'Haymatloz-Türkiye’de Sürgün' gösterime girdi

Film yönetmeni Eren Önsöz, Türk - Alman tarihinin heyecan verici, fakat unutulmuş bir dönemi’ne ‘Haymatloz – Türkiye’de Sürgün’ filmiyle ışık tutuyor. Haymatloz, kovulma ve kaçış, kimlik ve yurt, aynı zamanda bilim özgürlüğü ve tarihin tekerrür edip etmediğini soran bir film...

'Haymatloz-Türkiye’de Sürgün' gösterime girdi
A+ A-

Mehmet Özaydın/Köln

HAYMATLOS – TÜRKİYE’DE SÜRGÜN’ adlı film Almanyanın Köln kentindeki ‘ODEON’ sinema salonunda gösterime girdi. Filmi ile büyük bir başarıya imza atan yönetmen EREN ÖNSÖZ sinema salonunu dolduran izleyicilerden büyük bir alkış aldı.

Türk–Alman tarihinin heyecan verici fakat unutulmuş bir dönemine ışık tutan Önsöz, Film bitiminde, filmin kahramanları, Engin Bağda, Suzan Ferenz- Schwartz, Kurt Heilbronn, Enver .Tandoğan Hirsch, Elisabeth Weber-Belling, film yapımcısı ve film ekibinden, Andreas Köhler, Constantin Bömers,Alexander Czart, Aykut Koca, Elisabet Rasbach, Jörg Fallert sahneye gelerek seyircileri selamladı. İzleyicilerden filmle ilgili sorulara yanıtlar verildi.

HAYMATLOZ, Almanya ile Türkiye arasında bugüne kadar pek bilinmeyen çok farklı bir göç hikayesini anlatıyor. 1933 yılından itibaren Almanya’da Yahudi ve antifaşist üniversite profesörleri Naziler tarafından kürsülerinden uzaklaştırıldılar. Içlerinden binden fazlasi tanımadıkları bir ülke olan Türkiye ’ye sürgüne gidip orada Atatürk döneminin üniversite sisteminin kurulmasina katkıda bulundular. Sürgünler arasinda politikacı Ernst Reuter, mimar Bruno Taut ve besteci Paul Hindemith gibi ünlü isimler de bulunuyordu.

Türkiye kökenli yönetmen Eren Önsöz, gençliklerini Türkiye’de geçiren bu profesörlerden beşinin günümüzde yaşayan genç kuşak aile üyesi ve akrabalarıyla görüştü. Tarihsel olaylardan yola çıkan yönetmen, Isviçre’den başlayıp Almanya üzerinden Türkiye’ye uzanan bir geziye de çıkıp geçmiş ve bugün arasında bir köprü kuruyor.

Film yönetmeni EREN ÖNSÖZ, Aydınlık’la film hakkında bilgiler vererek şunları söyledi: 'Bugün çok mutluyum. Köln benim şehrimde diyebilirim. Yapımcı şirket ve Filmimin kahramanları ve ekibimiz bugün burada, yıllarca beni desteklediler onlara çok teşekkür ediyorum. Bu Film Türk – Alman tarihi mucizesini anlatıyor.1933 yılında,Nazi döneminde çıkartılan bir kanunla önemli bilim adamlarını üniversitelerden, işlerinden atıyorlar. Bu insanlar için tek çare ya ölümü seçeceklerdi ya da klasik sürgün ülkeleri olan, Amerika, İngiltere, İsviçre gibi ülkeler kolay kolay gidemediler.Her tarafın kapısı kapalıydı.Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk bu bilim adamlarını Türkiye’ye davet etti. Üniversitelerde bilimin serbest, çağdaş ve modern olmasını istedi Atatürk. Din ve devlet işlerini ayırdı. Bu vizyona modern çağdaş bilim adamları gerekiyordu.Atatürk bu insanlara sadece sığınma hakkı vermedi. Üniversiteleri kurdular. Türkiye’nin Üniversitelerini Alman bilim adamları kurdu . Atatürk her daldan insanları çağırdı. Astronomi‘den, Zooloji’ye kadar. Bu çok önemli bir tarih. Mesela Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesi veya girmemesi söz konusu olurken, bu konu açılıp hiç konuşulmadı.Bu çok üzücü bir şey. Türkiye’nin tarihi Laik, Demokratik, hümanist’tir.2.ci Dünya savaşında Türkiye’yi savaşın içine çekemiyorlar. Komşularıyla barış istiyor.Türkiye’de bilim Almanların sayesiyle üstün bir hale geliyor.1933 yılında İstanbul Üniversitesi, en iyi Alman Üniversitesi olarak biliniyordu. O zamanda, bunlar güzel pozitiv yaratıcı şeyler. Filmim ile ilgili araştırmalar yaparken , Alman arkadaşlarla knuşurken farkettim ki, Türkiye’nin tarihini hiç bilmiyorlar. Şimdi diyeceksiniz ki Türkler, kendi tarihlerini biliyorlar mı? Ama burada maalesef hiç bilinmiyor ve ön yargıyla yaklaşılıyor. Atatürk daha 1920’li yıllarda kdın hakları için savaştığını, bilimin özgür olmasını, Laik bir ülke olmasını istedi.Osmanlı Devleti’nin yıkılışından sonra tek bir adamın gerçekleştirdiği bu reformlar müthiş bir şey. Tarihimizde bir ilk. Bunu buğün Almanlara anlatmamız gerekli ve çok önemli. Alman Bilim adamları Türkiye’de yeni bir zihniyet yaratıyor. Bu zihniyet Bilimle güven duygusu veriyor.Türklerin kendi kültürlerine sahiplenmesinde Almanlar yardımda bulunuyorlar. Bugün ki Türkiye’de bütün bu yapılan güzel işler unutulup gitti. Ben bu filmimle bunları hatırlatmak istedim. Filmin gösterimi için Türkiye’den bir teklif yok. Buna çok üzülüyorum. Ama gelecekte Türkiye’de gösterileceğini ümit ediyorum. Türkiyedeki akedemisyen arkadaşların bu filmin yapımında büyük katkıları var .Onların hepsine çok teşekkür ediyorum.'

