Başbağlar'ın 29 yıllık yarası: Gladyo silahıyla PKK katliamı

ERCAN DOLAPÇI

Sivas katliamından 3 gün sonra Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyü'nde PKK katliam yaptı, 33 vatandaşımız yakılarak ve kurşuna dizilerek şehit edildi. Baskın en tipik ‘Süper NATO’ Gladyo eylemiydi. Sivas’ta gericiler, Başbağlar’da ise PKK kullanıldı. Amaç ‘Kırmızı Bölge’de derin bir çatlak açarak, Türkiye’yi çatlağın içine itmekti! Tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi… Türk halkı bu oyuna gelmedi. FETÖ gazeteleri her iki olayı da ‘Ergenekon’a bağlamaya çalışarak eylemin merkezini perdelemek istedi.

VAHŞİCE KATLETTİLER

Erzincan'a 204 km uzaklıkta bulunan Barasor Vadisi'nin en son köyü Başbağlar'a gelen PKK'lı 100 terörist, o sırada yatsı namazında bulunan köyün erkeklerini bir alanda topladı. Meydanda yaklaşık bir buçuk saat süren PKK propagandasının ardından, katiller seçtikleri erkekleri köye 100 metre uzaklıkta bir kavaklığa götürdü, 28 vatandaşımızı kurşuna dizdi. Köyde 214 haneyi, cami, okul ve halk evini kundakladı. Dört yurttaşımız da yakılan evlerde  can verdi.

KÖYLÜLER 'PKK' DEDİ

Başbağlar katliamından kurtulan Hüseyin Keskin yaşadıklarını Aydınlık’a şöyle anlatmıştı: “Akşam namazı sırasında gerilla kıyafeti giymiş ikisi kadın, çok sayıda kişi camiyi bastı. Köyün 50 metre dışındaki kayalığa götürdüler. Daha sonra 2 kadın evlere giderek, kadınları ve çocukları da getirdi. Bizi bir süre sağa sola koşturdular. Aradan yarım saat geçtikten sonra gür bir ses ‘Ateş serbest’ diye bağırdı. O anda kurşunlar yağmaya başladı. Her taraftan kan fışkırıyordu. Daha sonra ölmeyenleri de öldürüp, 80 haneli köyün 50’sini ateşe verdiler. Ben saldırıdan ölü numarası yaparak kurtuldum.” 

PERİNÇEK KIŞKIRTMAYA İŞARET ETTİ

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 7 Temmuz 1993 günü düzenlediği basın toplantısında şu açıklamayı yaptı: “Hangi örgüt, hangi dava adına yaparsa yapsın, bu eylemin karakteri halk düşmanıdır ve devrim düşmanıdır. Bu eylem, emekçilere karşı yapılmıştır. Bu açıdan, Başbağlar katliamının karakteri, Sivas katliamından farklı değildir. Fark, bu kez sıradan ve yoksul insanların hedef alınmasındadır. Başbağlar Köyü'nde katledilen emekçilerin Türk ve Sünni olması, ayrıca düşündürücüdür.”

Perinçek, 2 Ağustos 2012’de Aydınlık’taki köşesinde Madımak ve Başbaşlar'ı ayırmaya kalkanları uyardı: “Madımak ve Başbağlar’da yarılan veya birleşen bilinç, aslında iki karşıt program, iki karşıt çözümü temsil eder. Türkiye’nin siyasal partileri ve toplulukları, Madımak ve Başbağlar’daki bölünmüş veya birleşik duruşlarıyla nasıl bir toplum kuracaklarını açıklarlar. Bu duruş, bir program ilanıdır. Yarılmış bilinçlerle devrim yapılmaz; ancak köle olunur. Halkı bölerek yapılan eylemlerden halkın bütününü kucaklayan çözümler çıkmaz.”

'KIRMIZI BÖLGE'YE DİKKAT

Ferit İlsever 9 Temmuz 1993 günü Aydınlık’taki “Kırmızı Bölge gerçeği” başlıklı köşe yazısında konuyu kardeşlik temelinde ele alarak şunları vurguladı: “Kemaliye olayı çok tehlikeli bir gidişe ivme veriyor. Sistemli bir etnik arındırma programının parçası olarak Kemaliyelilerin çoğaldığını düşünün. Sonuç 'kırmızı bölge'nin ve giderek Türkiye’nin Yugoslavyalaşmasıdır. Türkler ve Kürtler birliğe mecburdurlar. Hangi milliyetten veya mezhepten olursa olsun emekçiler birliğe mecburdurlar. Ya kardeşlik ya kardeşlik! Yıllarca altından kalkamayacağımız birbirimizi kırma onursuzluğunu yaşamak istemiyorsak başka çaremiz yok. Tarihimiz, coğrafyamız ve aydınlık bir geleceğe olan tutkumuz bize kardeşliği dayatıyor.”