NSU’nun devletteki uzantıları gizlendi

Dava sürecinde ölen tanıklar, imha edilen deliller, görmezden gelinen istihbarat elemanı ağıyla NSU davasında verilen karar tartışılmaya devam ediyor. AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, ‘Bir sanığa ömür boyu hapis cezası verilmesiyle bu davanın kapatılması kabul edilemez’ ifadelerini kullandı

NSU’nun devletteki uzantıları gizlendi
A+ A-

Almanya’da sekiz Türk’ü öldüren Neonazi NSU örgütünün devletteki bağlantılarının üstü örtülerek davada yargılanan beş sanığa çeşitli cezalar verildi. Sadece baş sanık Beate Zschäpe müebbet hapis cezası aldı. Örgüte silah temin eden bir sanık ise artık serbest... Türk kamuoyunda bile yeterince ilgi gösterilmeyen NSU davasından geriye sadece soru işaretleri kaldı. Davayı yakından takip eden ve karar duruşmasını Almanya’da izleyen AKP Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, dosyaya ilişkin Aydınlık’ın sorularını yanıtladı:

Karara ailelerin ve avukatların tepkisi ne oldu? Talepleri nedir?

Karar bizi şaşırtmadı, adaletin tecelli ettiği ve kamu vicdanın rahatlatılması yönünde bir karar çıkmadı. 2012’de Alman hükümetinin olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması yönünde verdiği söz maalesef yerine getirilmedi. Öte yandan örgüte silah temin edip yardım ve yataklık eden davanın ikinci önemli sanığı Ralf Wohlleben kaçma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle kararın kesinleşmesine dek serbest bırakıldı. Bir sanığa ömür boyu hapis cezası verilmesiyle bu davanın kapatılması kabul edilemez.

Türkiye karara ilişkin hangi adımları atacak?

Türkiye olarak heyetlerimiz beş yıl boyunca, yani 439 duruşmanın tamamını izledi ve meclis araştırma komisyonları raporlarını inceledik. Önümüzdeki aylarda TBMM bünyesinde bir araştırma komisyonu kurabiliriz. Bunun ötesinde Türk kamuoyunun da bunun üzerine çok daha fazla gitmesi lazım. Ayrıca karar açıklanırken Alman siyasetçilerin orada olmaması da gerçekten üzücü bir durum. Alman makamlarından kurumsal ırkçılığa karşı taviz vermeden mücadele etmelerini, bu noktada özellikle siyasetçilerin, kamuoyunun ve medyanın daha hassas davranmasını bekliyoruz.

Bugüne kadar Alman istihbaratının rolüne ilişkin hangi bulgular elde edildi?

Alman istihbaratı için çalışan muhbirlere dair aydınlatılmayan, fakat merak edilen bir husus da muhbirlerin NSU’nun var olmasında büyük önem taşıyan Neonazi akımlarını finanse edip etmediğidir. Her ne kadar bu akımların güçlenmesi için istihbaratın maddi destek sağladığı kamuoyu tarafından bilinse de, savcılık bu konuyu irdelememiştir. Cinayetler Almanya’nın farklı bölgelerinde, farklı şehirlerinde gerçekleşti ve her defasında olay yerine yakın yaşayan ve istihbarat tarafından bilinen Neonazilerin isimleri ortaya çıktı. Ancak maalesef ki; bu kişilerin üstüne gidilmedi, suçları sorgulanmadı ve davaya dâhil edilmediler.

Delilleri kim kararttı?

Deliller farklı kişiler ve kurumlar tarafından karartıldı. Başta Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı ve muhbirleri olmak üzere, savcılıklar ve polisler gibi devletin farklı kademelerinde yer alan aşırı sağ eğilimli insanlar NSU davasının akıllarda cevaptan çok soru bırakmasına vesile oldu. Bu beş yıllık dava sürecinde NSU terör örgütünün bilhassa Alman devletindeki uzantılarını ve destekçilerini gösteren birçok delil aynı kurum ve kişiler tarafından kasıtlı ve sistematik bir şekilde yok edildi.

Saldırılarda öldürülen 10 kişiden 8’i Türk’tü. Neden özellikle Türkler hedef alındı? Saldırıların amacı neydi?

