16 Haziran 2024 Pazar
İstanbul 28°
  • İçel
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Sırat Köprüsü’nden Türkiye’yi geçirmek

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

Zaten çok uzun süredir bu konuda düşünmekteydik. Ve seçimler bitip de, Recep Tayyip Erdoğan hayatının en büyük yenilgisine uğrayınca, harekete geçelim dedik. 1 Nisan 2024 günü, saat 00.01 itibarı ile kendimizi Cumhurbaşkanlığına danışman olarak atama dilekçemizi verdik ve kendi dilekçemizi de kendimiz kabul edip, göreve başlamış bulunmaktayız. Öyle Resmi Gazete yayını filan da istemedik, çünkü gerek yoktu. Hâlâ Vatan, Millet, Sakarya diye düşünenlerden olduğumuz için; maaş, ödenek, özel araba, özel sekreter gibi şeylere de gerek duymadık. Neyse ne deyip, göreve başladık.

Ha, bu arada, halen danışman olarak isimlerini bildiklerimize de bir göz atınca, böyle bir atamayı, en az bizim de onlar kadar hak ettiğimizin farkına vardık. Yani, yüksek okul eğitimi ise bizde de vardı. Hem de 3 adetinden. Hem konservatuar eğitimi almışız, kültür konularındaki uzmanlaşmamız için. Hem Mekteb-i Mülkiye bitirmişiz, devlet yönetebilmek için. Öyle şaka da değil yani. Mülkiye, yani AÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi, ta 1850’lerde Osmanlı devletinin yöneticilerini yetiştirmek için kurulmuş ve Atatürk döneminden sonra da, aynı göreve devam etmişti.

KÜLTÜRDEN EKONOMİYE BİLİNMESİ GEREKENLER

Mülkiye’de, Anayasa Hukukunu Mümtaz Sosyal hocamızdan, Türkiye tarihini İlber Ortaylı hocamızdan, Uluslararası İlişkiler konularını Ersin Onulduran hocamızdan öğrendik. Yani devletin müzik ve kültüründen başlayıp, ekonomi ve uluslararası ilişkilere varana kadar uğraştığı her konuda eğitilmişliğimiz de var diyebiliriz, evelallah.

Onun da üzerine, Amerika’da MBA denilen ve Boeing’den Microsoft’a kadar her şirketin üst yöneticilerinin mutlaka elinde olması gereken, İşletme Yüksek Lisansına da sahip olmuşuz. O da yetmemiş, Silikon Vadisi’nde 5 sene geçirip, gelecek yüzyılın teknoljilerine ve Yapay Zeka işlerine de bulaşmışız.

O da az gelmiş olmalı ki, Türkiye’mizin müzik ve kültürü ile Arjantin’den Kore’ye, Hindistan’dan Endonezya’ya 50 ülkede, kırk senedir defalarca dolaşıp durmuş ve uluslararası tecrübe edinmişiz.

Sırat Köprüsü’nden Türkiye’yi geçirmek - Resim : 1

BİZ OLMAYACAĞIZ DA KİM OLACAK!

Yani, böyle bir danışman pozisyonunda, biz olmayalım da kimler olsun ki, bu kadar mürekkep yalayıp dünya tecrübesi edinince? Aynen bu düşüncelerle, 1 Nisan günü saat 00:01’de kendi kendimizin atamasını yapıp göreve başlayıverdik. Memleket aşkı ile, hemen bir “yapılacak işler” öneri listesi hazırladık. Şimdi de, düşüncelerimizi bu köşe yazısı ile sayın Erdoğan’a sunmuş oluyoruz. Önerilerimiz ve bulduğumuz çareler için, beş kuruş da istememekteyiz. Elbette bir atasözümüz “Ucuz Etin Yahnisi Acı Olur” demiş de olabilir, ama olsun. Bizim yahnimiz “bedava” olduğu için bu atasözü bize uygulanamaz herhalde!

Bu kadar laftan ve arzuhalden sonra, gelelim sadede. İşte, memleketin en acil sorunları ile ilgili en acil çözüm önerilerimize. Hayırlı olsun diyerek sıralayalım:

Sırat Köprüsü’nden Türkiye’yi geçirmek - Resim : 2

ON MADDEDE KURTULUŞ REÇETEMİZ

1. Sayın Erdoğan, danışman olarak ilk dileğimiz ve tavsiyemiz, 31 Mart seçim sonuçlarını iyi okuyor olmanızdır. Bu sonuçları, etrafınızda danışman diye gezdirip durduğunuz onlarca kişi ile değil, tek başınıza tahlil etmenizi öneririz. Bu duruma onlar sayesinde düştüğünüzü unutmadan, Türkiye’nin büyük fotoğrafını kendiniz değerlendiriniz, daha karlı çıkacaksınız.

