Bir kez daha 15 Temmuz ve Sakarya Savaşı

Dün bu köşede yayımlanan “FETÖ Darbesinin bastırılması ve Sakarya” başlıklı Rota, geniş yankı uyandırdı. İzmir Kemalpaşa ilçesi Sarılar köyünden Avni Ozan kardeşim aradı, sabah köy kahvesinde tartışılmış. Köylü, olaylara çok sade bakıyor. Doğruları kabul etmede rahat.

BEKO AVŞAROĞLU’NUN ELEŞTİRİSİ

E-postalar da geldi. Beko Avşaroğlu, şöyle yazıyor:

“Yukarıda bağlantısı verilen yazınız güzel de, her zaman yaptığınız gibi, AKP iktidar ayağını unutuyorsunuz. AKP iktidarı darbe bastırılana kadar neredeydi. Bugüne kadar AKP içindeki Gladyo’nun siyasi ayağı nerede? Mafya tarikat ve siyaset üçgenine dayalı, AKP’nin emperyalizmle bağı devam etmektedir. Bu bağı mücadele hedefinin içinden çıkarırsak mücadele soyut kalır. Çünkü saydığınız ABD ile mücadele alanlarının ilişkisini R. T. E yönlendirmektedir.

“Muhalefetin yaptığı yanlış, Türkiye Cumhuriyeti’nin emperyalizmden kurtulması ve bağımsızlık konusunda özünde mevcut iktidardan farklı bir şey söylememesi, ‘Mevcut iktidar gitsin yerine emperyalizmin temsilcisi olarak iktidara biz gelelim’ diyorlar.

“Mevcut iktidarın ne yaptığını ve ne yapmak istediğini öncelikle doğru analiz edip ortaya koyup, iktidara karşı CHP’nin yapmadığı muhalefeti veya yapamadığı muhalefeti sizin yapmanız gerekiyor. Aksi durumda Osmanlıcı ve şeriat özlemi olan, laiklik karşıtı odak olmuş AKP iktidarına karşı olan tüm kesimlerin yanlış politikalara savrulması gayet doğaldır.

“Siz iktidara yönelik eleştirel bilgi sunduğunuz oranda ikna edici olabilirsiniz.”

AHMET OKMAN’IN ELEŞTİRİSİ

“Bugün Atatürk devrimciliğinin sınav verdiği cephede; Yobazlıkla, Kuran kursları ve İmam Hatipçilikle mücadele edenlerin, Milli Eğitim yerine Diyanete gömülen vergilerimizi ortaya koyanların, TC’nin ulusal gelirini çalıp çırpan, saraylara gömen araba ve uçaklarda çarçur edenlerle mücadele edenlerin olmayışı, ne acı değil mi? “Atatürk sağ olsaydı bu ayak bağlarının akıbetini de bir gün anlatmanızı umarak yazımı bitiriyorum.”

ABD EMPERYALİZMİNE KARŞI MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ BAŞARISI

31 Ağustos ve 2 Eylül günü bu köşede şu saptamada bulunmuştuk:

Bir: 15-16 Temmuz gecesi, Türk-Amerikan Savaşının doruğudur. Bir tür Sakarya Savaşı! Eğer kaybetseydik, düşman Ankara’yı ele geçirecekti. Bizlere de sanırım dağa çıkmak kalacaktı.

İki: 1945 sonrası süreçte Atatürk Devrimi açısından en tarihsel olay, en büyük başarı nedir diye sorarsanız, işte 15 Temmuz Darbesinin ezilmesidir. ABD, o gece savaşı kaybetti, savaşı kaybetmenin ötesinde Türkiye’deki silahlı gücünü kaybetti. (Kuşkusuz 1960 Devrimi de 1945 sonrasında Türkiye’nin önünü açtı, emekçi halkın sahneye çıkması için elverişli koşullar getirdi. Ancak 1960 Devriminde Türkiye, ABD emperyalizmi ile silahlı mücadele mevzisinde değildi. ABD Gladyosu ile silahlı bir hesaplaşma olmadı.)

Üç: 15 Temmuz zaferinin değerini bilmeyen bir kısım Atatürkçüler var. O sevinci paylaşamayanlar var. Oysa Atatürk Devrimi, öncelikle bağımsızlıktır, vatan bütünlüğüdür ve “Şeyhlerin, dervişlerin, müritlerin, cemaat mensuplarının olmadığı” bir Türkiye için mücadeledir. Bugün Atatürk Devrimciliğinin sınav verdiği cephe, 15 Temmuz cephesidir, Fırat Kalkanı’dır, Zeytin Dalı Harekâtı’dır, FETÖ’nün ve diğer tarikatların temizlenmesidir, Ege ve Doğu Akdeniz’de ABD ve İsrail tehdidine karşı konumlanmaktır.

