Bilirkişilik, kamulaştırma ve eğitim

Hukuk sisteminin işleyişinde savcı, yargıç ve avukatlar önemli aktörler olarak öne çıkarken, bunlar kadar sistemin işleyişinde etkili olan bilirkişiler ve bilirkişilik kurumu kamuoyu gündemine fazla gelmemiştir. Gerçekte, adaletin gerçekleşmesinde diğer aktörler kadar etkin olan bilirkişilik kurumu, yargı çevreleri başta olmak üzere, davalara taraf olan vatandaşlar tarafından, bazen de ağır şekilde eleştiri ve tartışma konusu olmuştur. Nitekim bu tartışmaları sonlandırmak ve özellikle de bilirkişilik kurumunu temelli bir yapıya kavuşturmak amacıyla 3.11.2016 tarihinde 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu çıkarılmıştır. Bir hukukçu olmadığımızdan, kanunun içeriği ve kapsamını hukuki açıdan tartışmak doğru olmayacaktır. Bu çerçevede, sadece yasal düzenleme ile tüm sorunların çözülemeyeceği gerçeğinin altı çizilebilir.

KAMULAŞTIRMA BİLİRKİŞİLİĞİ VE EĞİTİM

Tarımsal değerleme konusunda çalışmaları olan bir akademisyen ve bir eğitimci olarak, konuyu kamulaştırma bilirkişiliği ve eğitim açısından ele almayı uygun bularak, bazı noktalara değinmenin yararlı olacağı düşünülmüştür. Tarım açısından, başta üretimin ana unsuru olan arazi olmak üzere tarımsal taşınmazların kamulaştırılması bilirkişilik konularının başında gelmektedir. Bu alanda bilirkişilik kurumu işletilmesinde adli konular dışında, akademik meslek odalarının katkısı olagelmiştir.

Meslek odaları eğitim açısından lisans diplomasını uzmanlık için yeterli bularak, kısa kurslarla bilirkişilik yetki belgeleri vermişlerdir. Bilirkişi listeleri hazırlama, ücret saptaması gibi fonksiyonlarda odalar tarafından yerine getirilerek, konuya önemli ölçüde odaların bir gelir kaynağı olarak bakılmıştır.

Yeni yasanın bu konuda önemli bazı değişiklikler getireceği anlaşılmaktadır. Öncelikle liste yapma, kayıt ve sicil tutma işlemleri, Bilirkişilik Bölge Kurulları, bunların olmadığı yerlerde adli veya idari yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonlarına bırakılmaktadır. Yasa, zorunlu bir bilirkişilik temel eğitimi kurumu getirmektedir. Henüz bunun kapsamı ve nasıl gerçekleştirileceği konusunda bir açıklık bulunmamaktadır. Diğer önemli bir değişiklik, özel kişiler yanında bu fonksiyonu yerine getirebilecek, tüzel kurumların varlığına yasal dayanak getirilmesidir.

Kamulaştırma kanununda yapılan değişikliğe göre, bilirkişi kurulunun, kamulaştırmaya konu olan yerin cins ve niteliğine göre en az 3 kişi olması gerekmektedir. Bu 3 kişiden birinin de taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi zorunlu hale getirilmiştir.

Konunun geliştirme değil değerleme olduğu ve akademik kariyer yapanlarla SPK değerleme uzmanlığının eşit tutulması konularında eleştirimizi saklı tutarsak, daha önce kapalı bir şekilde zikredilen akademik kariyerin hatırlanması da olumlu bulunmuştur. “Bilirkişilerin uzmanlık alanları, kamulaştırılacak taşınmazın niteliği göz önüne alınarak belirlenir” ifadesi ile yine sadece lisans diplomasının ve beş yıllık kıdemin esas alınacağı anlaşılmaktadır.

Burada lisans düzeyinde değerleme konusunda bazı krediler alma gibi bir zorunluluk olmaması, eskiden olduğu gibi bir eksikliktir.

ZİRAATÇILARA ÖNERİLER

Bilirkişilik ilgili alanlarda uzmanlık gerektirdiğine göre, uzmanların demokratik-bağımsız örgütlerinin daha etkin olduğu bir yapının oluşturulması önem taşımaktadır. Kuşkusuz eski yapının aksayan yönleri olmakla birlikte, bilirkişilik kurumunun işleyişinde akademik meslek odalarının temsil ve katkısının, Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği’nin, merkezde 29 kişiden oluşacak Bilirkişi Danışma Kurulu’nda sadece tek bir üye ile temsiliyle sınırlı kalması bu açıdan sorunludur.

Diğer mühendislik alanlarının değerlendirilmesini ilgililere bırakarak, ziraatçılar için dünyada bulunan alternatif örgütlenme örneklerinin varlığını hatırlatmakta yarar vardır.

Bu yolla bilirkişilik kurumunun işlemesine daha etkin katılımın sağlanacağı kesindir.

Bu örneklerden birisi, İngiltere’deki Tarımsal Değerleme Uzmanları Merkez Birliği’dir (The Central Association of Agricultural Valuers-CAAV). İkincisi ise, ABD’de bulunan Amerika Tarım İşletmesi Yönetici ve Kırsal Değerleme Uzmanları Derneği’dir (American Society of Farm Manegers and Rural Appraisers).

Bu örgütler de Türkiye’de tarım dâhil her alanda kendini yetkili kılan ve halen 4125 üyesi olan Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB) gibi, Değerlendirme Birlikleri Avrupa Grubu’nun (The European Group of Valuers Associations -TEGOVA) üyesidir.

Tarım konusunda lisans eğitimi yapan, mevcut dokuz-on bölümde, program yapan yetkililer ve mezunlar bilirkişilik konusunda çok istekli olurken, lisans düzeyinde bir kredilik dersi bile almaktan kaçınmamalıdırlar. Ayrıca, ilgili bölümlerde tarımsal taşınmazlar ve zarar-kayıp değerlemesi, tarımsal sigorta vb. bilirkişilik konularında lisansüstü eğitim ve araştırmalara önem verilmesi de gerekmektedir.

Bizden yazması!