Aydınlık, günümüzün Nusret’idir

Çanakkale Savaşlarının iki sembol birliği vardır... Deniz cephesinin yıldızı Nusret’tir! Maharetle döşediği 26 mayın ile düşman donanmasını denizin dibine göndermiştir. Müttefiklere Çanakkale’nin denizden geçilemeyeceği mesajını güçlü bir şekilde vermiştir...Kara savaşlarının göz kamaştıran birliği ise 57’nci Alay’dır. Mustafa Kemal bu alaya ölmeyi emretmiştir! Conkbayırı’nda neredeyse alayın tamamı şehit olmuş ama bu efsane birlik düşmanı söküp atmıştır. Bir anlamda muharebenin kaderini değiştirmiştir...Bu alayın ölümsüz kahramanlarından birisi de Kıdemli Yüzbaşı Vasfi Bey’dir. Çanakkale’de şehit düşmüştür. Vasfi Bey Ulusal Kanal’da bizi bilgilendiren Aydınlık yazarı Şule Perinçek’in öz dedesidir. Vasfi Bey’in manevi mirasının temsilcileri bugün de vatan nöbetindedir... TBMM HALKÇILIK BEYANNAMESİKurucu Atalarımız 95 yıl önce, 18 Kasım 1920 günü bir “Halkçılık Beyannamesi” yayımladı... Son kerte ilginç ve dikkat çekici bir belge! Muhteşem bir durum tespiti: “TBMM Hükümeti, milletin hayat ve bağımsızlığına suikast eden emperyalist ve kapitalist düşmanlarının tecavüzlere karşı...” şeklinde devam edip gidiyor.Atalarımızın kafası hiç de karışık değilmiş! Anadolu’yu kirli postalı çiğneyen ve Sevr’i dayatan emperyalizm ile üretimi sıfırlayarak Osmanlı’yı kurda kuşa yem eden kapitalizm belasını müthiş bir öngörü ile tespit etmişler...Bugün de emperyalizm PKK kıyafeti ile ülkemizi bölmek için üzerimize çullanmakta, kapitalizm, borç batağına düşürdüğü Türkiye’nin ipini çekmek için uygun zamanı kollamaktadır... GÜNÜMÜZÜN NUSRET VE 57’NCİ ALAYIİşte bu ahval ve şerait içinde ülkemize kol kanat geren iki güzide basın kuruluşu vardır... Hem emperyalist hem de kapitalist düşmanlarımızın karşısına dikilmiştir!Aydınlık gazetesinin başyazarı Doğu Perinçek’in köşesinin adı, “Rota”dır. Amiral Cem Gürdeniz, “Mavi Vatan” adlı köşesinden okuyucularına seslenmektedir... Bendenizin köşesinin adı “Bismillah Vira”dır... Aydınlık, günümüzün Nusret’idir... Türk basını, Amiral gemisi de dâhil limanda mışıl mışıl uyurken, Aydınlık hırçın dalgaları yara yara, fırtınalara meydan okuyarak seyrine devam etmektedir. Emperyalist ve kapitalist düşmanların muhtemel rotalarına mayınları birer birer döşemektedir...Ulusal Kanal 24 saat görev başındadır... Türkiye’ye yönelik en küçük tecavüzde ortalığı ayağa kaldırır! Düşman bu kutsal kanalın kameralarının görüş alanından bir saniye olsun kaçamaz! Muhabirini, kameramanını hiçbir güç durduramaz! Can Karadut, bir yolunu bulur; size mutlaka ulaşır... Hem Türkiye’yi hem de dünyayı bir radar gibi tarar... Düşmanın kirli oyunların bozar ve herkesin anlayabileceği sadelikte sergiler! 