ÖNCE KONU DİSİPLİNİ

Burada 15 Temmuz FETÖ Darbesinin bastırılmasının tarihsel önemini saptıyoruz. AKP hakkında bir değerlendirme yapmıyoruz. Aslında darbeyi bastıran gücün Türk milleti ve Türk Ordusu olduğunu vurgularken, AKP’nin ve Tayyip Erdoğan’ın konumunu da belirlemiş oluyoruz. Okuyucularımız ise, konu dışına çıkarak saplantılarını dile getiriyorlar. İsterseniz bamya nasıl toplanır konusunu tartışınız, eğer konuyu Tayyip Erdoğan’a vurmadan inceliyorsanız, saplantı içinde olan dostları ikna etmeniz mümkün değildir. Onların bu dünya ve bu Türkiye konusunda tek bir fikirleri var: “Tayyip Erdoğan çok kötü bir adamdır.” Yaşanan maddî süreçlere ilişkin başka hiçbir görüşleri yok. Olması da gerekmiyor. Çünkü gerçeklerle, olgularla bir ilgileri bulunmuyor.

FETÖ DARBESİNİN BASTIRILMASI MÜCADELESİNİN NERESİNDEYİZ

Yayımladığımız okuyucu mektuplarında da görüyoruz. Bir kısım Atatürkçülerimiz, FETÖ Darbesini bastıran Türk Ordusu ve Türk milletinin cephesinde değiller. Hatta o cepheyi Tayyip Erdoğanlara terk etmiş durumdalar. Hatta biraz utangaç bile olsa, o darbenin bastırılmasına karşı konumdalar.

BU NASIL ATATÜRKÇÜLÜK

Peki bu nasıl Atatürkçülüktür? ABD emperyalizminin Gladyosu, ABD’ye bağımlı FETÖ cemaat örgütlenmesi, Ankara’yı ele geçirmek için darbe yapıyor. Bizim yüzeysel Atatürkçüler, o darbeye karşı mücadele etmiyor, dahası o gece göbek atıyor ve bugün de bir fırsat kaçırmış olmanın üzüntüsü içindeler. Bunlar gerçek! Hâlâ FETÖ darbecilerini kurtarmak için gayret göstermeleri ve HDP ile aynı cephede olmaları ibretlik bir durumdur!

ATATÜRK DEVRİMİNİN PROGRAMI

Atatürk Devrimine gelince, iki maddelik bir programdır.

Birinci madde: bağımsızlık ve toprak bütünlüğü. Bugünkü mevzi: Fırat Kalkanı’dır, Afrin’dir, Doğu Akdeniz’dir.

İkinci madde: Ortaçağ ilişkilerinden kurtulmaktır. Kısacası “Şeyhlerin, dervişlerin, müritlerin, cemaat mensuplarının olmadığı” bir Türkiye için mücadeledir.

Bugünkü mevzi: 15 Temmuz darbesinin bastırılmasıdır, FETÖ’nün, tarikat ve cemaat ilişkilerinin temizlenmesidir. Okuyucumuz “Kur’an Kursları’ndan, İmam Hatip Okulları”ndan niçin söz etmediniz diye eleştiriyor. 15 Temmuz Darbesine karşı mücadeleyi konuşurken, Atatürk Devrimi Programının iki temel maddesini belirtiyoruz. Ayrıntılara girmiyoruz.

YAKIN TARİHİMİZİN ORTAÇAĞ İLİŞKİLERİNE KARŞI EN ETKİN MÜCADELESİ

Okuyucularımız, Ortaçağ ilişkilerine karşı mücadele cephesinde olsalar, 15 Temmuz Darbesine karşı açık, kararlı bir tavır alırlar. Türkiye’nin yakın tarihinde hiçbir mücadele, Ortaçağ ilişkilerine 15 Temmuz Darbesinin ezilmesi kadar ağır darbe indirmemiştir. FETÖ bağlantılı 30 bin subay ve astsubay Ordu’dan, 14 bin polis Emniyetten, 4 bin yargıç ve savcı Yargıdan, toplam 120 bin memur kamu idaresinden temizlendi. Yüzeysel Atatürkçüler, bu temizlikten niçin rahatsız, anlayan var mı?

TAYYİP ERDOĞAN’A DÜŞMANLIK SAPLANTISINI PAYLAŞMIYORUZ

Vatan Partisi’nin programı, Atatürk Devrimini tamamlama programıdır. O açıdan ne yapıp yapıp Tayyip Erdoğan’a vuracağız diye bir saplantımız yok. Türkiye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü ve Ortaçağ ilişkilerinin temizlenmesi cephesinde en kararlı, en tutarlı mücadeleyi veriyoruz. Zafere kilitlenmişiz, başka deyişle Türkiye’nin bağımsızlığına ve Ortaçağ ilişkilerinin temizlenmesine! Hiç kimse bizden Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenip, saplantıların esiri olmamızı beklemesin.