'Ben zaten inecektim'

Trump, Çin’e karşı bir ticaret savaşı başlattı. Çin’in ileri teknolojileri edinip geliştirmesini engellemek amacıyla seferberlik ilan etti. İngiltere 23 Rus diplomatını sınır dışı etti. Türkiye dışındaki Nato ülkeleri, Kanada ve Avustralya’nın da katılımıyla Rus diplomatlarını sınır dışı etme yarışına girdiler. Trump, “Çok yakında Suriye’den çekileceğiz. Biraz da başkaları uğraşsın.” diye bir açıklama yaptı. ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon çevreleri, kendilerinin de bu durumdan Trump’ın açıklaması üstüne haberdar olduklarını bildirdiler. Öte yandan, Trump’la telefonda görüşen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bir YPG Heyetini Elize Sarayında kabul ederek, Fransa’nın YPG’ye olan desteğini yineledi ve Türkiye ile bu terör örgütü arasında arabuluculuk rolüne soyundu.

GERİLEMEYİ FRENLEME ÇABASI

Aslında bütün bu gelişmelere bütüncül bir nitelik kazandıran ve artlarındaki mantık kurgusunu açığa vuran yaklaşım, Trump tarafından Aralık 2017’de açıklanan “ABD’nin Ulusal Güvenlik Stratejisi” başlıklı belgede mevcuttur. Belge, ABD’nin bütün alanlarda gerileyerek “dünya liderliği” konumunu yitirmiş olduğunu açıklıkla dile getirmektedir. Hedef, Amerika’nın gerilemesini frenlemek ve “dünya liderliği” konumunu yeniden elde etme girişimleri için görece daha elverişli bir ortam yaratmaktır. Önerilen çizgi de, inisiyatifi ABD’nin elinden almış olan bütün güçlere her alanda zorluk çıkarmak ve Amerika’ya olan getirisi açısından artık işlerliğini yitirmiş olan neoliberal uluslararası düzenin ABD’ye olan yükünü azaltmaktır.

ABD’NİN YENİ MEVZİSİ

Amerikan strateji belgesi, İran ve Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni düşman ilan etmenin yanı sıra, başta Çin ve Rusya olmak üzere, “Amerikan değerlerini paylaşmayan” bütün ülkeleri ABD’nin karşı safına yerleştirmektedir. Diğer bir deyişle, ABD, “kendi değerlerini paylaşan” ülkeler mevzisine geri çekilmektedir. Karşı cephede bir ayrım gözetmeksizin daha dar bir mevziye geri çekiliş, ABD’nin gerilemesini yavaşlatarak durdurma hedefiyle uyum halindedir. Öte yandan ABD bölgemizde de başkalarını sahaya sürme çabasını sürdürmektedir.

AMERİKA'NIN KAYGISI

Amerika, Zeytin Dalı Harekâtı’na engel olamamıştır. Bu harekâtta Türkiye’ye PKK-PYD aracılığıyla ağır kayıplar verdirme çabası da sonuçsuz kalmıştır. Bu harekâtın başarısı yalnızca bölücü terör örgütüne ağır bir darbe indirmekle kalmamış, aynı zamanda Amerika’nin PKK-PYD nezdindeki “güvenilirliği”ni de büyük ölçüde aşındırmıştır. Türkiye’nin Sincar’ı PKK’dan temizleme hedefi karşısında ABD’nin ileri sürebildiği itiraz, Irak hükümetinin izni koşulunu getirmekten ibaret kalmıştır.
Amerika, sahada Türkiye ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçınmaktadır. Çünkü mevcut koşullarda böyle bir çatışmanın tetikleyebileceği kontrolsüz bir tırmanışı göğüsleyebilecek bir durumda değildir. ABD’nin strateji belgesinin değindiği önemli noktalardan biri, “bölgesel güç dengelerindeki bir değişimin dünya çapındaki dengeleri değiştirmesi” olasılığıdır. Onun için Amerika, Suriye’de sahada çıplak gözle görülecek açık bir yenilgiye uğramanın dünya çapında yol açacağı zincirleme tepkilerden kaygı duymaktadır. Trump, bir yandan sahaya “emperyalist değerleri” paylaşan başkalarını sürmeye çalışırken, diğer yandan da Amerika için “itibar kaybını en aza indirecek” bir çıkış yolunu açık tutmaya çabalamaktadır.
Karakaçan Nasrettin Hoca’yı sırtından atmış. Hoca da, etrafına toplanıp gülüşen çocuklara “ben zaten inecektim” demiş.