklarda cinselliğin konuşulmayacak kadar kötü bir şey olduğu algısına neden oluyor.

Cinselliği tabulaştırmak istismarcıyı güçlendiriyor
A+ A-

ÖZLEM KONUR USTA

6 yaşındaki Eylül, sokakta oyun oynayacaktı. Yalova’da annesi evde yokken çıktı, bir daha dönmedi. Yüreğimiz yandı. Çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının çoğunda failler tanıdık. Gazi Üniversitesi Çocuk Koruma, Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Figen Şahin Dağlı’ya göre hata çocuk “Ben dünyaya nasıl geldim” diye sorduğunda geçiştirmekle başlıyor. Prof. Dr. Figen Şahin Dağlı’yla ailelerin yapması gerekenleri konuştuk.
-Çocuklara yönelik cinsel istismar artıyor mu, yoksa biz mi daha çok farkında olduk?
Elimizde 20-30 yıl öncesine ilişkin bilimsel veriler. Bütün toplumlarda aynı şekilde oluyor. Konuşulmaya başlanınca, farkındalık artınca vakalar ortaya daha sık dökülüyor. O zaman da bize artıyor gibi geliyor. Bence daha çok farkındalığımız artıyor. Eskiden Ankara’da varoş semtlerde yaptığımız çalışmalarda kendi köylerinde bu tür olayların olduğunu söyleyen, ağabeyinden hamile kalıp bebeği gömdüklerini anlatan ya da benzeri olayları söyleyen pek çok kişiyle tanıştım. Eskiden yoktu yargısı yanlış, vardı ama görmüyorduk.

ÇOCUKLARIMIZI EĞİTMELİYİZ

-Anne babalar nerede yanlış yapıyorlar? Çocuklarımızı neden koruyamıyoruz?
İlk olarak çocuğa kendini korumayı öğretmeliyiz. En büyük hatamız cinselliğin büyük bir tabu olması, konuşulmaması. Çocuklar, 3-6 yaş arasında merak dönemi dediğimiz süreçte, ailelerine “Ben dünyaya nasıl geldim?” ile başlayan sorular sorarlar. Aileler, o zaman bile o kadar üstü örtük, o kadar utangaç cevaplar veriyorlar ki, çocuklar sonunda bu ayıp konuşulmaz bir şey algısını kazanıyorlar. Böylece çocuklar bu bilgiyi başka yollarla öğrenmeye çalışıyorlar. Yanlış çocuklara cinselliğin, cinsel organların doğal ama özel, mahrem olduğu konusunda bilgi vermemekle başlıyor. Sordukları zaman cinsel bölgelerle ilgili bilgi vermeli ve buraların özel bölgeler olduğunu, özel olduğu için kapattığımızı söylemeliyiz. Ama bu; korkutmadan utandırmadan, suçlamadan “ayıp, oraya dokunma falan” gibi sözlerle değil düzgünce anlatılmalı. Çocuğa, “Özel olduğu için kimse birbirininkine bakmıyor, ellemiyor. Sen de senin özel bölgene bakmak ya da dokunmak isteyen biri olduğunda buna izin verme ‘hayır’ de ve hemen gel bana anlat” denmeli. Tabi bunun istisnaları da var, “Doktora gittiğimizde yanında ben olacağım o zaman olabilir. Ama onun dışında en yakının bile olsa kimsenin bakmasına izin verme” diyerek bu eğitimi çocuklarımıza vermeliyiz. Bu eğitim anaokullarında çok güzel bir şekilde verilebiliyor.
“Çıplaklık utanılacak bir şey değil, biz zaten evde hep böyle geziyoruz. Banyoya kardeşleriyle birlikte giriyor” diyen aileler de hata yapıyor. O zaman da çocuk mahremiyeti algılayamıyor.
Bir diğer hata da çocukla iletişimin iyi kurulamaması. Çocuk anne ve babayı korkulacak, kendisini cezalandıracak, bir hata yaptığında anlatamayacağı bireyler olarak görmemeli. Çocuğun aldığı bilgi de, “ayıp, günah” gibi yargılarla olunca başına böyle bir şey geldiğinde yanlış bir şey yaptığını düşünüyor ve ailesine anlatamıyor. Özellikle ensest vakalarında bu işin yıllarca sürmesinin nedeni çocuğun yanlış bir şey yaptığını düşünmesi ve kimseye anlatamaması.

TOPLUM YANLIŞI PEKİŞTİRİYOR

“Kimseye anlatamama, içinde saklama istismarın artmasının ve sürmesinin önemli bir nedeni. Cinsel istismardan bütün toplumu korumak için alınması gereken önlem “Susma konuş” olmalı. Bir kadın ya da bir genç kız, ya da bir çocuk cinsel istismara uğradığında kendini suçlu ve kirlenmiş hissediyor. Kişide, “Bu benim hatam”, “ben kötü olduğum için benim başıma geldi”, “namusum gitti”, “kimse beni beğenmeyecek”, “hayatım mahvoldu” falan gibi düşünceler oluşuyor. Toplum da bunu pekiştiriyor. “Namusu kirlendi” deniliyor. Bu algı nedeniyle insanlar cinsel istismarı anlatamıyor. Bu da tabi, saldırganlara cesaret veriyor. O zinciri kırmanın yolu konuşmak, ifşa etmek ve bunun mağdurun suçu olmadığını söylemek.”

‘YABANCIDAN ŞEKER ALMA DEMEK YETERLİ DEĞİL’

“Toplumda sokakta pis, garip görünümlü kişi zanlıdır algısı var. Bunu yapan çok temiz görünümlü, bu insan asla böyle bir şey yapmaz diyebileceğimiz kişiler olabilir. Yabancılardan şeker alma, tanımadığın kişilerin yanına gitme gibi öğütler doğru ama yeterli değil. Çok yakını, güvendiği biri de olabilir. Çocuğa yönelik cinsel istismarda faillerin çoğu, çocuğun tanıdığı ve güvendiği kişiler. Zaten bu eylemler, genellikle çocuğun canını acıtmadan yapılıyor. Pedofiller çocukla çok iyi ilişki kurar. Çocukla oyun oynuyor, bisiklete biniyor onun ilgisini çekiyor, istismarda bulunup sonra da ‘Bu bizim aramızda bir sır’ diyerek saklamaya teşvik edebilir. Fail baba, kuzen, dayı da olabilir. Çocuğa, ‘Özel bölgelerinle ilgili bir şeyler yapmak isteyen kişi kim olursa olsun doğru bir şey yapmıyordur. Buna izin verme hemen uzaklaş ve bana anlat’ denilmeli.”

YARIN: ÇOCUKLARA CİNSELLİĞİ NASIL ANLATMALI?