2. Koalisyon yönetmenin zorluğunu, Cumhurbaşkanlığı amblemindeki 16 Türk devletinin kaderlerinden hepimiz bilmekteyiz. Öyle görünüyor ki, sizin koalisyonunuz da, onlarınki gibi sonuna gelmiş görünmekte. 2001 senesinde ABD yapıştırıcısı ile oluşturulan koalisyonunuzda, binbir çeşit kesimin yer almasını belki dert etmediniz o zamanlar. Ama FETÖ’nün darbe girişimi, size sunulan bir alarm zili olarak büyük bir nimet idi. Etrafınızdaki danışmanların yaptığı gürültüler sayesinde, bu alarmı duyamadınız herhalde. Çünkü hem FETÖ’yü, hem de yapıştırıldığınız diğer felaket unsurlarını temizleyip, yüce Türk milletine güvenmek varken, bir dengecilik tutturup bugüne geldiniz. Ve gelinen yerden memnun olduğunuzu da, hiç zannetmemekteyiz.

3. Size seçim yenilgisi verecek en büyük unsurun, ekonomi olduğunu sağır sultan bile belirtmişti aslında. Bir ekonomist olarak konuşursak, Türkiye gibi büyük potansiyeli olan bir ülkede, ekonomiyi iflas ettirmek de büyük bir yetenek isterdi ve sizin ekonomi yöneticileriniz bunu bile başarıyla becerdiler, maşallah. Sokaktaki amcayı, teyzeyi bile dinleseler ve dinleseniz, çözümü size söyleyebilirlerdi. Onlar bile size, “üretim olmadan ekonomi olmaz” derlerdi büyük ihtimalle. Ama siz ve onlar bir ekonomi politikasından bir diğerine koşturup durunca, Türkiye’miz yoruldu, Anadolu ezildi. Ve bugüne geldik hep birlikte. Şimdi yapacağınız ilk iş, etrafınızda ekonomist diye geçinen danışmanları biraraya toplayarak, “bu ne iş yahu?” diye sorup, hemen evlerine göndermek olmalıdır bizce. Yerine gelecek yüzlerce yetenekli ekonomist, sırada bekliyor memleket sevgisi ile. İsim isterseniz, onu da veririz icabında.

4. Dünyanın yarıdan fazlası, BRİCS adı verilen Yeni Dünya Ekonomik Düzenine doğru hızla yol alırken, siz sürekli bir dengecilik içinde 70 yıldır Türkiye’nin elini ayağını bağlayan Batı sisteminden bir türlü boşanamadınız. Atatürk’ten sonra, baskı ile yaptırılan bu zoraki evlilik, zaten çoktan bitirilmeliydi. Ama siz, elinizdeki tarihi imkanları kullanıp “boş ol” diyemediniz Batı’ya. Onlar da, hemen her gün, siyasi ve ekonomik manipülasyonlarla, altınızı oydular. Bu arada Türkiye’nin de altı oyulmuş oldu. Yazık oldu.

5. Daha Bilge Kağan döneminde bile ilişkilerimizin olduğu Doğu dünyasından kopup, bin senedir hem İslam hem de Türk dünyasının celladı rolü oynayan Batı sistemine Türkiye’yi maraba yapmanın ana sorumlusu Menderes bile olsa, siz de 21. yüzyılda bunun devamını sağladığınız için, hem kendi siyasi geleceğinizi, hem de memleketin geleceğini pek fena etkilediniz. Halbuki, yapılacak şeyi, hayatın kendisi göstermekte. Aynen Rusya’nın, İran’ın, Brezilya’nın, Hindistan’ın ve yaklaşık tüm Afrika ülkelerinin yaptığını yapmak: Asya ve Avrasya ile her konuda eşit ilişkiler kurmak ve elele aydınlık günlere yol almak.

6. Batı’nın “hep ben kazanayım” bencilliği ile 500 senedir sömürdüğü milletler, Çin Halk Cumhuriyetinin “sen de kazan, ben de kazanayım” felsefesine doğru yelken açmışlardır ve Türkiye hâlâ bu akıntıya karşı, ters yönde gitmeye çalışmaktadır. Türkiye’nin bu Batı ısrarının sonuçlarını daha nasıl göreceksiniz ve göreceğiz ki?

7. On küsür senedir, Suriye’de sorunlara batmış durumdayız. Suriye devleti ile anlaşıp sınırımızdaki tüm sorunları çözmek, sadece bir aylık bir iş iken, nedendir bu inatlaşmak? 5-6 milyon göçmen Suriyelinin varlığının, size bu seçimi kaybettiren çok büyük bir faktör olacağını, o saygıdeğer danışmanlarınızdan hiçbiri söylemedi mi acaba? Bir ay içinde, herkesin kendi memleketine döneceği bir çözüm kapıda bekliyor senelerdir. Her şeyin normalleşmesini istemiyor musunuz yoksa?

