Sineklerle taşınan ölümcül bir hastalık: Layşmanyazis

DOÇ. DR. FEHMİ KATIRCIOĞLU

Sineklerle taşınan ölümcül bir hastalık: Layşmanyazis
A+ A-

Layşmanyazis (LH),  bir kan paraziti olan Leishmania spp. türlerinin meydana getirdiği kendiliğinden iyileşebilen deri formundan (kutanöz-CL), sağaltılamadığı durumlarda ölüme yol açabilen organ formuna (viseral-VL) kadar geniş bir yayılım gösterebilen protozoal enfeksiyöz bir hastalıktır.

Etkenin değişik türleri, Akdeniz bölgesi ülkeleri, Orta Doğu ve Asya ülkeleri ile Latin Amerika'nın bazı bölgelerinde, Hint Yarımadası'nda, Asya ve Afrika'nın subtropik bölgelerinde, ülkemizde farklı bölgelerde üvez, mucuk, yakarca, tatarcık olarak da bilinen dişi kum sineklerinin sokmasıyla evcil ve vahşi hayvanlar ile insanlara bulaşır. Enfekte insan ve hayvanlar (en yaygın hayvan türü köpeklerdir) kum sinekleri için rezervuar görevi görür ve bunlardan kan emen sinekler hastalığı diğer canlılara bulaştırır. Dolayısı ile bu hastalık aynı zamanda bir zoonozdur.

YILDA 59 BİN İNSANIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLUYOR

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 1980 yıllarının başından beri önemi vurgulanan LH, malaria ve lenfatik filariasis’ten sonra vektör (aracılı) kaynaklı hastalıklar içinde 3. sırada yer alarak büyük bir sorun olmaya devam etmektedir. Hastalığın tropikal ve subtropikal 88 ülke veya bölgede 350 milyon insanı tehdit ettiği, dünyada 12 milyon insanın enfekte olduğu ve buna her yıl ortalama 1–2 milyon olgunun eklendiği; bunlardan 500.000 insanın organ formu ve 1,5 milyon insanın da deri formuna yakalandığı bildirilmektedir. Yılda 59.000 insanın ölümüne, 2.357.000 insanın da yaşam süresini azaltan doku hasarlarına sahip olmasına yol açtığına dair raporlar bulunmaktadır. LH'nin, dünyanın en fakir nüfusunun yaşadığı kırsal bölgelerde etkili olan en önemli enfeksiyöz hastalık olduğu vurgulanmaktadır.

Kolombiya, Afganistan, Cezayir, Brezilya, İran, Suriye, Etiyopya, Kuzey Sudan, Kosta Rika ve Peru'nun, dünyadaki toplam tahmini deride layişmanyazis görülme oranının  yüzde 70- 75'ini temsil eden on ülke arasında olduğunu bildirmiştir. Avrupa'da ise, ülkeler arasında önemli ölçüde değişiklik göstermektedir.

Hastalığın coğrafik dağılımı, parazitleri taşıyan kum sineklerinin yaşam alanı ile sınırlı olmakla birlikte, turizm önemli bir etkendir ve endemik ülkelere yapılan seyahatler yayılma üzerinde etkilidir. Kırsal ve ormanlık bölgeler, bazı şehirlerin varoşları; barış gönüllüleri, misyonerler, askerler, ornitologlar (kuş bilimi ile uğraşanlar) ve gece açık havada konaklayanlar risk altındadır. Ayrıca kontamine (bulaşık) iğne kullanımı ya da paylaşımı veya kan nakilleri yoluyla da olabilir. Enfekte hamile kadından bebeğine de geçiş olabilir. Hastalık Türkiye'nin sıcak ve nemli iklime sahip bölgelerinde (Güneydoğu, Akdeniz, Ege, Marmara) ve Kıbrıs'ta yaygın olarak görülmektedir.

DSÖ'nün tanımına göre, endemik bir bölgede yaşayan bir kişiye  LH açısından klinik olgu tanımı yapabilmek için iki haftadan daha uzun süren ateş ve dalak büyümesi (splenomegali) varlığı yeterlidir. Ne yazık ki, sıtma, enterik ateş, yaygın tüberküloz, bruselloz ve hematolojik maligniteler gibi endemik bölgelerde yaygın olabilecek diğer hastalıklarda da bu tür belirtiler yaygın olduğundan, bu klinik tanımlar LH’ye özel değildir.

Bazı serolojik testler ve doku örneklerinin mikroskop altında incelenmesi ile tanıya gidilse bile, etkenin her türü için spesifik test yoktur ve bazen doku örneklerinde parazite de rastlanılmayabilir.  Bu durum yanlış negatif ya da pozitif tanıya yol açmaktadır.

KORUNMA YOLU: SİNEKLE MÜCADELE

Tedavisi için kullanılan bazı protokoller olsa da, özellikle organ formunda organlarda geri dönüşümsüz hasarlar şekillenmeden önce yapılan uygulamalardan sonuç alınabilir. Deri lezyonları uzun süren bir dönem sonrası yara izi bırakarak kendiliğinden iyileşebilir. Yapılan tedaviler, etkenin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlamaz. Bu nedenle de özellikle bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda enfeksiyon tekrar aktive olabilir. Enfeksiyonu geçiren insanlarda bağışıklık oluştuğu bilinmesine karşın, koruyucu bir aşı uygulaması yoktur. En önemli korunma yolu, sinek mücadelesi ve özellikle endemik bölgelerde hastalık için rezervuar rolü oynayan evcil hayvanlara zaman zaman test yaptırarak kontrolü sağlamaktır.

HASTALIĞIN ÜÇ FORMU

Deri:  En sık görülen tipidir. Sineğin sokmasından sonraki birkaç hafta ile ay içerisinde deride görülen yara ile karakterizedir. Bu yaralar genellikle ağrısızdır. Bazen ağrılı da olabilir. Bazı insanlarda yaralara yakın yerlerde lenf bezleri şişebilir. Genellikle sokulmaya uygun yüz, kol ve bacaklar gibi bölgelerde oluşur. Yaralar genellikle iz bırakarak, bir kaç ay içinde iyileşir. Halk arasında Antep çıbanı olarak da bilinir.

Organ (Kala-Azar): Sinek sokmasından sonra aylar içerisinde hastalık gelişir. Köpeklerde bu süre yedi yıla kadar uzayabilir ve hastalığın en ciddi formudur. Hastalarda genellikle yüksek ateş, ciddi kilo kaybı, dalak ve karaciğer büyümesi ve anemi, lökopeni ve trombositopeni gibi düşük kan sayımı görülür. Eğer tedavi edilmezse hastalık kemik iliğini, lenf düğümlerini, özellikle böbrekleri ve diğer iç organları etkileyebilir ve iki yıl içinde yüzde 100 gibi yüksek bir ölüm oranına sahiptir. İnsanlarda ve köpeklerde göz kapaklarında deri lezyonları (blefaritis), korneal ödem, göz içi kanamalara ve körlüğe yol açabilen uveitis veya retinal problemler ile kuru göz  şekillenebilir; bazı olgularda tüm göz dokuları enfekte olarak göz kaybına yol açabilir.

Mukozal: En az sıklıkta görülen formdur. Parazitler deriden yayılarak burun, ağız ve boğaz mukozalarında yara oluşumuna neden olurlar.

SORULARINIZI BEKLİYORUZ
Uzman hekimler, sağlık alanında okurlarımızın sorularını yanıtlıyor. Sorularınızı hekimimesoruyorum@aydinlik.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

 

Etiketler Layşmanyazis kan paraziti sinek hastalık