57’nci Alay gibidir; çünkü tüm ekibi saf dışı kalsa bile yayın asla durmaz; küllerinden yeniden doğar ve bayrağı yere düşürmez!Aydınlık ve Ulusal Kanal dosta güven, düşmana korku salan iki yıkılmaz kaledir! Kurtuluş Savaşı’nda Hâkimiyet-i Milliye neyse, günümüzde de Aydınlık ve Ulusal Kanal odur! WASHİNGTON PORTAKALITürkiye’deki bütün basın ve yayın organları az ya da çok bir merkezin denetimi altındadır. Antalya portakalı olarak ortaya çıkar, caka satarlar... Havalarından, süslü laflarından geçilmez... Çok geçmeden Washington portakalı oldukları anlaşılır! Sadece AKP’ye muhalefet edip, emperyalist çetelere selam duranlar kendilerini Cumhuriyetçi (!) basın olarak pazarlarlar... HDP, PKK ve FETÖ ile kol kola girenler sol basın olarak topluma pompalanır!Holding basını, yandaş basın, TMSF basını derken, kesif sis nedeniyle önünüzü göremezsiniz. Belki de gazete okumayan, televizyon seyretmeyenler daha şanslıdır... En azından yanlış bilgilendirilmez, yabancıların çıkarlarını savunan bir çizgiye sürüklenmezler...İşte ecnebi gübrelerin tamamen çürüttüğü bu basın tarlasında kırmız ve beyaz renkli iki nadide çiçek insanın içini ısıtır. Kimse onları etkileyemez! Hiçbir güç odağının önünde eğilmezler... Kimseye diyet borçları yoktur. Tek sermayeleri vatan sevgisidir. Okuyucularının, izleyenlerinin duaları ile nefes alır, onların katkıları ile hayata tutunurlar...Sadece ulusal çıkarlar, milletin refah ve mutluluğu onlara efelik taslar! Efendileri Türk milletidir! Ulusal onurun, milletimizin şeref ve haysiyetinin hizmetkârlarıdır... Bu değerlerimize bir saldırı olduğunda, Aydınlık manşetinden, Ulusal Kanal beyaz camından öyle bir kükrer ki mütecavizin ayakları yerden kesilir... Düşmanı iki seksen yere sermeden peşini bırakmazlar!Onları çıkarın, geriye gerçek anlamda “basın” diye bir şey kalmaz! Ulusal çıkarlar yağmalanırken, halkımız tekmelenirken, pabucun pahalı olduğu gören Türk (!) basını arazi olmuşken, Aydınlık ve Ulusal Kanal tekmeye kafa uzatarak topa girer... Diğer yayın organları külhanbeyidir ama Aydınlık ve Ulusal Kanal mahallenin kabadayısıdır... Kuru gürültüye pabuç bırakmaz! Emperyalist çeteler bile onlara vız gelir, tırıs gider! NİÇİN AYDINLIK VE ULUSAL KANALUlusal çıkarları merkeze koyan ve bundan asla taviz vermeyen başka bir yayın organı yoktur... Ayrıca hem içerde çeteleşen gerici ve bölücülere hem de dışarıda emperyalizme muhalefet etmek yürek ister! Kelleyi koltuğa almayı gerektirir! Eğer böyle bir babayiğit varsa, söyleyin, biz de bilelim...Türk (!) basını sadece aysbergin üstüne bakar. Aysbergin altını size sadece Aydınlık ve Ulusal Kanal gösterir! Bölgesel ve küresel meselelerinin doğasını kavrar, gelişmeleri önceden görme yeteneği kazanırsınız... Zamanınız yoksa Aydınlık’ın sadece ilk sayfasına göz atın; Ulusal Kanal’ın akşam ana haber bültenini izleyin! Bu bile yeter! Diğer tüm basın yayın organlarını okusanız bile bu ölçüde gerçeklere yaklaşamazsınız! Eğer 6 ay düzenli olarak Aydınlık okur, Ulusal Kanal izlerseniz, iç ve dış siyaseti sağlıklı olarak analiz edebilecek bir yetkinliğe ulaşırsınız!Ne mutlu Türk basınına! Hem Nusret’i hem de 57’nci Alay’ı var... Biri kırmızı, diğeri beyaz! Bir araya gelince Türk bayrağı oluyorlar... Ya onlar olmasaydı!