8. Saddam Hüseyin’in hayat hikayesini, bu danışmanların incelemelerini isteseniz, size ilginç manzaralar anlatacaklarından eminiz. Üniter Irak devletinden yaratılan Kürdistan Federal Yönetimi, Türkiye’nin de içine çekilmeye çalışıldığı bir örnek değil midir? Burada üslenen PKK, burayı yöneten ABD danışmanları ve üsleri sayesinde, hem Suriye’yi hem de memleketimizi perişan etmiyor mu? 40 senedir 40 bin şehit vererek ve milyarlarca dolar harcayıp, ufkumuzu daraltarak vakit geçirmekteyiz. Bunun bir sonu olmayacak mı? Bölgesel komşularımızla, eşit temelde ilişkilerin, bizi ve onları Batı’nın “Haçlı Seferleri”ne karşı koruyacağını anlatmıyor mu bu danışmanlarınız size? Selahaddin Eyyubi olmak varken, neden Rıza Pehlevi olasınız ki? Haksız mıyız?

9. Elhamdülillah, bu memlekette hepimiz müslümanız. Kimimiz biraz daha fazla, kimimiz o kadar değil. Ama Türk-İslam kültürü içinde yetişen nesilleriz. Kimsenin din konusunda kimseden alıp veremediğinin olmadığı, güzel bir kültüre sahibiz. Tribünlere oynamak adı altında, din üzerinden siyaset yapma tuzağına düşmeyelim demiyor mu, bu danışmanlarınız size? Bu konuda bile, bir ileri-iki geri gitmenin mantığı var mıdır? Varlıkları geçen yüzyıllara ait olması gereken tarikatlar ve şeyhler ile ne işimiz olabilir ki 21.yüzyılda? Bırakın insanlar inanç işlerini evlerinde yapsınlar, binlerce senedir yaptıkları gibi. Onları siyasi amaçlarla sürece dahil etmek, iki ucu keskin kılıç gibi değil mi? Bakın 2002’de koalisyon yaptığınız Fethullahçılar da, Süleymancılar da, zamanı gelince nasıl altınızı oyup sizi de, memleketi de yok etmeye çalışıverdiler?

Sırat Köprüsü’nden Türkiye’yi geçirmek - Resim : 3

10. Son maddede, 40 senedir Batı dünyasının hemen her ülkesinde dolanıp duran, bizzat yaşayan ve sizinle tam da aynı yaştaki bir vatandaş olarak, rapor etmek isteriz ki, Mehmet Akif Ersoy çok haklıydı, “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” analizi ile. Hem de 100 sene öncesinden! Eğer en kısa zamanda yönümüzü değiştirsek ve ait olduğumuz Doğu’ya yönelsek, yukarda bahsettiğimiz ekonomi, din, kültür ve sosyal sorunlarımızın en kısa zamanda çözüleceğini ve Türkiye’nin asıl potansiyelini keşfedeceğine, yürekten inandığımızı ifade etmek isteriz. Ve işin açıkçası, Selahaddin Eyyubi olabilmenin başka bir yolu da bulunmamaktadır günümüzde. Dengecilik, içinde fena bir miktarda dengesizlik virüsü taşıyan ve çok yorucu bir garip uygulamadır. Son Osmanlı hanedanının bile beceremediği ve memleketin adeta yok olmasına yol açan dengeciliğin, 21. yüzyılda işe yarayacağını düşünmek ise abesle iştigaldir bizce.

İŞİMİZ BİTTİ, HAYDİ BİZE EYVALLAH!

Böylece, demek istediklerimizi, cümle aleme kendimizi danışman ilan edip, söylemiş olduk. Şimdi ise istifa zamanı. Biz düşüncelerimizi ifade ettik, bittik. Elimizde yetki olsa bunların hepsini memleket aşkı ile uygulardık, ama maalesef, biz 85 milyondan sadece biriyiz. Hükmümüz ancak bu kadar gibi, yani aslında yok gibi. Yine de, bu topraklara olan vatan sevgisinin bir ifadesi olarak, kendimizi bir saatliğine danışman yaptık ve diyeceğimizi söyleyip, sahneyi terk ediyoruz. Kusurumuz varsa affola!

Edip Harabi erenler soylamış, bakalım ne soylamış bu konuda:

“Kandil geceleri kandil oluruz, Kandilin içinde fitil oluruz

Hakkı göstermeye delil oluruz, Fakat kör olanlar görmez bu hali”

Sırat Köprüsü’nden Türkiye’yi geçirmek - Resim : 4

Recep Tayyip Erdoğan Resmi Gazete Atatürk Osmanlı