Almanya’da HAYMATLOZ filmi 27 Ekim 2016’dan itibaren sinema‘larda gösterilecek. Filmin ilk haftası çok önemli seyirci sayısı fazla olursa filmin gösterimide uzayacak. Seyirciler daha fazla bilgi için www.haymatloz.com www.mindjazz-pictures.de sayfalarına girip bilgi alabilirler.

FİLM HAKKINDA GÖRÜŞ ALDIĞIMIZ KİŞİLER

Arif Ünal - Yeşiller Partisi Milletvekili: 'Bu film Türk – Alman ilişkileri açısından çok önemli, tarihi bir film.Harika bir yapıt.Maalesef alman bilim adamlarını yaşadıkları dönemlerde, o zamanki yaşananları aksettiren böylesi belgeseller hazırlanmadı. 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti‘nde emeği geçen birçok bilim adamın katkısının yeni nesillere, unutulmadan aktarılması lazım. Bu filmin Türkiye‘de gösterilmesi önemli.Uluslararası düzeyde alınan katkıların, ilişkilerin, batı‘ya açılmanın ne kadar önemli olduğunu anlatması bakımından önemli. Fim’de bazı sahnelerde filmdeki o bilim adamlarının,Türkiye’de doğup büyüyen çocuklarının, torunlarının ifadelerinden çok duygulandım.Bir insan her iki ülkeyi de sevebilir. Bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Almanya’da olabilir. Her iki Ülke açısından bir köprü vazifesi görebilir bu insanlar.aynı burada yaşayan milyonlarca Türkiye kökenli insanlarımız gibi.onları bşr barış elçileri olarak görmemiz gerekiyor.Mutlaka görülmesi gereken bir Belgesel.'

Engin Bağdan – Otto Gerngross’un torunu: 'Dedem Atatürk’ün davetiyle, Ankara’ya geldi. Ziraat fakültesini kurdu. İlk Dekan’ı dır kendisi. Babam’da 25 yaşlarında iken Atatürk Orman Çiftliğinde, Atatürk’ün yaverlerindenmiş.Bu yüzden annem ve babam yüzde,züy kemalist olarak,bize kemalist ,laik düşünceyi ruhumuza işledi.Biz Türküm, Doğruyum, Çalışkanım, ile büyüdük.Fakat bu gün Türkiye’de geriye baktığımızda bu anıları maalesef göremiyoruz.

Enver Tandoğan Hirsch: Ben Prof.Dr.Ernst Eduard Hirsch’in oğluyum.Babam 1933-1952 yılları arası İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde görev yaptı. Türk Ticaret Hukuku, Patent hakkı Hukuk’unun Türkiye’deki babası. Üniversitelilerin metodik olarak yasal hakları kitabını yazarı.Büyük Hoca olarak tanına babamın hayatını anlatan kitabın Türkiyede 15.ci baskısı yapıldı. Hukukçular arasında babam büyük bir saygınlık görüyor.

Elisabeth Weber –Belling – Alman Heykeltraş Rudolf Belling’in kızı: Ben Türkiye’de doğdum ve büyüdüm. Babam’ın atölyesini İsmet İnönü ziyaret etmiş ve kendisinin atlı bir heykelini yapmasını istemişti. Babam 1941-1943 yılları arasında bu heykeli tamamladı.Daha sonra Ziraat Fakültesi önündeki İnönü heykelini tamamladı. Birde ailesi için özel olarak kendisinin portre heykelini yapmıştı. Babam , İTÜ mimarlık fakültesinde’de ders vermiş ve Türkiye’de heykel sanatının gelişmesine büyük katkılar yapmıştır. Türkiye Kültür bakımından çok zengin ve ilginç bir ülke.Türkiye'de doğmam, çocukluk ve gençlik yıllarımı Türkiye’de geçirmem, beni geçmişe götüren önemli bir bağlılık.

EREN ÖNSÖZ KİMDİR?

1972 Türkiye doğumlu. Film yönetmeni ve aynı zamanda radyo ve televizyon kanallarında serbest yazar olarak çalışıyor.Düsseldorf ve Roma’da, Alman Dili ve Edebiyatı ile Medya Bilimleri dallarında yükseköğrenim gördükten sonra Köln Medya Sanatları Yüksekokulu’nda televizyon / film dalında yüksek lisans yaptı. Mezuniyet filmi olan ‘‘ İmport – Export – Alman – Türk geçmişine bir yolculuk‘‘ pek çok festivalde ve Alman ulusal-radyo- televizyon kanalı WDR’de gösterildi. Rejisör Eren Önsöz , ‘HAYMATLOS – TÜRKİYE’DE SÜRGÜN ‘ filmiylebugüne kadarki başarılarına bir yenisini ekliyor.