Bilinen ilk cinayetin üstünden 18 yıl, örgütün deşifre olmasının üstünden yedi yıl, dava sürecinin başlamasının üstünden ise beş yıl geçti. Ancak NSU’nun neden Türkleri hedef aldığı, kurbanlarını nasıl seçtiği, olay yerinde örgüt eylemlerine destek verenlerin kimler olduğu gibi hususlar hâlâ cevaplanmayan sorular arasında yer alıyor.

DOSYALAR İMHA EDİLDİ TANIKLAR ANİDEN ÖLDÜ...

Dosyadaki boşlukları sorduğumuz Yeneroğlu, şu noktalara dikkat çekti:

-Bugüne kadar Federal Meclis ve eyalet meclislerinde 13 araştırma komisyonu kuruldu. Komisyonların ortak şüphesi; örgütün, daha geniş bir ırkçı ağ tarafından desteklendiği yönündedir. Bulgular arasında Federal ve eyalet düzeyinde sorumlu devlet dairelerinin, emniyet güçleri ve istihbarat birimlerinin ciddi ihmali olması ve kabul edilemez hatalar yapmaları yer aldı. Ancak bize göre arka arkaya bu kadar fazla ‘kaza'nın olması rasyonel olarak izah edilemez, kaza tanımının ötesinde kollama ve destekleme var. Bunu yapanlar da istihbarat adına çalışan maaşlı muhbirler.

-Cinayetlerin güvenlik güçleri tarafından araştırılması esnasında; sağcı motivasyona işaret eden tanık ifadeleri ciddiye alınmamış, tanıkların söyledikleri yeterince değerlendirilmemiş ve önemsizleştirilerek çok geç dinlenmiştir.

-Aranan üç sanığın senelerce devletten nasıl saklandığı ve nasıl finanse edildikleri gibi hususlar gerektiği gibi araştırılmamıştır.

-Örgütün arkasındaki karanlık bağlantılar ve sağ akımları izlemekle görevli muhbirlerin destek ve işbirliğini ortaya çıkarmak yerine Federal İç İstihbarat Dairesinde, Askeri İstihbarat Teşkilatında ve en az üç eyalet iç istihbarat teşkilatında deliller yok edilmiş ve bunun bilinmesine rağmen bu hukuksuzluğun/delil karartmanın üzerine gidilmemiştir.

-Farklı birimlere çalışan 40 civarında muhbirin örgüte destek vermiş olduğu bilinmektedir. Federal Savcılık ellerinde NSU terör örgütü ile irtibatlı 500 kişilik listeden bahsetmektedir.

-Dava süreci başladığı günden bu yana bugüne kadar ani ölümlere ve esrarengiz olaylara sahne olmuş, skandallarla gündeme gelmiştir. Cinayetlerle ilgili dosyalar imha edilmiş, beş tanık aniden hastalanarak ölmüş ya da intihar etmiştir, ikisi arabada kendisi yakmıştır.

-6 Nisan 2006 tarihinde, Halit Yozgat’ın Kassel şehrindeki bir internet kafede öldürülmesinden sonra, Hessen Anayasayı Koruma Dairesi’nin ajanı Adreas Temme’nin olay mahallinde bulunduğu, olayın hemen akabinde tespit edilmişti. Söz konusu kişi, olaydan sonra polise şahit olarak ifade vermeyen tek kişi olunca harekete geçen emniyet birimleri, şahsı gözaltına aldıklarında, bu kişinin Hessen Eyaleti Anayasayı Koruma Dairesi’nin o dönemde kadrolu irtibat personeli olduğunu belirlemiş ve aynı gün serbest bırakmıştı. Temme’nin evinde yapılan incelemelerde Adolf Hitler’in “Kavgam” adlı, yasaklı eserinden bölümler ve seri cinayetler konusunda kitaplar bulunduğu gibi, yaşadığı kasabada tanınan ve “Küçük Adolf” lakabıyla çağrılan biri olduğu da ortaya çıkmıştı.

-NSU terör ağının ortaya çıkarılmasına yardımcı olabilecek ne varsa, kaynakların korunması gerekçesiyle kilit altına alınmıştır. Bugüne kadar polis veya istihbarat birimine karşı delil karartma gerekçesiyle tek bir dava bile açılmamıştır.