Bölgesel işbirliğinin harcı: GÜVEN!

Rusya, Türkiye, İran, Irak, Suriye arasındaki ilişkilerin gelişmesinden herkes memnun. Bunu İran’da bizzat yerinde gördüm. Hem devlet katında, hem de halk içinde destek tam.
Barzani’nin bağımsızlık(!) girişiminin çökmesi, Esad yönetiminin zaferleri de moral vermiş.
Ancak her şey bitmiş değil. Geçmişte yaşananlar herkesi temkinli olmaya yöneltiyor. Atılacak adımlarda bazı tereddütlerin yaşandığı bir gerçek. Bir haftalık İran ziyaretimde bunu açıkça gördüm.

İRAN’DA YAŞADIKLARIM

İran devleti de sokaktaki halk da Türkiye ile yakından ilgili. Türkiye’deki gelişmeleri sıcağı sıcağına takip ediyorlar.
Bu arada, İranlı yetkililer benimle görüşmek istedi. Sabahın 08.00’inde otele geldiler. İranlı gazeteciler de ziyaret ettiler. Ortadoğu’yu, ABD’yi, İsrail’in bölgedeki faaliyetlerini, PKK’yı, 15 Temmuz darbe girişimini, FETÖ’yü... konuştuk.
FETÖ konusunda İran’ın Erdoğan’dan önce uyanmasını gururla anlattılar.

TÜRKİYE’NİN POLİTİKA DEĞİŞTİRMESİ

Türkiye’nin Irak, Suriye, İran politikasındaki değişikliği çok olumlu buluyorlar. Erdoğan’daki değişimi çok yakından izliyorlar. Ama öyle sorular yönelttiler ki şaşırdım. Bu politika değişikliğinin devam edip etmeyeceği konusunda kaygıları var.
Türkiye’ye güvenmek istiyorlar. Ama kuşkulular. Bunu gidermek için olsa gerek çok ayrıntıya girdiler. Türkiye tekrar eskiye döner mi, onu anlamaya çalışıyorlar.

ABD, NATO

ABD ile ilişkileri izliyorlar. Zarrab davasının, ekonomik sıkıştırmanın,... Erdoğan ve AKP’ye geri adım attırıp attıramayacağını merak ediyorlar.
Türkiye NATO ilişkilerinin geleceğini görmeye çalışıyorlar. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı İbrahim Rahimpour Türkiye-NATO ilişkilerinin öneminin giderek azaldığını vurguladı. Yaşanan gelişmeleri, “Türkiye bir devrim geçiriyor”diye değerlendirdi.
Ama İran yönetiminde kafası karışık olanlar da var.

GİZLİ GÜNDEM ENDİŞESİ

Düşündüklerimi dilimin döndüğünce anlattım. Bölgesel işbirliğinin bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu söyledim. Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı verdiğini, eninde sonunda ona göre davranacağını, bugün yaşananların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini aktardım.
Dinlediler, inanmak istiyorlar. Ama yine de AKP’nin “gizli bir gündemi”olup olmadığını sormadan edemiyorlar.
Anladığım kadarıyla gördüklerinden emin olmak istiyorlar

ŞAM’LA TEMAS

İranlılar Türkiye ile Esad yönetimi arasındaki ilişkileri de önemsiyorlar. Görüştüğüm birçok kişi “Türkiye Şam’la doğrudan temasa ne zaman geçebilir?” diye sordu.
Şam’la Ankara arasındaki ilişkileri düzeltmek için can attıkları çok belli.

İÇ POLİTİKA

Sadece dış politikadaki değil, iç politikadaki gelişmelerle de yakından ilgililer. “İngiltere’nin Cumhurbaşkanı adayı Gül” yazımı okumuşlar. Bu konu çok ilgilerini çekmiş. Ayrıntıları öğrenmek istediler.
Gül konusunda kafalarını net gördüm. Gül’ün ABD ve İngiltere ile yakın dostluğunu ben değil onlar söylediler. Özellikle gazeteciler bir sürü olay sıraladılar. İyi bir çalışma yapıldığı anlaşılıyor.
Muhalefetin son dönemdeki tavırlarını garipsiyorlar. Sık sık “Muhalefet kimden yana?”sorusunu yönelttiler.

GÜVEN

Bölge ülkeleri arasındaki işbirliğinin harcı, GÜVEN. Bu sorun belli oranda aşılsa da yeterli değil. Rusya’nın işin içinde olması rahatlık sağlıyor. Ama esas olan herkesin birbirine güvenmesi.
Önümüzdeki günler kritik. Herkes karşısındakini test edeceği bir dönem. Bu açıkça hissediliyor.
Türkiye için beklenti, Şam yönetimi ile doğrudan ve açık ilişki. Bu gerçekleşirse kritik eşik de aşılmış olacak.
İzlenimim bu..!
ABD de durumun farkında. O nedenle her an provokasyon yapabilir. Herkes dikkatli ve soğukkanlı olmak zorunda.